Mesut Varlık’ın yayına hazırladığı kitap Metis Yayınları arasında çıktı.

Tanıtım bülteninden:

Enis Batur ile Bilge Karasu 1971 yılında tanışıyorlar. Batur’un 1973’te Paris’e gidişine kadar gelişen dostluklarının ardından, aynı şehirde olmadıkları yıllarda sürekli yazışıyorlar.

Bu kitapta Bilge Karasu’nun Enis Batur’a 1973-76 ve 1985-94 yılları arasında yazdığı mektupları, Mesut Varlık’ın Karasu’yla dostluğa dönüşmüş usta-çırak ilişkileri hakkında Batur ile yaptığı bir söyleşiyi, Batur’un “Bilge Karasu’nun Ankara’sı” adlı yazısını ve Karasu’nun radyo için yazdığı Ankara metninin dergi yazısı halini okuyacaksınız.

“Ankara’da yazdığım zaman nasıl İstanbul’u düşünerek yazıyorsam, dışarıda yazdığım zaman da yine İstanbul’u düşünerek yazıyordum,” diyen Karasu’nun Ankara’da, Ankara’nın da Karasu’da nice iz bıraktığına dair birçok ipucu bulacaksınız bu metinlerde.

İÇİNDEKİLER

Ustadan Çırağa
Mesut Varlık’a Yanıtlar

Mektuplar
Bilge Karasu
1973-1976

1985-1994

Bilge Karasu’nun Ankara’sı
Enis Batur

Ankara’nın Atkestanelerinde
Sığırcık Yetişirdi

Bilge Karasu

TADIMLIK

Mektuplar, Bilge Karasu, s. 26

Ankara, 29 Ocak 74

Hemen yazardım Enis, yazmak istiyordum da. Ama kuyu diplerinde, derin kuyuların balçık diplerinde süründüğümü anlatmak istemiyordum. Bunu yazmakla yetinebileceğim bir gün bekledim. Ancak bugün geldi “o gün”. Yazmak, yani haber vermek. Ağıt yakmadan.

Kızmamıştım. Ama debelenip durmayayım diye kafama son bir gürz indirildiğini sanmıştım. Haksızlık etmişim. Bir şey daha anladım: Bende ayakta durma istencini yıktığını sandığım şey, kuyuların dibinde bana destek olabildi. “Artık bir tek sözcük yazmayacağım; yazmamın anlamsızlığı, gereksizliği kafama iyice dank etti” dediğim bir sırada bana “dost” diyen birinin karşısında yalancı çıkmak istemedim, “yakalasalar da yazmalıyım” dedim.

“Göçmüş Kediler”i, Türk Dili bir yıl beklettikten sonra (yani “olumlu” bulup sıraya koyduktan bir yıl sonra) uzunluğundan söz ederek mırın kırınla karışık bir “yayınlayamayız” havası tutturdu. Külebi ile görüşmedim daha. Görüşsem mi, mektup mu yazsam diye düşünüyorum. Oradan alıp Yeni Dergi’ye falan mı vereceğim yani? (Senin yazıların yayınlansın da ben masrafa gireyim, helâl! Ha ha!) M. Fuat, ister mi?