Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin…

İlker Aslan

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Aklıma gelen birkaç kitaptan bahsedeyim. Öncelikle kurgu metinlerden… Alexandre Seurat’nın Sakar adlı metni bu yıl okuyup beğendiğim romanlardan oldu. Birkaç bakımdan iyi bana kalırsa. İlk olarak anlatım tekniği etkileyiciydi. Farklı karakterlerin ağzından aynı hikâyenin akışının verilmesi hoşuma gitti. Roman aile kurumunu yapısal olarak sorgulatan bir metin. Bununla beraber güçlü bir dramdan kriminal bir olaya geçiş güzel verilmişti. Sonu da oldukça etkileyici gelmişti. Bir başka roman olarak Gerbrand Bakker’in Berberin Oğlu romanını söyleyebilirim. Üstkurmaca tekniğini ustalıkla kullanmış yazar. Bakker’in Türkçeye çevrilen diğer iki romanına göre biraz daha yoğun ve katmanlı buldum. Okura daha çok iş düşüyor bu romanda ki benim romanlarda aradığım da budur aslında.

Kurgu dışı da bir iki kitabın adını anayım. Norbert Elias’ın yeni olmayan ama dilimize yeni çevrilen Ölmekte Olanların Yalnızlığı Üzerine adlı incecik metni modern dünyada ölümü anlamak bakımından güçlü bir metin. Bu kitapta söylediklerini Elias’ın kült metni Uygarlık Süreci ile birlikte de düşünmek gerek mutlaka. Jonathan Crary’nin Yeryüzü Yakılıp Yıkılırken adlı metni de beğendiğim kitaplardan oldu. Crary kapitalizmin son dönemeci olarak yorumladığı dijital dünya ve sonrasına eğiliyor bu kitapta. Crary’nin bu metnini –bazılarını fazla ütopik bulsam da– sunduğu çözüm önerilerinden ötürü beğendim. İlk elden bunlar aklıma geldi. Mutlaka liste çok daha genişletilebilir.

Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

2023’te edebiyattan o kadar uzak kaldım ki önemli bir şey olduysa bile farkında değilim. Bir olayı önemli yapan nedir onu da bilmiyorum. Bir de sene başlarında belki bir şeyler olmuştur ama o kadar eskiyi hatırlamıyorum. Hafızamda yer etmemişse demek ki yeterince önemli gelmemiş bana diye düşünüyorum. Her neyse… Ne gevezelik ama…

Önemli diyemem ama geçtiğimiz günlerde –bence– oldukça komik bir olay yaşandı, onu zikredeyim. Yunus Nadi Ödülünü öykü dalında dört farklı isme verdiler. Dört jüri var. Dört kazanan. Demek ki her biri, bir eseri ödüle değer bulmuş. Bayağı komik. Ödülleri zaten anlamsız buluyorum, hiç itibar etmem, bu bambaşka bir tartışma konusu. Ama koca jüri burada bir, hadi bilemedin iki eserde mutabakata varamıyor mu? Varamıyor demek ki baksanıza… Enteresan.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Bilindik şeyleri tekrar etsem mi diye düşündüm şimdi bu soruda. Vazgeçtim. Edebiyat ortamında bir dinamizm, hareket göremiyorum. Belki de ben uzak kaldığım için öyle hissediyorum. Kitaplar basılıyor, reklamlar yapılıyor falan ama sanki hepsi hızlıca ufalanıp kalabalığa karışıyor, sonra da kayboluyor. Beni bu anlamda heyecanlandıran hiçbir şey olmuyor, kendi kitaplarımın basım süreçleri de dahil. Bir iki yazar arkadaşım var, onlarla bile oturunca edebiyat konuşmuyoruz artık.

2000’lerin sonlarında, elektronik bir dergi çıkarıyorduk, her sayısını heyecanla bekliyordum. Reaksiyon da alıyorduk. Bugün buna benzer bir şey hissetmiyorum açıkçası. Üstelik dergicilikle ilgileniyor olmama rağmen hissetmiyorum bunu. Kitapçıları, sahafları gezmek; edebiyat söyleşilerine katılmak benim için büyüleyici deneyimler olurdu. Kitapçı diye D&R mı gezeyim şimdi?

Her şey, herkes her yerde. Çok erişilebilir ama belki de bu yüzden çok da uzak. Erişilebilirlik arttıkça heves azalıyor mu artık, nedir. Onu da bilmiyorum. Üsküdar’dan kalkıp Tüyap’a giderdik. Metrobüs olmayan zamanlarda bile yaptık bunu. Şimdi özel arabayla evden alacağız deseler gene gidemem. Gitmem. Sanırım benim için edebiyatın büyüsü, kapitalizmin ruhuna yenildi. Belki de bunların hiçbiri sorun değil, sadece ben yaşlanıyorum. Olamaz mı, olabilir. ♪♫