Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız yıl sonu edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Annie Ernaux’nun kitapları, Yalın Tutku, Seneler, Boş Dolaplar bence bu yıl yayımlanan en iyi kitaplardı. Ernaux’nun Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasıyla birçok kişinin markajına girdi. Alex Schulman’ın Hayatta Kalanlar’ı travma üzerine yazılmış güzel romanlardan biriydi, fazla ses getirmedi diye düşünüyorum, daha çok okunmalıydı. Latife Tekin, Zamansız kitabıyla kendi janrının biraz dışına çıkıp alegorik bir novella yayımladı. Ancak çok usta bir elin yazabileceği, önemli bir deneysel metindi. Elif Şafak’ın Bölünmüş Bir Dünyada Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruruz isimli deneme kitabını pandemi döneminde İngilizcesinden okumuştum, Türkçesinin yayımlanmasını sevinçle karşıladım. Maggie O’Farrel’ın Shakespeare’in kaybettiği oğlu Hamnet’i anlattığı Hamnet romanı da bu senenin iyi kurmaca eserlerindendi. Saint-Exupery’nin karısına yazdığı Mektuplar bu yazın en güzel mektup derlemesiydi bence. Yeteri kadar ses getirdi mi? Isabel Allende’nin Denizin Uzun Taç Yaprağı’nı tüm Allende kitapları gibi hayranlıkla okudum. Bu kez siyasi ideolojilerin seneler içinde nasıl da içinin boşalıp anlamsızlaştığına değiniyordu, iyi bir romandı. Ve son olarak Orhan Pamuk’un on küsur seneden beri tuttuğu eskiz defteri ve günlüklerini Uzak Dağlar ve Hatıralar derlemesi altında görmek bence muhteşem bir edebiyat deneyimiydi. Tüm bunlara ek olarak, kendi çevirilerimden Amitav Ghosh’un iklim krizini anlattığı Büyük Kaos ve John Berger’in nostaljik metni Tren Rayları’nı almayan kaldı mı? : )
Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?
Salman Rushdie’nin New York söyleşisinde bıçaklanması ve vahşi saldırı sonucu bir gözünü ve bir elini kullanma yetisini kaybetmesiydi. Bir yazarın düşüncelerinden dolayı nefret gruplarının hedefi olması, görme organlarından birini kaybetmesi sadece bu senenin değil bu yüz yılın utanç verici olaylarından biri.
Sevinç veren edebiyat olayı olarak da kişisel hikâyesini kurmacaya dökerek hepimizin kalbini kazanan feminist yazar Annie Ernaux’nun Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasıydı. Ayrıca 1901’den beri ödül alan ilk Fransız kadın oldu.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?
Bu seneye kadar hep eleştirel düşüncenin gelişeceği verimli bir zemin olmadığından yakınır ve yeterli eleştiri yazısı yok derdim. Yeni romanlar üzerine yazılan kritikleri objektif bulmazdım. Fakat bu sene bambaşka bir krizle karşı karşıya kaldık. Yayıncılar kendini devasa bir kâğıt krizinin ortasında buldu, maliyetler dört-beş katı arttı. Parası olan yayıncı kâğıt bulamaz hale geldi, kâğıt bulan da satış rakamlarını hesap etmeye başladı. Haliyle şu aralar “iyi edebiyat” ikincil plana düştü ve satış kaygıları yüzünden sadece kurgu-dışı, kişisel gelişim veyahut çok satan kitaplar basılmaya başlandı. Şu aralar hiçbir yayıncı ilk roman dosyası basmaya yeltenmiyor. Çok iyi olup da az satan kitaplar makus kaderine terk edildi diye düşünüyorum. Maliyetlerin artmasıyla okur da artık beş kitap alacağına bire düşürdü. Hâlâ fiyatlarını uygun tutmaya direnen İş Bankası Kültür ve YKY gibi yayınevlerine ve dijital satış sitelerindeki kitap kampanyalarına yöneldiler. Bu durum yazar, okur, yayıncı cephelerinde kendi çaplarında yeni krizlere sebep oldu. Artan kitap fiyatları, dijitale yönelmenin ayak sesleri olabileceği gibi sosyal medyanın herkesi esir ettiği bir çağda daha az kitap okunacağına işaret edebilir. Birlikte yaşayıp göreceğiz.
