Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Üzeyir Karahasanoğlu

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Beğenmediğim eserleri sohbetlerimde andığım gibi beni çarpan, aklımda dönüp duran dizeleri, hikâyeleri de okurlarıma öneriyorum. Aşağıda sayacağım kitapları sahiden beğenmesem her biriyle ayrı ayrı söyleşi yapmazdım.

Baki Ayhan’ın son kitabı Hasta Sevgili Kış çok başarılı bir eser. Tek şiirden ibaret koca bir kitap ki sadece bütünlüklü yapısıyla bile sıra dışı. Ya dizelerin kaynağı, doğum anı? Şöyle demişti Baki Ayhan, bir soruma cevaben: “Ben, yazdıkları üzerinde gece gündüz çalışan bir şair değilim. Şiirin anlık patlamalarla, epifanilerle, keşiflerle yazıldığını düşünüyorum. Her iyi şiirin temelinde böylesi anlık keşif ve icatlar vardır. (Yeni kitabımın adını Keşifler ve İcatlar Ansiklopedisi mi koysam?) Gerisi zanaatkârlıktır ve işin zanaat kısmı müdahaleye dönüşmemelidir. Metnin sağını solunu sürekli çekiştirmek, onu oraya bunu buraya koymak belagat arayışıdır. Şiirin ruhuna terstir. Tamamen “kendiliğinden” bir biçim ve biçem oldu kitaptaki örüntü. Alelade tekrarlar da sıradan haller de derin duyuşlar da aynı değerde.”

Ayça Şebnem’in Hatıriçi’ndeki kimi şiirleri, arkaik ve güncel hikâyelerle katmanlıydı. Bir yanı mite, efsaneye bir yanı gündeme ama ille hikâyeye göz kırpıyordu. Dert anlatmayı seven bir hikâyeci olarak böyle şiirlere daha kolay giriyorum ben. Şair ise, “Şiir ise bence türlere içkin bir tür. Hikâyenin kalbindeki şiirdir onu okutan. Şiiri gördüğün ölçüde büyür gelişir. Hikâyeci onu görmüşse elindeki öykü, şiir, sinema, resim, müzik gibi mevcut aletlerle ânı büyütür, görünür kılar. Yani şiir hem bir göz hem bir alettir.” diyordu.

Hamiş: Şiirin ne olduğuna kafa yoran, şiir düşünen, kendi şiirinin ne olduğunu bilen şair pek az!

Ayşe Nilay Özkan’ın Münzevi Sesler Korosu, okuduğum en başarılı öykü seçkisiydi. Bir defa sesleri bu denli belirgin kılması yazarlık meziyetinin göstergesi. Dildeki arayışını, çabasını ayrıca beğendiğimi söylemeliyim. Bir iki hikâyesinin seslendirilmiş versiyonunu bulsam ara sıra dinler, okul sınavlarımda muhakkak kullanırım.

Esra Kahya’nın Tepsideki Melek romanını anmasam olmaz. Özellikle küçük kızın metinden taşan muzır, meraklı hâllerinin dil oyunlarıyla verilmesi çok renkliydi. Belki bundan daha önemlisiyse bambaşka duyguların okura geçmedeki yüksek başarısıydı. Bunu sağlayabilen yazar; vitrini de konuşturur, merdaneli çamaşır makinasını da!

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Kaybettiğimiz güzel insanların boşluğunu nasıl ki benzerleri dolduramıyorsa sızlayıp durduğumuz bir yıl oldu. Ümitvar bir olayı, kendi edebiyatım hariç hatırlamıyorum. 2024’ün son günlerinde nihayet yayımlanabilen Gece Hep Gece’nin emsalsiz bir roman, yaşadığı serüveninse bir sonraki sorunun cevabı olduğuna inanıyorum.

Bir ay önce yayımlanan Dünya Bir Rüzgâr da yine sıra dışı bir öykü seçkisi oldu. Şu sıralar tulumbacıyla, ferrâşla, korsanla dopdoluysam sayesinde.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Batı cephesinde yeni bir şey yok! Kitaplar pahalı, güncel edebiyata hâkim olmak ateş pahası.

Vasatın baş tacı edilmesi artık sıradan. Ahbap çavuşlar sektöre egemen.

Altıyedi’nin muhkem pencerelerinden bakınca dergiciliğin günbegün güç kaybettiği aşikâr.

Çağdaşlarımın bazıları, o kadar yüksekte seyrediyor ki çağdaşlarını okusalar –maazallah– irtifa kaybederler!