Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.
Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
İlk bahsedeceğim kitap Kasım 2023’de yayımlanmış ama eminim ki geçen yılki soruşturmalarda yoktur. O nedenle mutlaka hatırlatmak istiyorum. Kor Kitap’tan Yoksul Evler, Orhan Kemal, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday, İsmet Yenisey ve Remzi Tozanoğlu’nun 1950’lerde İstanbul’un yoksul aileleriyle yaptıkları söyleşiler. Bu kitabı okuyunca hem devletin nasıl da her şeyin devamlılığı olduğunu, hem maalesef hiçbir şeyin değişmediğini görüyor hem de tanıdığımız isimlerin ne denli farklı tarzlarda söyleşiler yaptığını gözlemliyorsunuz. Ve elbette kitapta Orhan Kemal’in politikliğinin ve halkla doğal diyaloglarının yıldız gibi parladığını da eklemeliyim.
Agora Yayınları’nın sahibi Osman Akınhay’ın anı kitaplarının ilk cildi Heveskâr Çevirmen de bu yıl yayımlandı. Gençliğini, hapishane günlerini, çeviriye başlamasını, acemiliklerini, İzmir’de kitapçılık yaptığı zamanları, görkemli batışını, İstanbul’a göçmek zorunda kalmasını büyük bir açık yüreklikle yazıyor Akınhay. Hatta bizdeki anı kitaplarında çok da rastlanmayan türde bir açıklık diyeyim ki galiba en çok bunu sevdim. Osman Akınhay’ın ve o kuşaktan daha pek çok tanıdığımın bir ömür boyu sadece yayıncılıkla uğraşmaları ve ne olursa olsun buna devam etmeleri beni çok duygulandırıyor. Var olsunlar.
Yüz Kitap uzun bir aradan sonra müthiş bir romanla çıktı karşımıza. Walter Kempowski’nin son romanıymış Her Şey Nafile. Ömrünü İkinci Dünya Savaşı’nı didiklemeye, anı, belge, mektup toplamaya adamış bir yazar Kempowski. Burada da savaş bitmek üzereyken Doğu Prusya’daki bir konakta yaşananları anlatıyor. Tuzu kuru Alman aristokratlarla empati kurulur muymuş? Eh, böylesine sağlam bir edebiyatla her şey mümkün, bunu da gördüm. Romanın son bölümleri, düşmandan kaçmaya çalışan halkın yaşadıkları ise belgesel gibi, okuması, hazmetmesi zor ama yazar müthiş bir mesafe ve soğukkanlılıkla aktarıyor her şeyi. Bu açıdan da tekniği, dili, anlatıcısıyla bence edebiyat dersi gibi bir roman. Dilman Muradoğlu da ustalıkla çevirmiş.
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Ödüllerle çok ilgilenmiyorum açıkçası. O nedenle oralardan ya da bir anda herkesin elinde beliriveren kitaplardan bahsetmeyeceğim. Bence 2024’ün en önemli edebiyat olayı butik yayıncılığın tüm zorluklara rağmen nitelikli edebiyat açısından başat konumda olması. Takip ettiğim butik yayınevleri beni hiç hayal kırıklığına uğratmıyor. En sevdiğim kitaplar genellikler butik yayınevlerinden yayımlanıyor. Risk alıyor, küçülüyor ama yine de işlerini doğru düzgün yapmaya devam ediyorlar. Tam tersine bu yıl özellikle yerli edebiyat adına büyük yayınevlerinden okuduğum çoğu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Büyük yayınevleri genellikle garantici bir biçimde birbirinin aynı kitaplara yöneliyor.
Sadece kadın yazarların kitaplarını yayımlamayı hedefleyen Medusa Yayıncılık’ın yayın hayatına başlaması da bence 2024’ün en önemli edebiyat olaylarından. Şu anda elimde son kitapları, Claire Dederer’in hayranlık üzerine denemelerinden oluşan Canavar var ve bitmesin diye yavaş yavaş okuyorum.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Bu konuda kötü bir okurum. Her zaman kitap okumayı tercih ettiğim için dergilere çok zaman ayıramıyorum. Düzenli olarak yazdığım Notos dışında pek basılı dergi okumuyorum diyebilirim. Online dergilerde de merak ettiğim bir yazarı, kitabı görürsem sadece o yazıyı okuyorum genellikle.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Valla yıllardır ne yazdıysak aynen devam ettiği için ben kendimden sıkıldım. Her şey harika, mükemmel diyelim. Her yıl muhteşem romanlar, öyküler basılıyor. Herkes yazdığından memnun, herkes kalpler, öpücükler, ah canım’lar istiyor. Herkes arkadaşının tabii ki en mükemmelini yazdığından emin. Başka bir olasılık var mı? Ve yine herkes bu ortamda eleştiri yok da yok diye şikayet ederken, herhangi bir Instagram postunda bir kitabın biraz olsun olumsuz taraflardan bahsetmeniz, hemen ardından yazar tarafından “bu ortamda olumlu şeyler duymaya ihtiyacımız var” diye iğnelenmenize sebep olabiliyor.
Yani sonuç olarak dünyada bir numarayız, herkes bizi kıskanıyor.
