Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Hande Balkız

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Geçen yılki soruşturmada 2021 yılı için çevrimiçi platformların gücüyle iletişim sınırlarının esnediğini ve yaşamlarımızın da görüntülere odaklandığını belirtmiştim. Okumak her ne kadar yalnızlığı, tekilliği işaret eden bir eylem olsa da okuma tercihlerimizi yönlendiren faktörler çoğulluğu işaret ediyor. Günümüzde sosyal medya platformlarının gittikçe artan gücü hayatın birçok alanını etkilediği gibi okuma deneyimlerimizi de etkiliyor. Herhangi bir yazarın veya kitabın sosyal medya görünürlüğünün yüksek olması ulaştığı okur sayısını arttırıyor. Bu durum kendi içinde niteliğe dair sorunlarla farklı birçok yola açılıyor. Farklı ilişki ağları ya da yanıltıcı dayanışmalarla parlatılan metinler göz önünde oluyor; algılarımızı, tercihlerimizi etkileyebiliyor. Dolayısıyla “hak ettiği ilgiyi görmeyen” diye bir ayrım yaptığımızda sanırım sosyal medya görünürlüğü az olanı vurguluyor oluyoruz artık.

2022 yılı güncel edebiyatı eskisi kadar takip edemediğim bir yıl oldu. Kendi çalışmalarım odağında daha çok kuramsal kitaplara yoğunlaşsam da kurmacaları kaçırmamaya gayret ettim diyebilirim. Ancak okuduğum kitapların çoğu 2022 yılı öncesinde yayımlananlar oldu. Çevirisini Gökhan Yavuz Demir’in yaptığı, George Lacoff ve Mark Johnson’ın yazdığı “Metaforlar Hayat, Anlam ve Dil” okumakta geç kaldığımı düşündüğüm bir kitap oldu. Metaforlara dair geniş bakış açıları sunan kitap, dilin hem göstergeler hem de metaforlar sistemi olmasından hareketle metaforların gerçekliğin inşasındaki rolüne doğru genişleyen bir akışla ilerliyor.

Ferit Burak Aydar’ın çevirisini yaptığı, Susan Buck-Morss’un “Görmenin Diyalektiği” adlı kitabı, Walter Benjamin okuyan ve üzerinde çalışanlar için bambaşka ufuklar açıyor. Yazarın belirttiği üzere, Benjamin okurlarının kendi Benjamin’lerini sınayacakları, olgunlaştıracakları bir metin söz konusu.

Ayrıca “Kurmacanın Retoriği” – Wayne C. Booth (çev. Bülent O. Doğan), “Deri-Ben” – Didier Anzieu (çev. Nesrin Tura Demiryontan) ve “Kitle ve İktidar”ı – Elias Canetti (çev. Gülşat Aygen) bu yıl okuduğum ve üzerinde düşünmeye devam ettiğim kitaplar arasında sayabilirim.

Kurmacalarda ise Gerbrand Bakker’in Yukarıda Ses Yok (çev. Türkay Yalnız) romanından söz etmek isterim. Başkişi Helmer etrafında biçimlenen romanda okur geçmişe açılan bir kapıdan başkişiyle birlikte ilerliyor. Helmer zihinsel bir izolasyonla kenarında durduğunu düşündüğü hayatın içine karışmak zorunda kalıyor. Aile, aşk, ilişkiler, hastalık ve cinsellik anlatıda gerilimi sağlayan izlekler olarak beliriyor.

David Grossman’ın Ülkenin Sonuna (çev. Dilek Şendil) romanında Ora, İlan ve Avram’ı birbirine bağlayan hikâyenin arka planında tarihsel gerçeklikler ve siyasal gerginlikler yer alıyor. İnsanları ezen, taraf olmaya iten acımasız koşulların bireylere kurduğu tuzaklar anlatılıyor.

Lyudmila Petruşevkaya’nın Evler, Cinler, Perdeler (çev. Ayşe Hacıhasanoğlu) adlı öykü kitabında kadın karakterlerin merkeze alındığı yirmi öyküyle yazar deliliğin, ölümün, yalnızlığın, haksızlığın, zalimliğin, korkuların, kaygıların gizemlerle iç içe geçtiği anlatı hatları kuruyor. Kimi zaman bu izleklerin kıyısında dolaşıyor kimi zaman da tam ortasına dalıyor. Öteki gerçekliklerin, başka ihtimallerin dile geldiği öykülerde kadın direnci öne çıkıyor.

Yine bu yılın öncesine ait bir öykü kitabı olan Özcan Ergüder’in Maskeli Balo’sunu da anmak isterim. Bengü Vahapoğlu’nun yayıma hazırladığı kitapta Ergüder’in daha önce yayımlanmamış öyküleri de yer alıyor. Ergüder, öykülerinde psikanalize dair bilgi birikimini, varoluşa dair düşünsel süreçlerini kurmacanın kıvamını bozmadan aktarıyor.

