Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Gaye Keskin

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

2024 yılında okuduğum kitapların hemen hepsi yerli edebiyat. Bu yüzden bu soruya vereceğim cevap ne yazık ki bunun çerçevesinde kalacak.

Aklımda birden fazla nokta aydınlandı bu soruyla. Biz de Yarın Güleriz, Cüret, Revan, Unufak, Deng, Hayat Evren ve Sezen Hakkında, Yuva (kimisi 2023’te yayımlanmış olsa da ben bu sene okuyabildim) senemin en iyilerinden. Ama sıranın biraz daha başına gelirsek Can Yayınları’ndan çıkan Rıdvan Hatun imzalı Billur Örüntüler’in genel hatlarıyla benim okuma serüvenime çokça hitap ettiğini, sıradan ve sıra dışı karakterlerin bir araya gelişiyle, zaman zaman soyut zaman zaman somut kavramların ortaya çıkışıyla, etkileyici konu ve kurgularıyla bende ezoterik bir farkındalık yarattığını söyleyebilirim. Değinmeden geçemeyeceğim bir diğer öykü kitabı elbette YKY etiketiyle çıkan Eylem Ata imzalı Yanımda Kal. Yanımda Kal’ın en etkileyici tarafı, öyküleri okurken aslında bir bütüne, bir romanın parçalarına bakıyor oluşumuz. Bunun yanında her öykünün zamansız ve kitaptaki yerlerinden bağımsız olarak okunması, temsil ettikleri kavram ve imgeler de oldukça önemli. Her bir öyküyü yeniden ve yeniden okuyacağıma eminim. Romanda ise şimdi okuduğum Mahir Ünsal Eriş’in Doğan Kitap’tan çıkan Tatil Kitabı’nın adını vereceğim. Bu noktada şunu belirtmem gerekir ki, şu sıra hali hazırda okuduğum kitap en baştaki sıralamadakilerden biri olsaydı, burada bahsedeceğim o olurdu. Çünkü okuduğum kitabı beğendiysem, birkaç günüm en çok onu beğenmekle geçiyor. Tatil Kitabı’na dönecek olursak, yazarın dilinin samimiyeti, küçük bir çocukken Almanya’dan Türkiye’deki bir taşraya gelmek zorunda kalan Münevver’in hikâyesi ve en önemlisi yazarın bunu acıları büyütmeden, hatta neredeyse acı değil, ekşi ve zaman zaman tatlı bir şekilde anlatmış olması bende edebi hazzı çok yüksek bir tat bıraktı. Değineceğim son kitap kurgu dışı. Asuman Susam’ın derlediği Livera Yayınları’ndan çıkan Anlatı Üzerine 1: Hayatı Yeniden Kurmak, gerçek bir okuma şöleni sundu bana. Kitapta anlatının dünü, bugünü ve yarını birbirinden nitelikli yazarların kelimeleri ve öznel deneyimleri ile bir araya gelmiş ve tüm bu anlatılar Asuman Susam’ın etkileyici özsözü ile de perçinlenmiş. Bu bölümü bahsettiğim önsözden bir cümle ile tamamlamak istiyorum: “Eskinin, yavaşlığın, sakinliğin içinde sözünü yeryüzüne bırakan anlatıcı yok olmadı ama hızın, teknolojinin, sanallığın değiştirdiği başka birine dönüştü.”

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Edebiyattaki her yeni gelişmeyi değerli buluyorum. Ama tabii bu soru bizi en çok üzen veyahut sevindiren kavramlara yöneliyor direkt olarak zihnimde. Bunlardan ilki, bu yazıyı gönderdiğim gün yani 9 Aralık’ta Yavuz Ekinci’nin 2014 yılında yayımlanan Rüyası Bölünenler kitabının mahkemesinin olması ve davanın düşmesi. Lehimize bir haber almış olsak bile kitapların yargılandığı bir sisteme son soruda yeniden değineceğim pek tabii. Bir diğer önemli edebiyat olayı İlhan Sami Çomak’ın 30 yıldır süren tutukluluk halinin son buluşu. Hepimize büyük bir mutluluk yaşatan bu haber, İlhan Sami Çomak’ın şu sözleriyle içimi kanattı: “Ama bana bir seçenek verilseydi, ‘şiir mi hayat mı?’ diye, ben hayatı seçerdim.”Son olarak dünyaya dönmek istiyorum yüzümü. Favoriler arasında gösterilmeyen Han Kang, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, hak ettiğini almanın şanını yaşatmadı mı hem kendisine hem de okurlarına?

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Zaman zaman Varlık, zaman zaman da Notos okuyorum. Ama bunu düzenli ve dâimi bir şekilde yapabildiğimi söylemek doğru olmaz. Ancak elbette düzenli olarak takip edebildiğim tek edebiyat dergisi Öykü Gazetesi. Yayın kurulunda olduğum için başka bir gerçeklik olamazdı elbette. Ancak Öykü Gazetesi ile yalnızca bundan dolayı değil, iyi bir oluşum olduğunu düşündüğüm ve basılı yayına göre daha kolay erişilebilir olduğu için de ilgileniyorum. Dijitalde yayımlanan son öykümün Öykü Gazetesi’nde –henüz yayın kuruluna girmeden yayımlanmıştı– olması da bunu oldukça belirleyici biçimde açıklıyordur bence.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Edebiyat ortamımızda bazen kişilere yönelik konuşulduğunu ancak bunu oldukça çiğ bulduğumu söylemeliyim. Merkeze başkalarının yaptıklarını koyduğu bir sistemde kişi hiçbir zaman ilerlemez aksine benliğine zarar verir. Herkes kendiyle ve yazdıklarıyla meşgul olsa, çok daha steril ve ileriye dönük bir edebiyat ortamı olur. Ayrıca diğerlerinden bana ne, kime ne? Diğerlerine bu kadar takılıyor olsam dönüp kendime sorardım, ben neyi başaramadım ve neden onların başardıkları beni bu kadar rahatsız ediyor?

Bu konuda söyleyebileceğim ve beni kişilerin ve yaptıklarının aksine rahatsız eden şey az evvel değindiğim, kitapların hâlâ yasaklanabiliyor veyahut toplatılabiliyor olması. Kitaplar yargılanmaz ve kitaplar sorgulanmaz. Önce bunu çözmeliyiz bana kalırsa. Ortak meselemiz yazma özgürlüğümüzü korumak olmalı. Diğer türlüsü bana hiçbir zaman uymadı, uymayacak.