2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Emrah Kurul

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

2025 yılı benim için çok verimli geçmedi maalesef. Okumalarım uzun sürdü, daha fazla seçici davranmak zorunda kaldım. Hem çağdaş hem de çeviri eserler okudum. 2025 yılında okuduğuma çok memnun olduğum ilk eser Ömer Kaya’nın Lafa Boğulmak adlı öykü kitabı oldu. Ömer Kaya, gelenekle yeniliği harmanlamış ve deneysel bir metin ortaya koymuş. Günümüzde birbirine benzeyen o kadar çok metin varken Ömer Kaya’nın bu deneysel öyküleri, çölde vaha görmüş kadar sevindirdi beni.

Beğendiğim bir diğer eser ise Murat Çelik’in Bazı Günlerin Sonu adlı kitabı oldu. Yük Edebiyat’ta da değerlendirdiğim bu eser, yalnızca vaka odaklı olmadan ve bilhassa dile özen göstererek ne kadar iyi bir metin ortaya konabileceğini gösteriyor bize.

2025’te başka bir işe girişip Prosut’un klasiği Kayıp Zamanın İzinde’yi yeniden okumaya başladım. Ne zaman çağdaş edebiyatımızın birbirine benzer metinlerinden sıkılsam Proust’a kaçıyorum ve bundan çok memnunum.

Son olarak Uğur Demircan’ın Makas’ını zikretmeliyim. Klasik tahkiyenin başarılı bir örneği olan Makas’ta yazarın dil-vaka ilişkisini oldukça beğendim.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Bir önceki yıldan çok farklı şeyler olmadı aslında. İntihal söylentileri, sınıfsal edebiyat söylemleri, Orhan Pamuk eleştirileri (ki bence en gereksizi bu) ve her zamanki gibi Türk edebiyatı-Türkçe edebiyat tartışmaları. Bu saydıklarımın dile de edebiyata da en küçük katkısı olduğunu düşünmüyorum. Sosyal medyada edebiyatçılık oynamaktan başka bir işlevi yok bunların.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Edebiyatımızın bence ilk ve en önemli sorunu “adamcılık”. Herkes bir çevre edinme kitap satma peşinde. Kimse doğru söylemiyor ama herkes doğruculuk nutukları savuruyor. Yazar kompleksleri, sahte övgüler, atölye sevicilik, yayınevlerinin ticari kaygılarına kurban giden edebiyat… Türk edebiyatı büyük bir açmazın içinde ve benim geleceğe dair ümidim yok.