Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Yaşar Ercan

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Cansu Canseven’in söyleşi deneyiminden elde ettiği birikimle yayına hazırladığı Editörlük Zor Zanaat (Notos Kitap) adlı kitabı editörlük mesleğinin irdelenmesi açısından değerli buluyorum. Yayınevi, yazar ve kitapçı üçgeninde dolaşan okurun pek haberdar olmadığı ve haberdar olsa bile genelde göz ardı ettiği bu profesyonelliği yakından tanımakta fayda var.

Ömer Erinç’in toplu şiirlerinden oluşan Sevdanın Hükmü Baki Defteri (Hece Yayınları) adlı kitabı şairin 1980-2006 yılları arasında kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor. Bu kitabı bir şairin seyir defteri olmasından dolayı önemsiyorum. Şiirin gelişimi, ilerleyişi ve güzergâhı kendiliğinden şair kimliğini oluşturuyor. Şairle şiiri bütünleşiyor.

Özay Erdem’in ilk kitabı olan Tek Kişilik Balayı (Everest Yayınları) yazarın kaleminin artılarıyla eksileriyle öykülerinde oluşturduğu kendine özgülüğü ortaya koyuyor. Gündelik yaşantıda karşılaşabileceğimiz, abartısız olay ve karakterlerin günümüz öykücülüğünden beklenen şaşırtmacalı, karmaşık, vuruculuğundan ziyade sadelikle anlatılması ilgimi çekti. Okur olarak yaşamın olağan akışına paralel öyküler okumayı özlemişim.

Serkan Türk’ün son romanı Trak (Everest Yayınları) sözcüklerin büyüsünden sanat oluşturan değerli bir yazın işçiliği örneği olarak karşımıza çıkıyor. Romanda geçen kuşak çatışmasının sosyal yaşantıya etkisi günümüzde içinde bulunduğumuz durumu tüm çarpıcılığıyla gözler önüne seriyor.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Yavuz Ekinci’nin romanının toplatılması kararı. Neredeyse on yıldır piyasada bulunan kitaplar bir şekilde otoritenin dikkatini çekmiş olacak ki toplumsal ahlakımızı kurtarmak üzere keskin bir kararla piyasadan “temizleniyor.” Bandrol verenler hakkında bir işlem yapıldı mı bilmiyoruz tabii. Sosyal medyanın her gün gözümüze soktuğu görsel şiddetten rahatsızlık duymayanların yazılı metinden rahatsızlık duyması ayrıca tartışma konusu.

Bunun yanı sıra güzel şeyler de oluyor. Menekşe Toprak’ın LitVers Edebiyat Söyleşileri bir soluklanma alanı açtı. Fırsat buldukça söyleşileri dinliyorum.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Bu sene herhangi bir dergiyi düzenli olarak takip etmedim. Bunun çeşitli nedenleri var tabii. Dergilere ulaşmak yazarlarına ulaşmaktan daha zor. Kargo ücreti dergi ücretinden pahalı. Abonelik sistemleri sağlıklı çalışmıyor. Bunların haricinde dergiler özgün konularda dişe dokunur pek az yazıya yer veriyor. Dosya konularındaki tekrarlar ve vasat yazılar (özellikle şiirler) can sıkıcı olmaya başladı. Ancak elimden geldiğince Notos, Yitiksöz, Roman Kahramanları, Aşkar dergilerinin bazı sayılarını okudum.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Edebiyat ortamının paydaşlarının iyiden iyiye kabuğuna çekilmesiyle cılızlaşan yazınsal ses, toplumsal çürümeyi anlatmakta yetersiz kalıyor. Gerçi anlatsa anlayacak okur bulunabilir mi emin değilim. Okurun buharlaşmasını engellemek daha öncelikli sorun sanırım. Bazen kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz gibi geliyor. Ülke nüfusunun okuryazarlık oranının tarihin en yüksek seviyesinde olmasına karşın oransal olarak edebiyat okurunun geçmişle kıyaslanamayacak şekilde azalması çok üzücü.