“Yazar olmak başka bir şeye biat etmek anlamına geliyordu, çok daha yüksek bir değere. Hikâyenin kendisine.”

Hikâye Hırsızı (The Plot, 2021) psikolojik bir gerilim romanı olarak tanıtılıyor. Oysa, özellikle ikinci yarısında kitap bir polisiye romana dönüşüyor. Kitabın başkarakteri, yetenekli yazar Jake, yazarlığını askıya almadan tepesine Demokles’in kılıcını sarkıtan kişiyi bulmada bir dedektifin rolünü üstlenecektir.
Kanımca bir kitap, okura vadettiklerini vermek zorundadır. “Kitap bitmeden okurun hiçbir şekilde tahmin edemeyeceği bir son” da bunlardan biri olmalı. Benim okurluğum özelinde maalesef bu gerçekleşmedi. Çünkü bu kalın romanın yarısında (çok polisiye klasiği okuduğum için olacak) “hiç tahmin edilemeyecek” olan “son”u tahmin etmiş bulundum ve romanın geri kalanını, satırlarda tahminimin karinelerini aramakla geçirdim.
Belirtmeliyim ki Hikâye Hırsızı oldukça karışık bir kurguya sahip ve okumaya zamanı olanların bana hak verebileceği gibi zevkle de okunuyor. Bunun en başat nedeni romanın edebiyat dünyası içinde geçmesi. Bu da kitabı, yazanlar ve okumayı sevenler için vazgeçilmez kılıyor.
Kitabı okurken sayfaları çevirdikçe aldığım notlardan derlediğim ve roman hakkındaki izlenimlerimi, henüz okumayanları da düşünerek yansıtan okuma günlüğüm, kitapla ilgilenenler için bir kılavuz olabilir.
BİR OKUR GÜNLÜĞÜ
ÇARŞAMBA
İlk birkaç sayfa sonra,
- İlk izlenimim: Çok keyifli bir kitap.
Sayfalar ilerledikçe,
- İzlenimim: Tanrı anlatıcı, okuru konuya iyi hazırlıyor. İlk romanıyla başarılı bir çıkış yapan yazar Jake karakteri ustaca tanıtılıyor. O şimdi bir öğretim üyesi / yazardır.
- Roman eleştirmenleri için bu kitap eleştiri noktaları hakkında zengin ipuçları veriyor.
- Yazar romanında, edebiyat ormanını ağaçtan çalıya, aydınlık alanlardan loş kuytulara, zor geçitlerden rahat yürünen düzlüklere dek boydan boya katetmeye yeminli görünüyor (Bu arada, kendi cümlemdeki roman-orman ses uyumunu sevdim).
Bölümler ilerlerken,
- Bir izlenimim daha: Bir okur olarak, romana ustaca öykü katma sanatının icrasına tanık oluyorum. Yoksa, roman içinde roman olan bir romanla mı karşı karşıyayım?
- Yaratıcı yazarlık kurslarının ameliyat masasına yatırılması, dozunda bir narkoz ve akabinde neşter darbeleri. Şimdilik deriyi ve deri altı bezelerini kesecek kadar derin.
- Birinci Kısım biterken izlenimim: Jake’in feryat figan yazar kıskançlığı. Tanrım! Bende olmayan (konu bulma yeteneği) o “lavuk”ta neden var?
Devamla…
- İzlenimim: Editörlük, yazar koçluğu ve yayıncılık mesleklerinin sırları ortaya saçılıyor. Ya da edebiyat ormanında hayatta kalmanın püf noktaları. Yazan (dikkatinizi çekerim, yazar değil) cephesinden bakınca: Parayı bastıran kitabını bastırır. Tek yapılması gereken, yazmak. “Herkes yazar olabilir.” Hımmm!
PERŞEMBE
Biraz daha okuduktan sonra,
- Bu bir roman mı yoksa makale mi? Yazarın esin perisine sesleniyorum: “Bir olay, bir olay olsun, lütfen! Sayfa 62 ve verilen sözlerden başka bir şey yok. Yoksa ben mi sabırsızım? Daha 273 sayfa var.”
