Editörler, kuşkusuz yayın dünyasının olmazsa olmaz emekçileridir. İş tanımlarına giren ve girmeyen pek çok görevi üstlenmek zorunda kaldıkları da bilinen bir gerçektir.

Bir metni dil ve anlatım açısından ele almak öncelikle redaktörlerin görevidir. Dil etkili, akıcı ve doğru bir biçimde kullanılıyor mu? Noktalama işaretleri yerli yerinde mi? Yazım kurallarına uyuluyor mu?

Kimi kitapların künyelerinde editörlerin ve redaktörlerin adları ayrı ayrı belirtilse de yalnız editörün ya da redaktörün adına yer verildiği de olur. En vahimi ise herhangi bir editörün ya da redaktörün adının geçmemesidir.

Toprak Işık, okurlarının ufkunu açan, onları düşündüren, onlara sorular sorduran, özgün yapıtları ve ironik mizahi diliyle kuşkusuz çocuk ve gençlik edebiyatımızın en dikkate değer, gözde yazarlarından biridir.

2010 yılında okurlarıyla buluşan Adından Belli Kuşlar Köyü adlı romanı, 2017 yılında 7. baskıya ulaşmıştır. Kitapta editoryal bir çalışmayla ortadan kaldırılması gereken sorunların varlığı bu çalışmanın gerekçesini oluşturmuştur. Kimi önemli kimi ufak tefek tüm yanlışları ele almak bu yazının sınırlarını aşacağı için örneklemeyle yetinilmiştir.

Türkçeyi Doğru Kullanmak

Yazınsal bir metinde dilin yanlış, eksik ve kötü kullanımı kabul edilemez. Adından Belli Kuşlar Köyü’nde bu yönüyle dikkat çeken cümleler vardır.

— Yazık hayvanlara, ben öldürmem, dedi Kadir yine. (s.10)

Cümlede nesnenin eksik olması anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Düzeltelim: “Yazık hayvanlara, ben onları öldürmem.”

Onu görmek Minikkedi’nin açlığını arttırdı. (s.21)

Sonra da kanadından kocaman bir tüy koparttı. (s.81)

Kimse sesini çıkartmadı. (s.112)

“Koparmak, artırmak, çıkarmak” geçişli eylemlerdir. Bu cümlelerde ikinci kez geçişlendirilmelerine gerek yoktur.

Selim, yediye böldü çikolatayı. Deniz, Zeynep’le kendisinin, küçük olduklarından en çok acıktıklarını söylese de Selim eşit paylaştırdı. (s.11)

İlk cümle, ikinci cümlede eşit paylaştırılanın çikolata olduğunu anlamamızı sağlıyor ancak karşımızda iki ayrı cümle var. İkinci cümlede nesne eksikliği anlatım bozukluğuna yol açıyor. Ayrıca “Zeynep’le kendisinin, küçük olduklarından en çok acıktıklarını söylese de” kullanımı da yerinde değildir. Düzeltelim: “Deniz, Zeynep’le kendisinin küçük olduklarını, bu nedenle daha çok acıktıklarını söylese de Selim onu eşit paylaştırdı.” ya da “Deniz, Zeynep’le kendisi küçük oldukları için daha çok acıktıklarını söylese de Selim onu eşit paylaştırdı.”

Gaganın iki yanında da korkunç iki göz vardı. (s.24)

Cümlenin akıcılığı, duruluğu göz önüne alındığında “iki” sözcüğünü yinelemek yerine cümle şu biçimde kurulabilirdi: “Gaganın iki yanında da korkunç birer göz vardı.”

Selim, neredeyse ağlayarak,

— Korkmayın! Korkmayın, buradayım, diye ses verdi. (s.24)

“Ses verdi” yerine “seslendi” ya da “bağırdı” demek daha yerinde bir kullanım olacaktır.

Gerçekten bu hiç akıllarına gelmemişti. (s.78)

“Hiç” sözcüğü yanlış yerde kullanılmaktadır. Düzeltelim: “Gerçekten bu, akıllarına hiç gelmemişti.” (Cümle bu biçimde kurulduğunda anlam karışıklığına yol açmamak için “bu” ve “akıllarına” sözcükleri virgülle ayrılmalıdır.)

Köyünüze geri dönün ve mutlu mesut yaşamaya devam edin. (s.79)

İlk cümlede “geri” sözcüğünün gereksiz kullanılması cümlenin duruluğunu gölgelerken ikinci cümlede yer tamlayıcısının eksikliği anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Düzeltelim: “Köyünüze dönün ve orada mutlu mesut yaşamaya devam edin.”

