Abdülkarim Baderkhan, 22 Kasım 1986’da Suriye’de doğmuş şair, çevirmen ve edebiyat eleştirmenidir.

Baderkhan, küçük yaşlardan itibaren edebiyat ve sinemaya ilgi duymaya başladı. 2004 yılında Şam Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi, ancak kısa süre içinde hukuk yerine edebiyata daha büyük bir ilgi duyduğunu fark ederek bu alana yoğunlaştı. İngiliz edebiyatı okudu, çeviri çalışmaları yaptı ve şiir yazmaya başladı. İlk şiiri 2006 yılında yayımlandı. Bu tarihten itibaren Baderkhan’ın şiirleri, savaş, yıkım, göç, kimlik ve yurtsuzluk gibi temalar etrafında şekillendi. Suriye’deki iç savaşın ardından ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı; önce Mısır’a, sonra Türkiye’ye geçti ve nihayetinde 2015 yılında Norveç’e yerleşti. Göç deneyimi, şiirinde derin bir kırılma noktası yarattı; aidiyet, kayıp, sürgün ve bellek temaları eserlerinin merkezine yerleşti.

Baderkhan yalnızca bir şair değil, aynı zamanda üretken bir çevirmendir. William Wordsworth, Percy Bysshe Shelley ve John Keats’in şiirlerini Arapçaya çevirdi; ayrıca Charles Bukowski, Raymond Carver ve César Aira gibi çağdaş yazarların eserlerini Arap okuruna kazandırdı. Bu yönüyle Arap edebiyatında Batı şiir geleneği ile kurulan diyalogda önemli bir köprü işlevi gördü.

2014 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nde verilen Sharjah Award for Arab Creativity ödülüne layık görülen Baderkhan, aynı yıl Gelin Cenazesi, Seni Arzuladığım Gibi ve Daha Fazla adlı şiir kitaplarını yayımladı. 2017’de yayınlanan Suyun Rengi adlı eseriyle çağdaş Arap şiirinde kendine özgü bir ses oluşturdu. Bugün Abdülkarim Baderkhan, Norveç’te yaşamını sürdürmekte şiir, çeviri ve eleştiri çalışmalarına devam etmektedir. Arap ve Batı edebiyatı arasında kültürel bir köprü kuran eserleriyle, çağdaş Arap şiirinin önemli seslerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Abdülkarim Baderkhan

Asil Bir Ölüm

Ülkenin yarısını doyurabilirdi göğüsleri
bayraktan bile yüceydi sırtındaki dövme
saçları
beklenen imamın dönüşünden
daha uzun, daha sabırlıydı.

Onu tanıdığımda anlamıştım
bilmek sandığım her şey
bilmezliğin başka bir adından ibaretmiş.

Böyle doğardı rahminden gerçek,
zaman sessizce örülürdü
on parmağının arasında
bir saç gibi.

Ben onun gölünde yıkanırdım
seçerdim kendime
onun nergisine yaraşır
soylu sessiz bir ölümü.

Abdülkarim Baderkhan
Çeviren: Melek Deniz Özdemir

Yabancı

Sıradanlığın tüm ayrıntılarını kaydeden
Tarkovski’nin merceği
gözleri.

Bir halkın bin yılda görebileceğini
otuz yıla sığdırdı gözleri.

Nereye götürebilir bakışlarını,
nasıl kaçabilir gözyaşıyla
kanın hafızasından gözleri?

Öyle bir bakar ki
dünyanın bütün duvarlarını ölüm ilanlarıyla doldurur gözleri.

Öyle yaralar ki
gökyüzünü eleğe çevirir,

Öyle bir keder taşır ki gözleri
bir ömür dolusu zafer bile silemez izini.

Her şeye rağmen
hâlâ bakıyor gözleri
çünkü kim ki bakmayı bırakır
dünyayı da unutur.

Abdülkarim Baderkhan
Çeviren: Melek Deniz Özdemir

Yarış

Kelebekler dökülen bir şelale saçların
yorgun günler gibi eğilmiş kirpiklerin
asillerin kanında yüzen yıldızlara benzer
maviye boyanmış tırnakların.

Birazdan içeceğimiz kadehler
gizlice çalacağım öpüşler
sonra aptal şakalarıma karşılık
sahte bir gülüşün yankılanacak.
Sen uyurken
sayacağım nefeslerin
sabahı bekleyen bir kıyamet gibi.

Bütün bunlar için
koşuyorum
ve ardımda
zamanın atları kişniyor.

Abdülkarim Baderkhan
Çeviren: Melek Deniz Özdemir