Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine sorduk.
Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin…

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Edebiyat eleştirisi ve feminist edebiyat eleştirisi bağlamında metinlerin ters köşelerine batan, bilindik zannı taşıyan yanlarının kuyularına düşen/düşüren bir metin olarak Örme Biçimleri / Nurdan Gürbilek.
Kadınları doğurganlıkları ve annelikleri ile tanımlamaya dikkat kesilen kültür ve kuramların merkezine çocuksuzluğu da koyabileceğini gösteren, Tercihen Çocuksuz / Kadınlık Arzuları Değişirken / Pınar Eke.
Menekşe Toprak’ın nitelikli çevirisi, Aslı Güneş’in titiz editörlüğü (Doğan Yayınları’nda editörlüğünü üstlendiği tüm kitapların incelenmesini de öneriyorum) Bir Kadını Görmek; queer edebiyatın önemli ismi, anti-faşist yazar, flanöz ve fotoğrafçı Annemarie Schwarzenbach’ın kadın anlatısı katmanlarını açan/kapatan ve metinde iki novellanın bir arada; arzu, hemcinse duyulan arzu gibi tartışmaları Avrupa faşizminin gölgesinde edebiyata düşürdüğü önemli bir kitap.
Miras, Çağdaş Norveç edebiyatının önemli temsilcilerinden Vigdis Hjort’un travma ve aileyi erkeklik/babalık mefhumlarıyla hakikatten gerçekliğe meylederek anlattığı enfes bir roman.
On Bin Varlık, Aslı Solakoğlu’nun çoklu ve eşzamanlı düşünen kadınların zihinlerini, duygularını ve akıllarını bir bütün olarak yas, travma, babalık ve queer dünyanın sorunsallarına Çin’in güneyinde kadınların yarattığı ve kullandığı, dünyada kadınlara ait tek yazı sistemi olan Nüshu ile kapı araladığı bir metin. Edebi türlerin de eşzamanlı işlediği tek perdelik anlatı.
Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Sanat Kritik ve Metis Yayınları ortaklığında gerçekleştirilen Bilge Karasu Günleri, Nilüfer Belediyesi’nin Cumhuriyetin 100. yılı etkinlikleri kapsamında organize ettiği Edebiyat Savaşta Kurtuluş Yılları Romanları ve Başlıca Yazarları Sempozyumu, Dicle Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Eğitim Fakültesi ve Yabancı Diller Yüksekokulu işbirliğinde dilin toplumsal dinamiklerini ve sosyal etkileşim üzerindeki rolünü incelemek amacıyla Uluslararası Toplumdilbilim Araştırmaları Sempozyumu, Dört Edebiyat Evinin Ortak Programı: Sınırları Aşan Edebiyat Avrupa’daki edebiyat evleri arasındaki bağı güçlendirecek bir ağ kurma hayaliyle Litteraturhuset Oslo (Oslo Edebiyat Evi), Literarische Colloquium Berlin (Berlin Edebiyat Kollokyumu) ve Wêjegeh Amed (Diyarbakır Edebiyat Evi) ile birlikte Nisan 2021’de başlayan Sınırları Aşan Edebiyat programının ilk adımlarının atılmış olması 2023’ün önemli edebiyat etkinlikleri arasındaydı.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Son 5-6 yıldır kâğıt krizi ve ekonomik krizin alt üst ettiği, okurun kitap satın alamadığı, yalnızca bununla kalmayıp işsizlik, toplumsal neşenin kaybı, her türden şiddete tanık olmak gibi mefhumlar sebebiyle okumaktan, sosyalleşmekten ve düşünmekten uzaklaştığı ağır bir dönemi yaşıyoruz. Zaten pek çok sıkıntısı olan yayıncılık sektörü giderek daralan hatta yok olan bir sürecin içinde. Çevirmenler, editörler, yazarlar, depo çalışanları ve tüm bir sektörün öğeleri bu sıkıntılardan mustarip. Örneğin metnini x yayınevine teslim eden yazar iki yılı aşkın sürede iki editörün işten ayrıldığı üçüncü bir editörden olumlu veya olumsuz bir yanıtın gelmesini bekleyebiliyor.
Yayıncılık sektörünün çalışma koşulları çok ağır, belirsiz ve kaotik. Her şey satış odaklı düşünülüyor mecburen. Elbette bu odağı kaydıran ya da tamamen farklı bir yordamdan beslenen politik, kültürel yanları güçlü yayınevleri de var ancak onlar da krizin etkilerinden azade sayılamazlar.
Edebiyat ortamımız toplumsal yapıda gördüğümüz semptomların benzer işlediği erkek egemen bir anlayışa sahip. Dolayısıyla eleştirel bağlamı bu manada da çok zayıf. Büyük erkek yazarlar, kendi coğrafyalarının ötekileştirilenlerine, politikasına ve multidisipliner okumaya büyük oranda açık değiller. Edebiyatı edebiyatla açıklamak hatasına düşüyorlar bu darlıkla bakınca. Queer-feminist hareketin pozitif ve politik anlamda etkilediği yazar, şair, yayınevi vb. sayısı da az değil. Onların varlığı hepimiz için büyük bir umut kaynağı.