Çocuklar bir koro gibi dizildiler. (s.111)

Cümlede çocuklar ile koroyu oluşturan insanlar arasında “diziliş biçimleri” açısından bir benzerlik kuruluyor. Bu nedenle cümleyi “Çocuklar, bir korodaymış gibi (yan yana / arka arkaya) dizildiler.” biçiminde kurmak daha doğrudur.

Noktalama İşaretlerini Yerinde Kullanmak, Yazım Kurallarına Uymak

Yazım kuralları ve noktalama işaretleri konusunda dilimizde sağlanamayan birlik, ne yazık ki çocuk kitaplarına da gölge düşürmektedir. Adından Belli Kuşlar Köyü’ne bu yönüyle baktığımızda sağlanamayan söz konusu birliğin izlerini görüyoruz.

— Aslansın, dedi.
Ve görev dağılımını anlattı. (s.10)

Aralarında bir sıçramalık mesafe kalmıştı. Ve Minikkedi sıçradı. (s.83)

“Ve” bağlaçtır, görevi sözcükleri ya da cümleleri bağlamaktır. Cümlenin bağlaçla başlaması yanlıştır.

Özel kullanımlar olabilir ancak burada böyle bir durum söz konusu değil. Bir üslûp özelliği olarak kabul edilmek isteniyorsa bu kullanımın çocuk kitaplarında yer alması doğru mudur diye sormak gerekir.

Meraklıkanat gülümsedi ve
— Tamam, sen diyebilirsin, dedi. (s.35)

Bu iki farklı “ve” kullanımını nasıl açıklamak gerekir?

Zavallı kuş sersemleyip yerinde sallandıktan sonra geriye düşer gibi oldu ama düşmedi. (s.12)

Selim konuşmak için ağzını açmayı denedi, ama korkudan sesi çıkmıyordu. (s.21)

Bir kafese kapatılmıştı. Ama hayattaydı. (s.58)

Yukarıdaki örneklerde “ama” bağlacının üç farklı kullanımını görüyoruz. İlk cümlede bağlaçtan önce virgül kullanılmamış, ikinci cümlede kullanılmıştır. Üçüncüsünde ise bağlı cümle ikiye bölünmüş, ikinci cümle bağlaçla başlamıştır.

İçlerinden birinin adı Meraklıkanat’mış; çünkü çok meraklıymış. (s.96)

Bu cümlede ise bağlaçtan önce noktalı virgül kullanılıyor.

TDK’ya göre bağlaçlardan önce artık herhangi bir noktalama işareti kullanılmıyor. TDK’nin kurallarına kafa tutulmak isteniyorsa (Bizce çocuk kitapları buna uygun değildir.) kendi içinde tutarlı davranılması yerinde olur. Bağlaçlardan önce noktalama işaretlerini kaldırsak, virgül ya da noktalı virgül koysak fark etmez denilemez.

Meraklıkanat, kanatlarını açarak, uzun uzun gerindi. (s.19)

Arkalarına dönüp ağlayarak kayalık tepeye doğru koşmaya başladılar. (s.21)

Eylemsilerden sonra virgül konulmalı mı, konulmamalı mı? TDK’ya göre eylemsilerden sonra artık herhangi bir noktalama işareti kullanmıyoruz.

— Öyle güzel hikâyeler anlatırdı ki dinleyen herkes kendinden geçerdi. (s.40)

Öylesine bitkindiler ki, ay zannettikleri, muza benzeyen o şeyin yemyeşil olduğunu bile fark etmediler. (s.42)

Bir cümlede “ki” bağlacından sonra virgül kullanılırken diğerinde kullanılmıyor.

Hemen ardından da Selim’e:
— Sen de köyünü ara, dedi (s.77)

Selim’e,
— Bunu neden daha önce göstermediniz, dedi. (s.81)

İlk cümlede konuşma cümlesinin öncesine iki nokta, ikinci cümlede ise virgül konuyor. Bu kullanımda da birlik olmadığı görülüyor.

Örneklediğimiz yanlış ve birbirinden farklı kullanımlar, okura noktalama işaretlerine ve yazım kurallarına gereken özenin gösterilmediğini düşündürüyor.

Sonuç

Yazarlarla editörlerin el ele vererek okurlara kusursuz (Çok mu ideal bir dilek oldu? Kusurları en aza indirilmiş mi diyelim?) kitaplar sunması okurlar olarak en haklı beklentimizdir. Anımsatmak isteriz.

Yüksel Akın

Alıntıların yapıldığı kitap: Toprak Işık, Adından Belli Kuşlar Köyü, Tudem Yayınları, 7. Baskı, 2017, İzmir.