Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız yıl sonu edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Ne yazık ki bu yıl bu soruya hakkıyla cevap verebileceğimi düşünmüyorum. Yakından takip etmem pek mümkün olmadı. Ama ilk olarak 2011’de yayımlanan ve 2022’de yayınevi değiştirerek yeniden basılan Mine Söğüt’ün Deli Kadın Hikâyeleri’ni anabilirim. Ben çok beğendim. Söğüt’ün gayet kendine özgü bir üslubu var. Öyküler de Bahadır Baruter’in çizimleri de çok çarpıcı.
Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?
Büyük edebiyat/yayıncılık olayları bana garip gelen bir ifade, fakat önemli bulduğum bir etkinlikten bahsedebilirim. Türkçe edebiyat metinlerinin yabancı dillere çevrilmesinde hareketlilikler oldu. İngilizce hâlâ ciddi anlamda kısıtlı olsa da artıyor. Almanca, Yunanca gibi dillere çeviriler de beni sevindiriyor. Mesela daha yeni Tutunamayanlar Yunanca basılmış. Türkçe edebiyatın diğer dillerde erişilebilirliği önemli bir mesele ve ne yazık ki hâlâ asgari bir düzeye bile varılabildiğini düşünmüyorum.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?
Çeviriden bahsetmişken oradan devam edeyim. Türkçeye çevrilen metinlerin –okuduğum ve editörlüğünü yaptığım kadarıyla (ve deneyimlerimin kısıtlı olduğunu kabul ederek)– genel olarak çok iyi olmadığını düşünüyorum. Çeviriye ucuza getirilecek bir kalem olarak bakılması sektörü yıpratıyor. Çeviri ve düzeltme süreçlerinde emek harcayan insanların haklarını almakta zorlanmaları da cabası. Çevirilerin ve çevirmenlerin entelektüel birikimin ve edebiyatın önemli bir unsuru olduğu unutulmamalı. Çevirmenler dünyayla bağlantı kurmamızı sağlıyorlar. Bu azımsanacak bir kıymet değil.
