Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak ve sürdürmek niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Ahmet Şimşek

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

André Gide’in Günlük’ü. Eksiksiz olarak çevrilmesinin çok büyük bir emek olduğunu düşünüyorum.

Jean-Baptiste del Amo’nun Hayvan Hükümranlığı. Yazarı geçen sene Le fils de l’homme kitabı bir ödül alınca takip etmeye başlamıştım. Del Amo’nun oldukça zeki biri olduğunu düşünüyorum ve böyle çağdaş ve başarılı yazarları ölümünden 70 sene sonra değil de hâlâ çağdaş sayılırken kendi dilimizde görmek elbette sevindiriyor beni. Ama ben asıl Le fils de l’homme’un çevirisi için çok heyecanlıyım, o kitabını daha çok severim.

Banana Fish manga serisinin Türkçe olarak yayımlanmaya başlaması. Ben çoktan okumuştum ama Türkçede görmek başka güzel. J. D. Salinger’ın yazdığı hemen her öyküyü severim ve manga okumaktan da epey keyif alırım. Salinger’ın etkisini başka metinlerde, bilhassa bir mangada okumak benim için apayrı bir mutluluk sahiden. Banana Fish tişörtüm bile var!

Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?

Kendi küçük yayın hayatımı düşününce yaşadığım en büyük olay yeni öykü kitabım Midas’ı son dakika yayından çekmemizdi sanırım. İlk öykü kitabım Hammurabi’nin Kıbrıs baskısında da benzer bir olay yaşamıştım. Ama görüp görebileceğim hiçbir edebiyat olayı beni küskün bir yazara dönüştüremez.

Benim dışımda gelişen ve beni en çok şaşkına çeviren edebiyat olaylarıysa muzır neşriyat sayılan Çıtır Çıtır Felsefe serisi kitaplarıyla kese kağıdında satmak zorunda bıraktıkları Heartstopper kitapları (Kalp Çarpıntısı, Alice Oseman). Ve tüm bu sansür olayları bende büyük bir öfke uyandırıyor.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?

Kıbrıs Edebiyatını düşündüğümde neredeyse tekele alınmış bir yayıncılık ve edebiyat anlayışı görüyorum. Yalnızca birkaç isim ve bir iki yayıncı etrafında döndürülüp yaşatılmaya çalışılan bir kültür var. Emeği küçümsemek olarak anlaşılmasın, bana göre bu bir edebi kısırlık ve sahiden üzülüyorum. Kıbrıs’ın daha fazla yazara, özellikle genç yazarlara/şairlere ihtiyacı var çünkü elde yazılı olanlarla gerçekteki, en azından benim yaşadığım Kıbrıs arasında büyüyen bir uçurum var. Gelecekte bu insanlar hangi Kıbrıs’ı okuyacaklar çok merak ediyorum. Ve şahsen artık daha fazla TMT ya da çatışma dönemi anıları görmek istemiyorum. Çağdaş ve edebi bir Kıbrıs romanı okumak istiyorum. Kendim de naçizane bunu deniyorum. Ya da Ada’daki tüm yazarlar benden saklanıyor, bilemedim.