Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Zafer Doruk

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Başak Arslan / Sardunyalar Güneşe Bayılır / Sel Yayınları

Başak Arslan’ın, Sardunyalar Güneşe Bayılır adlı kitapta topladığı öyküleri, gündelik hayatın içinden küçük ayrıntılara, aile, birey, insan ilişkilerine odaklanırken, yalnızlığı, umudu, hayata tutunma hâllerini yalın ama etkileyici bir dille ele alıyor. Tıpkı sardunyaların güneşe yönelmesi gibi, karakterler de hayatın zorlukları karşısında ışığı, sevgiyi ve anlamı arıyorlar. Okura hem düşündüren hem de içini ısıtan kısa metinler sunan eser, yalın anlatımı ve duygusal derinliğiyle içimi ısıtan öyküler oldu.

Bir Aşk / Sara Mesa / Sel Yayınevi

Bir Aşk, İspanyol yazar Sara Mesa’nın insan ilişkilerindeki güç dengesizliklerini, yabancılaşmayı ve duygusal şiddeti mercek altına aldığı bir roman. Şehirden uzak, kırsal bir kasabaya yerleşen Nat’ın burada kurmaya çalıştığı yeni hayat, çevresiyle ve özellikle erkeklerle girdiği sorunlu ilişkiler üzerinden anlatılıyor. Mesa, sevgi adı altında normalleştirilen tahakkümü, suskunluğu ve sınır ihlallerini yalın ama rahatsız edici bir dille görünür kılıyor. Bir Aşk, okuru huzursuz eden atmosferiyle, aşk ve rıza kavramlarını yeniden düşünmeye çağıran, diliyle, anlatımıyla bu yılın beğendiğim kitaplar arasındaki yerini aldı.

Cabir Özyıldız / Dünyanın Bütün Karıncaları / Vacilando Kitap

Dünyanın Bütün Karıncaları, Cabir Özyıldız’ın insanın gündelik hayat içindeki kırılganlığını, görünmez emeğini, sessiz direnişini, mahalleyi, sokağı, ezileni, ötekileştirileni merkeze alan öykülerinden oluşuyor. Kitapta sıradan insanların küçük ama anlam yüklü anları, toplumsal baskılar, bireysel sıkışmışlıklar yalın, yer yer ironik bir dille anlatılıyor. Karınca metaforu üzerinden çalışkanlık, kalabalık içinde silinme ve hayatta kalma mücadelesi öne çıkıyor. Özyıldız, yalın anlatımıyla okuru hem düşündüren hem de derinden etkileyen bir öykü dünyası kuruyor.

Buk Tarikatı / Enver Özkardeş / Mahal Kitap

Buk Tarikati Enver Özkardeş’in kara mizah ve yergiyle örülmüş öykülerinden oluşuyor. Yazar, bu öykülerde iktidar ilişkilerini, kör inancı, biat kültürünü, insanın kolayca yönlendirilebilir yanını sert ama ironik bir dille ele alıyor. Gerçekle tuhaf olanın iç içe geçtiği öyküler, okuru rahatsız ederken düşündürmeyi de amaçlıyor. Buk Tarikatı, alışılmış öykü sınırlarını zorlayan, eleştirel ve sarsıcı bir okuma deneyimi sunuyor.

Bu Dünyadır / Ali Çağlar Kale / Parma Yayınları

Bu Dünyadır, gündelik hayatın sıradan görünen anlarından yola çıkarak insanın iç dünyasına odaklanan öykülerden oluşuyor. Ali Çağlar Kale, küçük ayrıntılarla büyük duyguları yan yana getiriyor; yalnızlık, yabancılaşma, umut ve kırılganlık gibi temaları yalın ama etkili bir anlatımla işliyor.

Kitaptaki öyküler, okuru “bu dünya” dediğimiz karmaşık gerçekliğin içine çekerken, hem bireysel hem toplumsal haller üzerine düşündürüyor. Abartıdan uzak dili, atmosfer kurmadaki başarısı ve insan ruhuna yakın bakışıyla Bu Dünyadır, bu yılın beğenerek okuduğum öyküler arasındaki yerini aldı.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Macar yazar László Krasznahorkai, 2025 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

Elif Şafak, Royal Society of Literature başkanlığına seçildi.

İki önemli yazarımızı, Selim İleri’yi ve Pınar Kür’ü yitirdik.

Yavuz Ekinci’nin, bir okur tarafından “roman kahramanı terör propagandası yapıyor” gibi absürt bir gerekçeyle Cimer’e şikâyet edilen Rüyası Bölünenler kitabı hakkında açılan dava ülkemiz adına bir utanç kaynağıydı. Dava zaman aşımından dolayı düştü.

Mine Kırıkkanat’ın Elif Şafak hakkında açtığı intihal davasını istinafta kazanması da edebiyat dünyasında çok tartışılan bir olay oldu.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Edebiyatımızda uzun süredir eserleri olumlu olumsuz özellikleriyle, ayrıntısıyla inceleyen gerçekçi bir eleştirmen eksikliği görülüyor. Edebiyat eserleri üzerine yazılanlar ne yazık ki sırf övgüden ibaret kısa tanıtım yazılarından ileri gitmiyor.

Kitap fuarları birkaç yıldır olduğu gibi bu yıl da nitelikli eserler açısından sönük geçiyor. Yazınsal değeri olan eserlere oranla, özellikle internet ve televizyon kanallarıyla geniş reklam olanakları elde eden piyasa işi diyebileceğimiz popülist kitapların, yazarların ve kırtasiye ürünlerinin fuarlarda öne çıktığını görüyoruz.

Sürekli artan maliyetler ve dijital yayınlar karşısında yaşama zorluğu çeken ve giderek eksilen edebiyat dergilerinin ne yazık ki bu yıl da fire verdiğini görüyoruz; nitelikli dergilerden biri olan Sincan İstasyonu da geçtiğimiz ay son sayısını yayımladı.