
77.
benden esirgediklerini düşün. açık pencereden giren yaz yağmurunu ve odaya dolan çam ormanını. öpülmemiş bir yarayı, gidilmemiş bir şehri, suda sürüklenen kurumuş ağaç kabuklarını, boşluğun sesini, karın altında sevinçle koşturan çocukları ve yuvasını arayan kırlangıcı. benden esirgediklerini düşün. masmavi bir çelik ışıldıyor göğsümün üstünde.
78.
saçlarımı senin için uzattım, sakallarımı da. karıncaların da bir evi var artık.
79.
bugün de duymadım sesini. biraz daha büyüdü gökyüzündeki yırtık, biraz daha derinleşti ayağımı daldırdığım deniz. kuşlar da duymuyor artık, ağaçtan düşen yaprağın sesini.
80.
ne zaman kulağım çınlasa, adımı andın sanıyorum. sonra bakıyorum, beni çağırıyor kuyunun tatlı sesi.
81.
yazarken büyük harf kullanmayı sevmiyorum. küçük harflerin ürkekliğiyle dokunmalıyım sana.
82.
bana âşık olmadın hiç. aşkını istemedim ki senden. uzat elini, biraz daha bulandır içimin suyunu, yeter.
83.
sen olmasan bile yazacağım sana. kuşlar ne güne duruyor?
84.
ancak şiirle çıkar, diyorsun doğum lekesi. ya o leke tek başına bir şiirse? bütün gövdene yazıyorum da bir tek orayı boş bırakıyorum.
85.
ne zamandır beraber oturmuyoruz beyaz kâğıtların başına. bir sözcük daha kayboluyor hafızamdan. yazılmamış şiirlerin laneti çöküyor üstüme.
86.
zamanı ne zaman durduracağım biliyor musun? kokun üzerime sindiğinde.
87.
dolunay vuruyor yüzüne. karşımda yavaş yavaş kabaran bir deniz görüyorum. parmakların ıslak, suyun dibinde aradığın sözcüklerden. akmak istiyorum sana, yatağında dönüp duran bir dere gibi.
88.
dudaklarının kıvrımında ve havaya kalkan kaşında buluyorum hayatın anlamını. hayat nasıl da güzel duruyor üstünde.
89.
yamacıma gel, dedin uyutayım seni. yanaşsam koynuna, başımı göğsüne dayasam. tepemizden çığlık çığlığa uçan kuşları izlesek.
90.
ben bu yıl hiç denize girmedim. hiç incir yemedim, hiç soymadım taze cevizin kabuğunu. ama üç defa gördüm seni. dünyanın bütün denizlerinde yüzdüm demek bu. ağzımda yeryüzündeki bütün incirlerin sütü ve ellerim sapsarı cevizleri okşamaktan.
