Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.
Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Yusuf Alper’in Türk Şiirinin Psikanalizi (Arketip Yay, Ocak 2021) kitabını bu yıl görebildim. Önemli bir çalışma olduğu için çok önemsedim. 25 şairi şiirlerinden yola çıkarak psikodinamik açıdan ele alıyor Yusuf Alper. Şiirler şairlerin hayatının içinden çıkıp geldiği için, bu çalışma çok önemli. Gözden kaçan pek çok şeyi ele alıp gösteriyor Yusuf Alper.
Enis Batur’un Kitap Tekerleği (LitEra Yayınları). Kitap üzerine bilinmeyen pek çok şeyi ele alıyor Enis Batur. Kitap dünyasının tarihsel sürecinde kısa önemli ipuçlarını gösteriyor.
Enis Batıur’un yıllar önce yayımladığı Opera’nın devamı niteliğindeki Opera 5006-6005 UÇUŞ kitabı (Simurg Art) özgün bir çalışma olduğu için benim ilgimi çekti. Ayrıca Enis Batur ne yazarsa benim ilgimi çekmiştir hep.
Murat Yalçın’ın yeni öykü kitabı Dalga Boyu da ilgi çekmeyecek gibi değil. Dil işçisi, titizi bir yazar Murat Yalçın Pera Mera’dan 7 yıl sonra yayımlanan bu yedinci öykü kitabı, “otuz beş yıllık öykü serüvenini” de gözler önüne seriyor.
Derya Sönmez’in Öteki Hayvanlar (Sel yay 2024), öykülerinin yalınlığı, derinliği, insanın içinde esen fırtınaları sakin ve sessizce ele alışı beni hep etkiledi, etkiliyor. İçimizden birilerini anlatıyor bizlere, unutulanları anımsatıyor.
Sermin Şahin’in Küller kitabı geçen yıl yayımlanmış İthaki’de. Ben, bu yıl okuyabildim. İyi de okuyabildim bu öyküleri ve iyi ki de kitaplığımda yer aldı bu kitap! Yazarın dördüncü kitabıymış bu. Öteki kitaplarının da peşine düşeceğim. “Büyüleyici bahçeler, bombaların tehdit ettiği kümesler, sonu daima karanlığa çıkan yollar, şiddetim cisimleştiği avlular, göz avcısı çekirgelerin istilasına uğrayan şehirler, tekinsiz kafesler, acıların şahidi bataklıklar…” Yazar “geniş bir mekân çeşitliliğiyle kadın, erkek, çocuk ve hayvanları merkeze alan” etkili öyküler sunuyor okura. Kahramanları çok tanıdık.
Cevat Çapan’ın Geceleyin Bir Tren’deki (Sözcükler) şiirleri, alçakgönüllü ama derinlikli şiirlerin şairinin şiirleri beni hep sarsmıştır, etkilemiştir.
Aydan Yalçın’ın Enkaz Sineması (Medakitap), onun şiirde aldığı yolun iyi bir göstergesi. Dil ve kurgunun yanı sıra yalınlık da öne çıkıyor bu şiirlerinde.
Hakan Cem’in aynı kitapta toplanan iki ayrı özgün şiiri de ilgi çekmeyecek gibi değil: Tendeki Huy ve Papa Scala (minyatürler) (Pikaresk yay) özgün dil kurgusu dorukta bir kitap.
Betül Tarıman’ın yeni şiir kitabı Bir Rüya İçin Gerekli Şeyler (Ayrıntı Yay.) “dünyaya ait olmanın” hallerini şiirleştirdiği için önemli. Rüyaların şiiri ya da şiirin rüyaları.
Nilay Özer’in Yüzü Kelebeklerle Örtülü’deki (Everest Yay.) şiirleri de şairin özgünlüğünün, yeniliğinin, oluşturduğu yeni şiir dilinin benzersiz kanıtları.
Kuşağımın en sevdiği şairlerinden biridir Ali Cengizkan. Everest Yayınlarından çıkan Şehrin Gölgeleri ve Hayat Bahçesi kitaplarındaki şiirler, onun şiirinin geldiği yeri göstermesi açısından önemli.
Bir de önemli ve ilk kez dilimize kazandırılan Yahudi kökenli Alman şairi Mascha Kaléeko’nun seçme şiirlerini kapsayan Kovala Korkularını ve Korkunu da Korkudan’da (çev. Hayriye Yerlikaya-Manzel, Pikaresk) yer alan şiirlerden çok etkilendim. Nazi baskısından, katliamından kaçıp 20 yıl Amerika’da sürgünde yaşayan şair, sürgündeki acılarını, yalnızlığını, gurbeti, göçün yarattığı acıyı, ülkesindeki Nazilerin sürdürdüğü ölüm dehşetini çok iyi yansıtıyor şiirlerinde. Kitapları Almanya’da, Berlin’de yasaklanan, yakılan şairin ömrü acılarla, özlemlerle geçmiş. Şu dört dize onun dünyasını ne güzel ele alıyor!
“En güzel şiirim mi?
Yazmadım onu.
En derin derinliklerden çıkmıştır.
Sustum onu”
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Bana göre Türk Şiiri ve Türkçe Şiir tartışması önemli bir konu. Almanya’da Alman şiiri deniyor. Almanca şiir Avusturya’da ya da başka yerlerde Almanca yazanları kapsıyor. Almanca yazan İtalyanlar, Türkler, İspanyollar gibi. Ülkemizde ise Türkçe şiir, bana göre, doğru değil. Kürt şiiri deniyor. Ermeni şairlerin Türkçe yazdığı şiir deniyor. Onların yazdıklarına Türkçe şiir denemez. Bu önemli bir tartışma.
Bir de Seyhan Erözçelik adına konan şiir ödülünde yaşananlar, bence önemli. Türk Şiiri-Türkçe Şiir kavramlarının yarattığı tartışma, jüride ayrılmaya, kopmaya neden oluyor. Bu kavramlar sanat edebiyat dünyamızda daha çok tartışılacak gibi görünüyor.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Kitap-lık, Varlık, Sözcükler, Notos, Sincan İstasyonu, Edebiyat Nöbeti.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Parayla kitap basmanın yarattığı niteliksiz kitap ve yazar, şair yığılması bence büyük bir sorun. Kitap okurunun giderek azalması da. Mantar gibi çoğalan kitap fuarlarına rağmen okurun ivmesinde bir artışın görülmemesini nasıl yorumlamalı?
