Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.
Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik. İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Bu yılki okuma listemde ilk sıraları öykü kitapları aldı.
Baran Arslan / Zamana Yazgı
Felsefe öğretmeni Baran Arslan, felsefenin hayata ilişkin sorduğu soruları kurmaca dünyasından ilişkiler, durumlar, kesitler üzerinden yansıtıyor. Öyküleri genellikle kısa ve vurucu. Varoluş, yaşam, zaman, ölüm gibi evrensel izlekleri başarıyla kurguluyor. Öykülerinde sıkça rastladığımız mitsel, düşsel, fantastik ögeler okura da düşünce alanları ve anlam kapıları açıyor. Öyküye kafa yoran, gelecek için umut vaat eden bir yazar, Baran Arslan.
Yeşim Zuhal / Ölesiye Bir Günde
İç dünyalarda gezinen, olayların ve nesnelerin ayrıntılarına inen imgeyoğun bir öykü dili var Yeşim Zuhal’in. Kitapta yer alan öykülerde, toplumsal olguların dayattığı cinsiyetçi rol paylaşımından ve cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan, kadını bir haz nesnesi gibi gören eril egemen zihniyetin kabalığını ifşa edip kendisiyle yüzleşmesini sağlıyor.
Zeynep Kasap / Kedi ve Adam
Toplum tarafından “evin direği” olarak kodlanmış bencil kocaların hoyratlığını, hayatları dar bir alana sığıştırılmış sevgi yoksunu kadınların yalnızlığını, boğucu ev hallerini, hüzünlerini, umutlarını, beklentilerini, iç dünyalarındaki fırtınaları yansıtıyor Kedi ve Adam’daki öyküler. Yalın ve sade diliyle, sağlam kurgusuyla bu yıl severek okuduğum öykü kitaplarından biri oldu.
Derya Sönmez / Öteki Hayvanlar
Derya Sönmez’in, bu yıl yayımlanan ikinci kitabı Öteki Hayvanlar’daki öyküleri, durgun ve sakin görünen bir denizin, insanı içine çeken rip akıntıları gibi. Her öyküde bir iç gerilimin, sezgisel bir çatışmanın seslerini hissedebiliyoruz. Özenli, titiz ve arındırılmış diliyle, akıcı anlatımıyla, ilişkilerin ve ötekilerin dünyasına bir pencere açıp içeriye bakmamızı sağlıyor.
Meral Saklıyan / Bana Yaklaşma
2020 yılında başlayan, binlerce can kaybına yol açan Covid-19 pandemisini ön saflarda yaşamış, aynı salgına kendisi de yakalanıp atlatmış bir yoğun bakım uzmanı olan doktor Meral Saklıyan’ın süreç boyunca tuttuğu günlükler, yazar Meral Saklıyan’ın kaleminde okurken yüreğimizi titreten, her biri öykü tadında metinlere dönüşmüş.
William Trevor / Son Öyküler
İrlandalı öykücü Trevor’un ölümünden sonra yayımlanan öykülerinde, yalnız insanların yarım yaşanmış hayatları, hüzünleri, iç sıkıntıları, hayata tutunma çabaları ve pişmanlıkları anlatılıyor.
Andrew Platonov / Dönüş
Platonov, yirminci yüzyıl Rus edebiyatının önemli yazarlarından. Çok sayıda öyküsü arasından seçilmiş dokuz öyküden oluşan derlemede, devrimle, savaşlarla geçen bir dönemin çalkantılı yaşantısını yansıtan öyküler yer alıyor. Yoksulluk ve açlığın kol gezdiği bir dünyada acı ve zulme karşın, umudu, sevgiyi ve mutlu olma çabasını öne çıkarıyor.
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Türk edebiyatının iki önemli ismini, Füruzan’ı ve Ferit Edgü’yü yitirmenin üzüntüsünü yaşadık 2024’te.
Edebiyat eserlerinin, dahası, kurgusal olayların ve karakterlerin yargılandığı bir döneme tanık oluyoruz. Yavuz Ekinci’nin Rüyası Bölünenler adlı romanı yasaklandı ve piyasadan toplatıldı, yargılandı, sonra karar geri alındı. Amaç, suya sabuna dokunan eserlerin yazarlarına gözdağı vermek. Edebiyatımız açısından üzücü ve düşündürücü bir durum.
Orhan Kemal’in İstanbul’daki ilk yıllarında oturduğu, en önemli eserlerini yazdığı Cibali’deki evinin satışa çıkarıldığını duydum, üzüldüm. Oysa birçok kez orasının müze olması için yazarlar tarafından açıklamalar, toplantılar yapılmış, yerel yönetimden bunun için sözler alınmıştı ama sanırım yine birtakım bürokratik engellere takıldı. Umarım bu sorun çözülür ve orası Orhan Kemal’e yakışır biçimde değerlendirilir.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Notos, Varlık, Sincan İstasyonu, Sarmal Çevrim, Edebiyat Nöbeti, her ay düzenli olmasa da edinip okuduğum dergiler. Bunların yanında dijital dergilerden Parşömen’i, Karnaval’ı, Oggito’yu izliyor, yeni ürünlerini okumaya çalışıyorum.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Asgari ücretin ve emekli maaşlarının açlık düzeyinin altında kaldığı bir dönemde kitaplar halkın alım gücünü aşıyor, kitap fuarlarına olan ilgi, gezmenin ve vakit geçirmenin ötesine çok fazla geçemiyor. Yayınevleri artan maliyetler ve fuar stantlarına ödenen yüklü kiralar yönünden oldukça zorlanıyor. Örneğin, edebiyat dünyamızın önemli dergilerinden biri olan Notos bu sorunlar nedeniyle kitap fuarlarına katılmama kararı aldı.
Edebiyat dünyasını diri tutmaya yarayan kitap ve dergi gönderimi kargo ücretlerinin yüksek olması nedeniyle neredeyse durma noktasında.
Basılı dergiler maliyet konusunda zor günler yaşıyor ve birer birer kapanıyor; buna karşılık yazar ve şairler ürünlerini giderek yaygınlaşan dijital dergilerde çok beklemeden, sayfa sınırıyla falan karşılaşmadan, sıklıkla yayımlatma şansı buluyor.
Büyük yayınevlerinin aylık basım kotalarını yarı yarıya düşürmeleri, yayımlanabilir dosya konusunda daha titiz ve hassas davranmaları parayla kitap basan yayınevlerinin çoğalmasına neden oluyor, bu da seçme ve değerlendirme kıstaslarını ortadan kaldırıp, basım masraflarını karşılamanın kitap yayımlatmak için yeterli olduğu gibi bir durum yaratıyor. Bu anlamda çok kitap yayımlanıyor ve ne yazık ki okur bulamıyor.
“Edebiyat Günleri” ve “Edebiyat Festivalleri” adı altında yapılan etkinliklerde, söyleşilerde, imza günlerinde edebiyat insanlarından çok, yazılı ve görsel basında yüzü tanınmış televizyon yorumcularının, gazetecilerin, hatta dizi oyuncularının yer aldıkları görülüyor ki, bu da edebiyatın niteliği açısından sıkıntılı bir durum bence.
Şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Ülkemizde ve dünyada yaşanan savaşlar, siyasal kıyımlar, zulümler, haksız tutuklamalar karşısında edebiyat alanında ne yazık ki bir tepkisizlik, bir suskunluk, neme lâzım, konuşursam başıma bir şey gelir korkusu egemen.

NE ALAKA?