- Yazarda zekâ, yaratıcılık ve hin oğlu hinlik görüyorum. Normal, çünkü bu kitap yazarın yedinci romanı. Yazarın anlatımda kendi önünü açma teknikleri dikkate değer.
- Konu, olaysız da olsa bir yerlere gelmeye başladı.
- Yine, başka yerlerde de okuduğum bir ifadeye rastladım: Edebiyat Ajanı. “Literary Agent”ın karşılığı olmalı. “Ajan” sözcüğü Türkçeye “casus” anlamında geçtiği için ister istemez “Edebiyat Casusu” diye algılıyorum. “Agent” bir başkasının adına iş yapmak, demek. Karşılığı da “Acenta” olmalı. Yoksa, “Edebiyat Ajansı” mı demek isteniyor? Neyse, çevirmeni kızdırmayalım.
Üçüncü Kısım’a girmişken,
- İzlenimim: Sonunda, yazarın okurda yarattığı bekleyişe uygun bir gelişme oldu. Jake, yazdığı üçüncü ve yeni romanı Beşik’le artık zirvede bir yazardır.
CUMA
- Durun! Olaylar başlıyor!
- Okurun beklediği (beklediğim) gerçekleşti. Sonunda, kader ağlarını Jake için örüyor. İşler ka-rı-şı-yor. Korku dağları ve Jake’i bekliyor.
- İzlenimime devamla: Jake’le birlikte yeni kitabının tanıtımında beraberiz. Ah! ABD’nin kültür yaşamının cıvıl cıvıllığı beni kıskandırıyor. Yazarın bu konuda çekinceleri varsa da (kültürsüzlerin, kültür ortamının pastasına burunlarını daldırmaları gibi) istisnalar kaideyi bozmaz.
- Sonraki izlenimim: Jake bir dedektif gibi araştırıyor. Ama, oturduğu yerden. İnternet çağında bundan doğal ne olabilir?
Sayfalar çevrildikçe,
- İzlenimim: Şüphem kalmadı, elimdeki roman, içinde başka bir romanı, Jake’i ünlü yapan Beşik romanını barındırıyor. İki roman birbirinden bölümlerle ayrılmaya başladı. Bu fiziksel ayrışma edebiyat adına iyi bir fikir mi bilmem. Yoksa, yazar daha iyi bir yöntem bulamadı mı?
- Ooo! Bak sen! Romanda belirgin bir Expedia reklamı. Hem de müşteri adayı olacak okurlar için dipnotlu. Expedia’nın yıl sonu kâr zarar tablosunun reklam giderlerinin karşısındaki rakamda, bu kitabın yazarına ve yayıncısına ödenen pay nedir, doğrusu merak ediyorum.
- Sayfalar ilerliyor, romanın yarısına yakınını okudum.
- İzlenimim şu: Hikâye Hırsızı, baş karakteri bir erkek yazar (Jake) olan bir roman olduğu halde, kadınların yaşamlarının, onların yaşamlarındaki acıların öne çıktığı bir kitap; bu ve sözünü ettiğim diğer yönleriyle, alışılmamış bir kurgusu var.
CUMARTESİ
- Bir izlenimim daha: Yazarın, Amerikan entelektüellerinin dünyasına bu kadar hakim olması etkileyici. Hadi, bir de şehir ve bölge coğrafyasına, diyelim.
- Jake intihalle suçlanıyor (kitabın adı bunu zaten ima ettiği için rahatlıkla yazıyorum) ve altındaki toprak kaymaya başladı. Korkunun ecele faydası yok. Göreceğiz.
Romanın tam yarısındayken,
- Kitabın sır gibi sakladığı “son”a ait zihnimde bir ışık yandı. Bunun şimdilik bir belirtisi yok ama, dikkatimi satırlara, daha önemlisi masum şeyler söyleyen satırlara vermeliyim. Belki bir ipucu yakalarım.
