Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Öncelikle böyle bir siteyi 18 yıldır yaşattığınız ve bu tür bir soruşturmayı istikrarla devam ettirdiğiniz için tebrik ederek başlayayım. Ben okuduktan sonra duygusunu uzun süre taşıdığım kitaplara yer verdim
Annem öldü mü, Vigdis Hjorth, Çevirmen Dilek Başak (Siren Yayınları). Bu kitabı beğenenlerin daha çok kadınlar olması bir ömürlük anne-kız hesaplaşmasından sağ çıkma(ma)nın sorunsalı olabilir. Geçmişin hatırlandıkça yeniden yazılmasına, hafızanın ve hatıranın mayın tarlasında yürürken travmaların ortaklığına incelikli bir dil ve kurguyla, gayet sade ve kıvamlı bir anlatımla yaklaşılmış;hikâyenin kaldırabileceği kadar bir gerilimle yazılmış. Yazarın Miras kitabı da bu yüzden gönlümü çelmişti.
Dünyanın Bütün Karıncaları, Cabir Özyıldız (Vacilando Yayınları). Cabir edebiyatımıza cümle kapısından hızlıca girdi ve öykü evrenimizi genişletti. Bireyi, yutan ev içlerinden çıkardı, başka dünyaların-sokakların pencerelerini açtı. Ortalık biraz havalandı diyemeyeceğim çünkü karanlık ve karamsar olabilecek konuları tam karnından anlatarak, okuru rahatsız etmeyi başardı. Gösterişsiz bir dil ve oyuncaksız bir kurguyla… Edebiyat yolculuğu uzun ve açık olsun dilerim.
İstanbulin, Ertuğ Uçar (Can yayınları) İstanbul’u bir mimarla gezmek ve onun bizi götürdüğü mekanlara girmek, İstanbul’un bilinmeyen ya da unutulan sokaklarında dolaşmak bana iyi geldi. Sayfalar arasında birden karşıma çıkan çizimleri de çok yalın, çok sürprizliydi. Hikâyeyi kendi kafamda hayal etmemin önüne geçmeyen, dikkatimi çekmek için bağrınmayan çizimler. Eline sağlık!
Doğa Yürüyüşleri, Oylum Yılmaz (Doğan Kitap) Oylum edebiyata, metin mühendisliğine, romana konu olan temalara, o temaların etrafında dolaşan yazarlara derinlikli, incelikli ve her şeyden önemlisi müdanasız bakabilen bir yazar. Metnin doğasıyla, doğanın metne katılımı başta olmak üzere yürürken ve yazarken aklına takılanlar,temel sorunsallar olarak işaret ettiği noktalar beni de doğru zamanlarda dürttü, silkeledi.

Fukaranın Ahı, Başar Başarır (İthaki Yayınları) Dilinin balı baharatı tükenmez Başar Başarır’dan her eve lazım bir kitap. O istediği kadar defter desin (ki o defterin daha ne açılmamış sayfaları var kim bilir) atasözlerini hayatından süzerek ve önümüze forş diye sererek yazdığı harika bir derleme. Okur katkısına açık ve yeni baskılarla zenginleşmesini umduğum, pek faideli bir eser.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Yazmalara doyamayan Selim İleri’nin ve uzun zamandır edebiyatına hasret kaldığımız Pınar Kür’ün bu dünyadan göçtüklerini hemen unutmayalım elbette. Ayrıca Oğulcan Kütük’e İlhan Berk ödülü verilmesi, iki ismin tesadüfen yan yana gelmediğini, şiir tutkusu ve edebiyat terbiyesinden bahsetmemiz için çok geç olmadığını göstermesi açısından yerinde bir karar oldu bence. Üzerinde daha çok konuşulmasını istediğim iki şey daha var; birincisi yeni ve cesur yazarların -özellikle kadınların çoğalması. Bunların içinde Melisa Yılmaz’ın Eşya, Efkar ve Çiçekler kitabı artık olmayan bir yayınevinden çıktı umarım başka bir yayınevi bu genç yazarın edebiyat yolculuğunda ona eşlik etmeye talip olur. İkincisi de Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinin kayyıma karşı onurlu direnişlerini şahane bir etkinliklikler dizisiyle şahlandırmaları. “Özgür, özerk, demokratik üniversite için herkese açık bilim” sloganıyla her pazartesi Taksim’in ortasında adını gördükçe coştuğum ‘Sevgi Soysal Kütüphanesi’nde sunumlar yapılıyor. Bilim diyorlar ama edebiyattan arkeolojiye kadar çok değerli isimleri ağzınız ve defterleriniz açık dinleyebilirsiniz. Eleştirinin azlığından, ‘piyasanın sığlığından’ sızlananlar için tam bir havalandırma dairesi. Üstelik you tube kanalları da var.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Doğrusu hareketli, bereketli bir edebiyat ortamı gördüğümü söyleyemem. Yazarken yalnızlıktan beslenen yazarların kitapları yayınlandığında etrafı birdenbire kalabalıklaşmıyor. Edebiyat algısına/bilgisine ve terbiyesine kefil olduğunuz, eleştirilerinde öznelliğe kaçmadan değerlendireceğine inandığınız birkaç yakın dostun varlığı yetiyor. Zaten üzerinde esaslıca düşünülmüş, yazarın muradı anlaşılmış hissi veren bir tane dahi yazı çıksa şükredecek noktadayız. Yoksa boyuna röportaj verip meram anlatmaktan dilimizde tüy bitiyor!
Herkese neşesini ve umudunu korumak için güç ve sağlıklı yıllar dilerim.
