Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak ve sürdürmek niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız yıl sonu edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Ben biraz geriden takip edebiliyorum. Kesinlikle okunması gerek diye düşündüğüm çoğu kitap 2020-2021 tarihli. Şiir kitaplarını çıktıkları an alıp okumaya çalışıyorum sadece. Onların da geneli gözden kaçıyor zaten. Barış Yıldırım’ın Epona Kitap’tan çıkan Yürümek İsteyen Ayak isimli kitabı daha çok okunsun isterdim. Kişisel olandan toplumsal olana doğru genişleyerek giden bir kitaptı benim için. Benzer duyguların paylaşımıydı. Oya Uysal’ın Sia Kitap’tan çıkan Yolu Yalnızlığıma Düşmedi isimli kitabını da anmadan geçmek istemem. Uzun süredir yeni bir kitap bekliyordum kendisinden. Oya Uysal’ın şiirlerine hâkim olan nostalji bu kitapta da ön plana çıkmış. Çocukluktan gelen yalnızlık hissi nostaljik bir anlatıya dönüşmüş.
Özellikle ilk şiir kitaplarını çıkaran şairlerin heyecanlarına ortak olmayı önemsiyorum. Bu açıdan Zeynep N. Tiryaki’nin Pikaresk Yayınları’ndan çıkan Şiir Mayasıdır Uzakların isimli kitabını, Öztekin Düzgün’ün Mayıs Yayınları’ndan çıkan Çiçekler Mümkünse isimli kitabını da anmak isterim.
Sandro Veronesi’nin Can Yayınları tarafından yayımlanan Sinekkuşu isimli kitabı bu sene okuduğum en iyi romandı. Eren Cendey tarafından çevrilen romandaki zamanın kullanım şekli özellikle beğenme sebeplerimden biri. Yazar, olayları zamanla öyle güzel bağ kurarak anlatmış ki zorlayıcı olması beklenen bir yöntem çok keyifli hâle gelmiş. Gözden kaçmasını istemediğim bir kitap.
Ayşegül Sönmez’in Everest Yayınları tarafından yayımlanan “Çağdaş Sanat Var mı?” isimli kitabı çağdaş sanat ile ilgili çeşitli noktalara değiniyor. Her bölümü bir soruyla açan Sönmez, örneklerle birlikte çağdaş sanat üzerinde sorgulama yaptırıyor. Özellikle sanat öğrencilerinin gözünden kaçmaması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?
Annie Ernaux bu yıla damgasını vurdu bence. Aldığı Nobel Ödülü ile de bunu perçinledi. Salman Rushdie’nin saldırıya uğraması sadece edebiyat için değil, insanlık için de utanç verici bir durumdu. Yılın en önemli yayıncılık olayı ise bu şartlar altında hâlâ devam ediyor olması.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?
Yıllardır değişmeyen ve çokça dillendirilen şeylere yeniden değinmek istemiyorum. Zaten bence son iki yıldır edebiyat ortamının en büyük sıkıntısı maddi. Genel olarak insanların ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıkları bir dönemdeyiz. 2022 yılında hâlâ barınma sorununu, açlığı, işsizliği konuşuyor olmak acı. Edebiyat ortamı da bundan payını aldı tabii ki. Kağıt sıkıntıları, artan maliyetler hem okuyucuya hem yayıncıya yük olmaya başladı. Özellikle küçük yayınevleri için bu başlı başına bir sorun.
Sorunlardan bir diğeriyse “ortamcılık” ve buna bağlı olarak edebiyata herhangi bir katkısı olmayan anlamsız kavgalar.
