
O frizbiyi nerede buldunuz? Şuradaki karton kutuda mı? Hay Allah! Yanlışlıkla oyuncaklara karışmış. Oğlumun işidir. Önceden bilsem koydurmazdım. Onu kimseye veremem maalesef… Çocuklar için eğlenceli tabii, plajda oynamak için. Dedim ya, bir yanlışlık olmuş. Orada olmamalıydı. Özür dileyerek geri vermenizi isteyebilir miyim sizden? Çok Teşekkürler.
Haklısınız, normalde çocukları küstürmeye değmez tabii. Alt tarafı yuvarlak bir plastik, yirmi beş santim çapında. Bu frizbi kavuniçi renginde ama artık her rengi yapılıyor. Havada daha fazla asılı kalsın diye kenarları kıvrık. Herkesin bildiği bir plaj oyuncağı sonuçta. Eşyalar çok vefasızdır. Biz ölürüz, bizi biraz da biz yapan eşyalarımız başkalarının eline veya evine geçer, yaşamlarını sürdürürler. Yıllardır o kadar çok şey biriktirmişiz ki, sonradan onlar evi terk etmeden, biz bir kısmını komşulara dağıtalım, dedik. Yazlığımıza getirdik. Anonsu duyanlar sizin gibi geliyor. Karton kutulara koyabildiklerimiz var, koyamadıklarımız. Para istemiyoruz, alanın işine yarasın yeter.
Kızınız frizbiyi eline almak mı istiyor? Tabi, buyurun, ama onu götüremeyeceğini söyleyin lütfen… İç kısmına yapıştırılmış büyük etiketi çıkarmaya çalışmazsa memnun olurum… Biliyorum, o kâğıdı çıkarmadan frizbiyi atıp havada döndürmek kolay değil. Hâlâ etiketiyle oluşundan anlamışsınızdır. Hiç kullanılmadı. Size bunları niye söylüyorum ki. Bu oyuncak yanlışlıkla kutuya girmiş. Yıllardır bende durur…
Doğru söylüyorsunuz, oynanmadıktan sonra neye yarar ki? Kızınız sevdi, ama… Hayal kırıklığınızı anlıyorum da, elimden bir şey gelmez. Doğrusunu isterseniz, bu frizbi oynanmak için başka bir çocuğu bekliyor. Dağıttığımız eşyaların arasına nasıl girmiş anlamadım. Oğlum koymuştur, gelip bize yardım etti de. Arabasıyla kutuları o taşıdı. Görsem hemen kutudan çıkarırdım.
O mukavva kutuda bir aile için eğlenceli şeyler de var. Birkaçını severseniz kutuyu olduğu gibi alıp gidebilirsiniz. Şu tahta veya telden yapılma oyuncak bilmeceler örneğin. Bir kere çözümleri bilindi mi, ilginçliklerini kaybediyorlar. Sonrasında ise, ukala arkadaşlarımıza günlerini göstermeye yarıyorlar. Alın elinize de bir bakın isterseniz… Evet, bu halka, bükülmüş telin iki tarafından da çıkmıyor, ama emin olun çıkarmanın bir yolu var… Köşe lambasına mı baktınız? Maalesef erken gelen biri alıp götürmek için ayırttı, size veremiyorum.
Kızınız frizbiyi mi istiyor? Ama, söyledim size onu veremem. Anısı bende çok büyüktür. Oğlum ne bilsin onu da bulup oyuncakların arasına koymuş. Elli yıldan fazladır bende durur. Arkadaşım Fuat satmak için sanayide birkaç yüz tane yaptırtmıştı. Kalıpla yapılır. Amerika’da 1960’larda satılan ilk frizbilerin kopyası. Üzerindeki markası bile aynı, kabartmayla “Wham-O” yazıyor. Bakın, görülebiliyor… Babası doktordu. Belki o getirmiştir bir tane, yurt dışından. Fuat da alıp aynısının kalıbını yaptırmış. Üretildikten sonra, bana da bir tane vermişti. İşte bu frizbi o… O devirde kimse Türkiye’de bu plaj oyununu bilmezdi. Etiketinde de İngilizce kullanma kılavuzu var. Orijinalinden olduğu gibi kopyalanmış, Türkçeye çevrilmeden. Nasıl atılacağı da çizilmiş, çöp adamla…
Arkadaşım çok girişkendi. Girişkenliği onun ölümüne de neden oldu. Yeni girdiği fabrikada bir işçiyi kazadan kurtarmaya çalışırken kendisi de öldü. Ben askerdeyken. Gözyaşlarımız ağlamak için vardır, değil mi? En sevdiğim sınıf arkadaşlarımdan biriydi. Derslere beraber çalışırdık üniversitedeyken. Benden bir yaş büyüktü ama sanki aramızda daha fazla yaş farkı varmış gibi ondan çok şey öğrenirdim. İkimiz tatillerde çok gezerdik. Ege’yi ilk defa onunla birlikte gezmiştim… Boydan boya. En iyi zamanlardı: Altmışların sonu. Bir keresinde de doğum günümde sürpriz yapıp uçak bileti almış. Bursa’ya götürmüştü beni. Teleferikle Uludağ’a çıkıp soğukta parça pürçük karların arasında dağ mantarı közleyip yemiştik.
Dostlukların kayboluşuna zamanla alışılır, yarası iyileşir, ama bir dostun kaybına alışılmaz, yarası hiç iyileşmez. Frizbi, garajımın rafında yıllarca dokunulmadan kaldı. Ama oğlum evlenip de torunumuz olunca, oradan aldım, tozunu silip evdeki dolaplardan birine koydum ve kendime söz verdim: Torunum büyüyüp oynayacak yaşa geldiğinde sahilde onunla frizbiyi karşılıklı birbirimize fırlatacağız… Fuat da yaşasa öyle yapardı, biliyorum.
Nazmi Özüçelik