- Hikâye Hırsızı’nın okuru olarak iki romanı birlikte aynı kitapta okuyoruz. Doğrusu, bana göre bu iki romanın biçemlerinin benzerliğinde aksayan bir taraf var: Sonuçta, ana romanın ve içindeki romanın (Beşik) yazarı da aynı, yani kitabın yazarı ama kitapta Beşik’in yazarı kurmaca karakter Jake. Dolayısıyla, var olan biçem benzerliği doğal değil ve yazar adına da (eğer, bir şeyler “çeviride kaybolmadıysa”) pek hoş değil.
- Başka bir izlenimim: Yazarın okuru manipüle etmede üstüne yok! Bu tür romanlarda hoş görmek gerekir.
PAZAR
Okumayı sürdürürken,
- Söylemeden geçemeyeceğim: Bu kitabın, özünde kadın ağırlıklı bir roman olduğunu belirtmiştim. Romanda ilişkileri, sorunları, bilgi ve sezgileriyle kadınlar belirgin şekilde öne çıkıyor. Bir yazar olarak Jake karakteri de iyi çizilmiş. Lakin, Jake bir erkek olarak aynı başarıyla veriliyor mu? Emin değilim. Bana öyle geliyor ki Jake karakterinin, belki bir yazar olarak değil, ama bir insan olarak beşeri konumu gene kadınlardan kerteriz alınarak tanımlanıyor. Hikâye Hırsızı’nın yazarının kadın oluşu, ille söylediklerime hak verdirmese de bir anlam katabilir.
- Jake, işi gücü bırakıp bir dedektif gibi çalışıyor. O eyaletten buna, o şehirden bu şehre koşturuyor. Kendini intihalle suçlayanı bulup maskesini düşürmeli. İyi ama, bunu da tam anlamıyorum. Mademki intihal konusunda ABD yasaları onun yanında (bir kitabın konusu ve/veya başlığı için telif alınamaz) neden hayatını kendine zehir ediyor?
PAZARTESİ
Daha ilerde,
- Elimdeki romanın Tanrı anlatıcısı, romanın sonunun asla kestirilemeyeceğini buyurdular. Okura havuç göstermek diye buna denir. Bunu yanlışlamak da okur olarak bana düşer. Umarım, en büyük sırrı taşıyan “son” hakkındaki tahminimde yanılmam. Pek de sanmıyorum, çünkü şu ana değin düşünceme ters bir belirtiye rastlamadım. Ve küçük sırrım: İmkansızı düşünmek.
SALI
Dördüncü ve Son Kısım:
- Sayfalar hızla eksilirken, romanın polisiye gidişinde kolay rastlantıların artması rahatsız edici. Gerçeği araştırırken kurgu Jake’in istediği her şeyi onun önüne getiriyor. “Tesadüf” sözcüğü Jake için fazla mesai yapıyor (Bu durum bana bizim TV dizilerimizi anımsattı).
- Nihayet, çok önceden düşündüğüm “son” gerçekleşti. Son sayfalardan birinde açıklanan bir ipucunu baştan beri göremediğime hayıflandım, ama bu tahminimin tuttuğu gerçeğini değiştirmedi.
Kitabı bitirdikten sonra,
- Arka kapaktaki yazıyı okudum. Önceden okunmasını hiç mi hiç salık vermem.
- Özetle: Ah saf erkekler!
- Son söz: Bence, haklı olarak edebi olduğunu iddia etmeyen bir kitap. Ne var ki genelde edebiyatın her yönünü ve özelde ise Amerika’nın güncel edebiyat dünyasını kendi tarihiyle birlikte anlamak isteyen okurlar için değeri yadsınamaz.
Nazmi Özüçelik
Jean Hanff Korelitz, Hikâye Hırsızı, Altın Kitaplar, Ocak 2024, Türkçesi Çiğdem Öztekin.