2022 yılında yayımlananlar arasında ise hak ettiği ilgiye dair eksiklikten ziyade okuruna ulaşmasını dilediğim bazı kitapları sayabilirim. İlhan Durusel’in denemelerinin yer aldığı Otlar Çağırıyor keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bunda sanırım kişisel tarihime temas eden birçok noktanın bulunması da etkili. Durusel’in hem şiire hem de kurmacaya dair geniş birikimini gösteren denemeler birçok metne dair farklı bakış açıları öneriyor.

Celal Kadri Kınoğlu’nun Armağan romanı da gözden kaçmaması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan biri. İlk roman olmasına rağmen metnin dinlenmiş, kendini bulmuş dili, yazarın tiyatro oyuncusu olması ve daha önce oyun kaleme almış olmasıyla ilişkilendirilebilir. Romanda farklı yazarlara, düşünürlere, müzisyenlere dair listelerin çokça yer alması zaman zaman tempoyu düşürse de metinlerarası ilişkilerle dip manevralar yapan kurmacaları sevenler keyifle okuyacaktır diyebilirim.

Bunlar dışında Halil Yörükoğlu’nun Keşke Yüzüme Baksanız, Tuncer Erdem’in Ben, Bozkır Yeli, Aysun Kara’nın Dünyanın Orta Yeri, Ela Kiçik’in Zenan Kayboldu ve İlay Bilgili’nin Leyla Mektubum eline Ulaştı mı? adlı kitapları hem dil hem de kurgularıyla beğendiğim kitaplar oldu.

Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdir?

2022’de kendimce önemli bulduğum iki durumdan bahsedebilirim. Bunlardan ilki Abdülhak Şinasi Hisar’ın eserlerinin tekrar baskıya girmesi. Önemsediğim ve üzerinde çalıştığım bir yazar olması bakımından sevindirici bir haber. Diğeri ise Ulysses’in 100. yılı olması. James Joyce kendi içimde en çok sohbet ettiğim yazarlardan biri ve 100. yıl benim için ayrıca önem taşıyor.

Nilüfer Kütüphaneleri’nin 2022 yılı boyunca Sait Faik odağında düzenlediği etkinlikleri ve Küçükçekmece Belediyesi’nin edebiyat, sanat odağında düzenlediği etkinlikleri bu yılın edebiyat adına önemli olaylarından sayabilirim.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?

Artarak devam eden ekonomik sorunlar hem kişisel hayatlarımızda hem de edebiyat ortamında birbirine eklemlenen yeni yeni sorunlar üretiyor. Ekonomik engeller okurun da yayınevleri ve dergilerin de önünde bir bariyer oluşturuyor. Derinleşen krizin uzantılarıyla yayınevlerinin, dergilerin kapanması ya da bazı dergilerin –kâğıt vb. sıkıntılar nedeniyle– çevrimiçi yayına dönmesi, bu alandaki tüm emekçilerin hak kayıpları, mağduriyetleri dozu gittikçe artan sorunlar olarak beliriyor.

Çevirmenlerin maruz kaldığı haksızlıklar, yayınevleri ve telif sıkıntıları, farklı sebeplerle parlatılan yazarlar/kitaplar, görmezden gelinen yazarlar/kitaplar her dönem karşılaşılan ve kendini tekrar eden sorunlara örnek verilebilir. İlk soruda da değindiğim üzere özellikle sosyal medya platformlarının illüzyonlarıyla takipçi sayısı-okur sayısı arasında kurulan denklemlerin çok sorunlu olduğunu düşünüyorum. Farklı çıkar ilişkilerine dayalı grupların alkışları yazar için de yanıltıcı yönlendirmeler içeriyor. Eleştirel bakış yoksunluğuyla entelektüel donanım, estetik yapı, nitelik, dil işçiliği geri plana itilirken vasatlık, sıradanlık, kompoziyon eksikliği övülüyor. Özellikle de öyküde gözlemlediğim bir durum bu. Başladığı yerin çok uzağına sürüklenen, bütünlüğü kuramayan, atmosferini yok eden metinlerin yüceltilmesi dikkat çekiyor.

Metin odaklı bir yaklaşımla belirtmek gerekirse özellikle dikkatimi çeken sorunlardan biri de editoryal hatalar. Yazarın dil poetikasının bir yansıması olmadığı belli olan anlatım bozuklukları, yazım ve noktalama yanlışlarının bazı yayınevlerinde sürekli tekrarlanıyor olması dil konusundaki bilgi ve bilinç eksikliğini gösteriyor.