Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine sorduk.
Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin…

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Onur Çalı’nın Gemilerle Seyahat Eden Sözcükler isimli deneme kitabını çok sevdim. Bir kere deneme türünün yeri ayrı. Bu türde yazan az yazar var. O yüzden yeni bir deneme kitabı bulunca okumak gerek. Bir kitap okuyarak pek çok kitap hakkında bilgi sahibi olunabiliyor. Gemilerle Seyahat Eden Sözcükler yeni okumalara kapı aralıyor. Onur Çalı’nın ironi dolu denemeleri su gibi akıyor.
Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Bu yılın dikkat çeken olayı son anda patladı. Yunus Nadi Öykü Ödülü bir değil, iki değil, üç değil tam dört yazar arasında paylaştırıldı. Paylaşmak çok güzel bir şey ama bazı şeyler paylaşıldığında anlamı azalıyor. Bazı ödüllerin ilanında “ödül paylaştırılmaz” diye yazar. Bu anlamlı bir kural. Jüri üyeleri anlaşamıyorsa eğer, oy çokluğuna bakılmalı.
Burada ilgi çeken şey, dört jüri üyesi olması. Dört jüri üyesi dört kitap seçmiş. E bir de ödüle değer görülen yazarlar arasında Necati Tosuner gibi büyük bir usta var. Ne desem bilemiyorum.
Dün Twitter’da bu durum konuşuluyordu. Cem Aktaş, “Haldun Taner Öykü Ödülü 1987’de Tomris Uyar, Murathan Mungan ve Nedim Gürsel arasında paylaştırıldı, kızılca kıyamet koptu” diye bir bilgi paylaşmış. O eski hararetli edebiyat ortamları yok tabii ama bu durum konuşulur.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Geçen gün bir listeye rastladım, Türkiye’de en çok okunan 10 kitap sıralanmış. Satranç, Küçük Prens, Hayvan Çiftliği gibi kitaplar var. Türk Edebiyatı’ndan tek eser var: Kürk Mantolu Madonna. Bu büyük bir sorun, skandal. Bir okur ağırlıklı olarak kendi anadilindeki kitapları okumalı. Yayınevleri yabancı yazarları çok öne çıkarıyor. Böyle olmamalı.
Ayrıca edebiyat ödüllerinin maddi karşılığı çok az. Bir kitap ödül aldıysa o ödül kitaba en az iki baskı daha yaptırmalı ama yeni baskı bile zor oluyor. Zaten ödüllerde verilen para ödülü çok az. Bazı ödüllerin adı büyük ama getirisi küçük. Beş, on bin lira veriyorlar. Bu kadar az para verenler arasında bankalar ve holdingler de var. Ayıp yahu, enflasyon ortada. E bir de on bin liranın dörde bölündüğünü düşünün, bence büyük sorun. Törenden sonra editörünü Çiçek Pasajı’na yemeğe götüremezsin. Ekonomik kriz, yoksulluk her şeyin heyecanını gölgeliyor.
Aslında edebiyat ortamının sorunu, bu ortamın Türkiye’de olması. Bütün edebiyatçılar toplanıp Paris’e göç etsek, orada yaşasak hiç sorun kalmaz.
