Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları içinönemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine sorduk.

Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin…

Ahmet Karadağ

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Herhangi bir sıralama yapmadan bu sene yayımlanan ve okuyabildiğim, kendimce güzel bulduğum kitaplar şöyle oldu: Esra Kahya’nın öykü kitabı “Benim Rüyalarım Hep Çıkar” içindeki öykülerin dili, rüyalar aracılığıyla kurduğu çok başarılı kurgusal evren nedeniyle, Cabir Özyıldız’ın öykü kitabı “Eski Zaman Türküsü” Adana varoşlarını falçata keskinliğinde bir dille anlatırken evrensel sorunlara başarıyla değinmesiyle, Füruzan’ın yeni öykü kitabı “Akim Sevgilim” uzun yıllardır onun yazacağı bir cümleye bile hasret kalmamız nedeniyle, Nihan Eren’in yeni öykü kitabı “Nefeshane” bizzat İstanbul’u çok başarılı bir şekilde öykü karakteri yapmasıyla, Başar Yılmaz’ın öykü kitabı “Kara Kışın Gün Işığı” kırık ve hüzünlü hikayeleri yavaş yavaş, sakin sakin, o hikaye tam da öyle anlatılır tonunda anlatmasıyla, Polat Özlüoğlu’nun öykü kitabı “Sahi Adım Neydi?” ruhları yaralı kadınları onlara acındırmadan anlatma başarısıyla, Murathan Mungan’ın romanı “995 km” yakın tarihimizin sis perdesi altındaki birçok olayı hem edebi hem de belgesel anlamda okuyucuyu bir yolculuğa çıkararak doyurucu bir şekilde anlatmasıyla, Deniz Faruk Zeren’in ilk romanı “Ben Bermal” uğruna ölünebilecek büyüklükte davası olanların da aynı zamanda kırık ve dile getirilememiş bir aşkın sahibi olabileceğini çok güzel anlatmasıyla, Mahir Ünsal Eriş’in “Acaip” romanı Ankara’da yaşanan gizemli bir aşk hikayesinin acayip bir finalle bitmesiyle, Fuat Eren’in şiir kitabı “Belki Stockholm’de Bir Banka Soymalıyım” da uzun süredir beklediğim tarz ve tatta şiirler sunması nedeniyle hoşuma gitti. Eminim henüz okuma fırsatı bulamadığım çok güzel başka roman, öykü ve şiir kitapları da yayımlandı bu sene, onları henüz okumamış olmam benim kaybımdır.

Size göre 2023 yılının önemli edebiyatolayları nelerdi?

2023 yılının önemli edebiyat olaylarından biri Milan Kundera’yı kaybetmemizdi. Kundera’nın Nobel alamadan ölmüş olması ayrıca üzüntü verici. Nobel demişken bu yıl Norveçli yazar Jon Fosse’nin edebiyat ödülünü alması hakkında da konuşulabilir. Oyun yazarlığı nedeniyle bu ödülü kazanan Fosse’nin ödülü alması çok yankı bulmadı. Belki bunda ülkemizdeki okuyucuların yazara çok aşina olmaması da bir miktar etkili oldu. Beni heyecanlandıran bir başka olay da Gabriel Garcia Marquez’in kayıp romanının yayınlanacak olması. Bugüne kadar hiç kimsenin bilmediği bir Marquez kitabının, yazarın ailesinin gizli kasasında ya da Teksas Üniversitesi’nin arşivinde kilit altında olduğu epeydir bir şehir efsanesiydi. Yayınevi tarafından doğrulanan bu bilgiye göre En Agosto Nos Vemos (Ağustosta Görüşürüz) adlı romanın 2024 yılında okuyucuyla buluşması bekleniyormuş.

2023 yılının önemli edebiyat olaylarından birisi olmasa da kendi adıma önemli bir edebiyat olayı da, bir süredir üzerinde çalıştığım bir öykü dosyasını tamamlayıp yayınevine göndermek oldu.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Uzun yıllardır katlanarak artan sorunlar bu sene de daha da semirmiş halde aynı yerde duruyor. Sadece edebiyat ortamımızın değil, ülkenin de en büyük sorunu kontrol edilemez hale gelmiş ekonomik kötüleşmedir. Yakın zamanda sosyal medyada da tartışıldığı üzere mesele yüz sayfalık bir kitabın büyük boy mocha frappuccino fiyatı civarında olması değil, okurun kitap aldığı için kahveden feragat etmek zorunda kalmadığı makul fiyatların olmamasıdır. Bu yüksek fiyatlar, sektörün tüm bileşenlerini olumsuz etkiliyor. Parasızlık tüm kötülüklerin anası olduğu için, olumsuz ekonomik şartlar yayınevi-çalışan ilişkilerini, yayınevi-yarışma jürileri ilişkilerini, yayınevi-yazar/editör/çevirmen ilişkilerini, yazar-okur ilişkilerini kirletebiliyor. Parayı veren yayınevi/yazar tüm oyunu acımasızca şekillendiriyor. Böylesi zamanlarda yapılması gereken en doğru şeyin bağımsız kalmaya gayret etmek olduğunu düşünüyorum. Kitabım yayımlansın da maddi-manevi bedeli ne olursa olsun ödemeye hazırım anlayışı yazarları ileride utanacağı şeyler yapmaya itebilir. Böylesi zor zamanlarda bağımsız ve eyvallahsız olmak bir yazarın kaybetmekten en çok korktuğu şeyler olması gerekir diye düşünüyorum.