
Onu suskun diye çağırıyorlar
Kendi yüreğini defalarca dişlemiş
Pencereleri sımsıkı örttürüyor
Düşlerim içeri sızar endişesiyle
Anımsıyorum da bir yerlerden
Erik ağaçları engel oluyor
O tebeşir yüzüyle bir yerlerden
Akşam yemeğine çağırsam gelmez
İllaki kendi çubuğunu tüttürecek
Korkunç cezvelerde kahveler kaynatarak
Bir Uzakdoğu filminde yitip gidecek
Yağmurun tıkladığı dakika sokakta
Fahişelerin parfüm dumanıyla sarhoş
Gözlerinde iki kibrit alevi çakıyor
Şeytanla bir saniyeliğine el sıkıştığı
Parmaklarının karıncalandığı o anda
Ben onu hangi rıhtımda bekleyebilirdim ki
Nasılsa ellerimi anımsamayacak
Kalbimi bir kum torbasına benzetecekti
İşte beni üzmek için neye inanması gerekiyorsa
Belki kurşun askerlerden söz ederdi
Çocukluğu bir orduda mı geçmiş ne
Sıradan bir yaprağa bile tanık olmadan
Üç öğün sevmediği çorbalardan içerek
Kalabalığa yeniden iğneler yağdıracak
Ne çok değil mi böyle olunca ayak izi
İkimizin dolduracağı genişlikte bir yer de yok
Nereye kaçalım desen yanıt veremem
Rüzgâr yatmamızı önerse karşı çıkarız
Sanki iki kadınla karşılaşmak zorundayız
Ben bunu su şehirlerinde de gördüm
Canımı acıtıyordu fazlasıyla dinlenmiş adamlar
Belki de mağaralarımızdan utanıyorduk
Zarların her seferinde iki-bir gelişinden
Gözlerimizi yumsak da onlar bizi görüyordu
Hemen hemen bir polisi uyaracaklardı
Nereden anladıklarını hiçbir gün bilemedik
Ardından büyütüyormuş çok sarı birkaç lale
Serin havalarda birbirlerinden fazla uzak
İyicil çocukların da yararı olmuyormuş
Hem nasılsa kaçırıyorlarmış gözlerini birazdan
Rahat ceviz ağaçlarına doğru
Böyleymiş işte âdet yerini bulsun diye uyanınca
Laf olsun kâbilinden bulutlara uzanır
Kahvaltı sofrasına mutlaka gölge düşer
Sırada eflatun bir kadın vardır
Kulakları dışında sık anımsadığı
Aklı karışınca evet bir sigara yakar
Nedense siyah otomobilleri düşünür
Biri onu yukarıdan gözlüyormuş gibi
Kıpır kıpır kötü giydirilmiş bedeni ile
Çocukluğunu birkaç satıra sıkıştırır
Kötü notlardan ibaret o ilk gençliği
Belki de pek hak etmediği için böyle olmuştur
Örneğin uzun süre otobüs beklemiştir
Daha doğrusu arkadaşların ihaneti
Bir genç kızın şaşkınlığıyla birleşmiştir
Çünkü yaralar da yok değil
Değil mi kabuk bağlamayan?
Korkut Kabapalamut

Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi şairi bile bu şiirin hiçbir mısrasından tek kelime ne çıkartabilir ne de ekleyebilir hayat damıtmış bu kıyak şiire kıyacak bir kelime. Tebrikler üstat.