Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız yıl sonu edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Bana göre yılın en özgün ama farkına varılmayan kitaplarından biri Necla Akdeniz’in Agora Yayınları’ndan çıkan Tereddüt Çizgisi romanıydı. Çocuk kahramanların başrolde olduğu kitaplar genel anlamda sorunlu oluyor ama Tereddüt Çizgisi bunun üstünden gelmeyi çok iyi başarmış. Ama kitabı iyi kılan yalnızca bu değil. Kitap son zamanlarda ülkemizde çok tartışılan veganlık, ekoloji, queer gibi kavramlar üzerine çok şey söylüyor. Özellikle queer’in bizde çok yanlış anlaşıldığını düşünen biri olarak, kavramı cinsiyet üzerinden değil, cinsiyetsizlik ve kimliksizlik üzerinden tartıştığı için Tereddüt Çizgisi‘ni çok önemli buluyorum.
Yılın bence gözden kaçan diğer kitabı ise Sandro Varonesi’nin Can Yayınları etiketiyle çıkan Sinekkuşu romanı. 1960’lardan başlayıp 2030’lu yıllara uzanan Sinekkuşu, üç kuşağın hikâyesini ölümler, kayıplar, ilişkiler ve kopuşlar üzerinden işliyor. Çevresindeki her şey ve herkes değişirken bir sinek kuşu gibi sabit kalan Marco’nun buruk ve büyüleyici öyküsü, bana yer yer Jonathan Franzen’in ve David Vann’ın romanlarını anımsattı. Sinekkuşu‘nu bence bu kadar başarılı kılan unsurlardan biri de Eser Cendey’in şahane çevirisi. Şimdilik adından fazla bahsedilmese de Sinekkuşu‘nun zaman içinde bir okur kitlesi edineceğini düşünüyorum.
Bahsetmek istediğim son kitap ise kurgudışı: Kerim Can Yazgünoğlu’nun Çizgi Kitabevi Yayınları’dan çıkan İklimkurgu kitabı. Ekolojik felaketlerin, iklim krizinin ve antroposenin edebiyattaki yolculuğuna odaklanan kitap, son zamanlarda çokça tartışılan ekoeleştiri kavramına yeni bir kaynak ekliyor. Daha çok İngilizce romanlardan yola çıkan İklimkurgu, ekolojik bir poetikanın nasıl oluşturulabileceğini tartışıyor.
Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?
Bu yıl Nobel’i Annie Ernaux’un almasını onun açısından değil de ödülü alamayanlar açısından önemli buluyorum. Yıllardır dillendirilen Kundera, Murakami, Rushdie, Atwood, Marías, O’Brien, DeLillo gibi yazarlar bu yıl da eli boş döndüler. Ama işin ilginci kitapları yıllar önce İletişim Yayınları ve Cem Yayınevi tarafından basılan Ernaux’uya sanki yeni keşfedilmiş gibi davranılması oldu. Bu kitapların zaten farkında olan has okurların ödülün ona verilmesine şaşırdığını düşünmüyorum.
Bir de olumsuz anlamda önemli bulduğum bir durumdan söz etmek istiyorum. 2022 yılı yayıncılık açısından çok zor bir yıl oldu. Nitelikli kitaplar basan butik yayınevleri yılı hiç kitap basmadan ya da birkaç kitap basarak tamamladılar. Bazı dergiler yayın hayatına son verdi, bazıları da periyotlarını değiştirdi. Kâğıt kalitesinden ve sayfa sayısından kısanlar da oldu, dijital platformlara taşınanlar da. Bu gidişle kâğıt krizi hem temin hem de fiyat açısından kolay kolay atlatılacak gibi görünmüyor.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?
Bu soruya geçen yıldan farklı cevaplar verilebileceğini sanmıyorum. Yayıncılık sektörünü etkileyen ekonomik kriz bu yıl katlanarak büyüdü. Salgın bitmiş gibi görünse de etkileri devam ediyor. Kitap fiyatları gittikçe yükselse de yayınevlerinin artan maliyetlerini karşılamasının başka yolu yok gibi görünüyor. Bu nedenle, aynı zamanda bir dergi yayıncısı olduğum için, yayınevlerine yüklenmenin biraz vicdansızca olduğunu düşünüyorum. Çünkü sözkonusu sıkıntı yayıncılık politikalarından değil, ekonomik politikalardan kaynaklı.
Maddi eksikliklerin yanında bir de metinsel eksiklikler var elbette. Aşağı yukarı herkesin dile getirdiği gibi sürekli bir eleştiri yokluğundan bahsediliyor. Hak vermiyor değilim ama bunları söyleyenlerin bir eleştiri/inceleme metni kaleme aldıklarını da doğru düzgün görmedim. İş eleştiri/incelemeye geldiğinde herkes topu bir başkasına atmaya bakıyor. Yıllarca kitap eklerinde, dergilerde ve gazetelerde yayımlanmış kitap değerlendirme yazılarına birer eleştiri metniymiş gibi kıymet verenler, bugün eleştiri eksikliğinden dem vurunca komik duruma düşüyorlar. Ve maalesef bu anlayış devam ediyor. Popüler dergilerdeki yazılar ve kitap tanıtım metinleri bize inatla iyi edebiyat olarak empoze edilmeye çalışılıyor.

Sevgili Gökhan Arslan. Şiirlerinize ve edebi duyarlılığınıza hayran bir yazar olarak ‘Tereddüt Çizgisi ‘hakkında yazdıklarınızdan onur duydum.
Necla Akdeniz