Site icon Parşömen

Kısır Döngünün Estetiği: Harms’ın Şardam Sirki | Hakan Kaya

{"remix_data":[],"remix_entry_point":"challenges","source_tags":["local"],"origin":"unknown","total_draw_time":0,"total_draw_actions":0,"layers_used":0,"brushes_used":0,"photos_added":0,"total_editor_actions":{},"tools_used":{},"is_sticker":false,"edited_since_last_sticker_save":false,"containsFTESticker":false}

Nedensizce kaybolan insanlar, anlamın değersizleştiği bir dünya, unutulan kelimeler, kısır döngüler, bitimsiz sorgulamalar… Saçmalığın hüküm sürdüğü, aklın tökezlediği, düşüncenin absürtleştiği bu evren, Şardam Sirki’ni benim için Harms’ın en sevdiğim kitaplarından biri hâline getirdi.

Daniil Harms (1905-1942)

Daniil Harms, tuhaf öykülerin aykırı anlatıcısıdır. Metinlerinde bir anlam yoktur, akış yoktur, mantık yoktur; öyleyse Harms bu metinlerin neresindedir? Harms bu soruya doğrudan cevap vermez, hatta cevap vermeye ihtiyaç duymaz. Metinleri havada asılı durur; yadırganmaz ama tam olarak da tutulamaz. Absürtlük, onun metinlerinde edebiyatın dokusuna işlemiştir. Okur, bir süre sonra “neden?” sorusunu sormaktan vazgeçer. O, edebiyatın en anlamsız görünen metinlerini en yoğun göndermelerle yazan isimlerden biridir.

Harms bu absürtlüğü, Sovyetlerin en karanlık döneminde yaşattı. Stalin’in hüküm sürdüğü yıllarda yaşayan yazar, metinlerindeki bu kırılmayı ve anlamsızlığı doğrudan yaşadığı çağdan alır. 1920’lerin sonunda kurulan OBERIU adlı avangard topluluğun üyesiydi. Bu topluluk mantığı kıran, dili parçalayan metinler yazıyor, yazdıklarını sahne performansına dönüştürüyordu. Dilin bütünlüğünü bozmak, anlatıyı dağıtmak ve anlamı sabote etmek onların temel estetik tavrıydı.

Bu tavır elbette rejimin karşı olduğu bir şeydi. Çünkü rejim, dili kontrol etmek ister; anlamı sabitlemek ve yönlendirmek ister. Harms’ın bundan vazgeçmediğini biliyoruz. O sadece edebiyatla eğlenmiyordu; yaptığı şey, aynı zamanda devlete karşı estetik bir sabotajdı.

Şardam Sirki, “Yetişkinler İçin Çocuk Öyküleri” alt başlığıyla, Eyüp Karakuş çevirisiyle Unutuş Yayınları tarafından yayımlandı.

Kitap absürd öykülerden, kısa fragmanlardan ve bilinçli kopuşlardan oluşuyor. Öykülerin çoğu bir yerden başlar fakat belirgin bir sona ulaşmaz. Sebep sonuç ilişkisi ya kırılmıştır ya da hiç kurulmaz. Bu, Harms’ın anlatısında sıkça karşılaştığımız bir yöntemdir: Başlatmak ama tamamlamamak, kurmak ama dağıtmak.

Diğer kitaplara kıyasla Harms burada doğrudan slogan atmaz; fakat eleştirisini metnin içine sızdırır. “Balıkyağı” adlı kısa öyküde bir çocuğa balık yağını nasıl bu kadar sevdiği sorulur. Tadının iğrenç olmasına rağmen nasıl içiyorsun, derler. Çocuk, annesinin her içtiğinde ona bir kapik verdiğini söyler. Parayla ne yapıyorsun diye sorulduğunda, kumbaraya attığını belirtir. Kumbarada iki kapik olunca ne olur? Annesi yeni balık yağı alır. Gülünç, ama aynı zamanda sert bir ironidir bu.

Rejime doğrudan göndermesi olan bu kıpkısa öykü, Harms’ın umursamaz bir yazar olmadığını gösterir. Öykü 1930 yılında yazılır. Harms ise 1931’de “anti-Sovyet çocuk edebiyatı faaliyetleri” suçlamasıyla tutuklanır. Suç, çocuklar için yazdığı metinlerin ideolojik açıdan zararlı bulunmasıdır. Ardından sürgün gelir. Döndüğünde kitap yayımlayamaz, çocuk dergilerine yazmak zorunda kalır. Sonraki tutuklanışında ise hapishanede hayatını kaybeder.

“Balıkyağı” öyküsündeki eleştiri açıktır. Balık yağı, Sovyet döneminde çocuklara “sağlık için” zorla içirilen bir şeydir. Öyküde ise istemediği bir şeyi “iyi” olduğu gerekçesiyle kabullenmeye zorlanan birey anlatılır. Bu, dönemin Stalin rejimine dolaylı bir göndermedir. “Biz sizin için en iyisini biliriz” anlayışına karşı ince bir işarettir.

Çocuk bilinçsizdir; sürecin farkında değildir. Ödül, zorlamanın finansmanına dönüşür. İçmek istemediği şeyi para için içer; o para yeniden balık yağına dönüşür. Böylece sonsuz bir döngü kurulur. İktidar (anne), kendi sürekliliğini çocuğun rızası üzerinden üretir:

Kapik iki olur → balık yağı alınır → tekrar içilir → tekrar kapik…

Sovyet ideolojisinin “ilerleme” söylemine karşı Harms, minyatür bir kısır döngü çizer.

Bu öyküde çocuk, istemediği şeyin hem öznesi hem de finansörü hâline gelir. Absürtlük burada yalnızca estetik değil, aynı zamanda politik bir kırılmadır.

Bu kitap, Daniil Harms’ın edebiyatta ne denli cesur bir yerden konuştuğunu gösteren bir açıdan bakıyor dünyaya. Başlığındaki “Yetişkinler için Çocuk Öyküleri” notuyla yayımlanan eser, bizi nasıl bir atmosferin beklediğini en baştan fısıldıyor. Nitekim öyle de oluyor: Öyküler ilk bakışta birer tadımlık gibi dursa da zihnin içinde büyüyor; düşündürüyor, rahatsız ediyor. “İyi öykü rahatsız eder” ilkesine tam anlamıyla yaslanıyor. Harms, kuşkusuz büyük bir isim. Bugün Franz Kafka ve Samuel Beckett gibi yazarlarla birlikte anılması boşuna değil; geride sarsıcı ve özgün bir külliyat bıraktı.

Daha önce Türkçeye çevrilmemiş olan Şardam Sirki ise Harms külliyatındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. Başta Eyüp Karakuş olmak üzere Unutuş Yayınları’nı tebrik etmek gerekiyor. Üstelik çevirinin doğrudan Rusça aslından yapılmış olması, esere gösterilen özenin altını çiziyor.

Nedensizce kaybolan insanlar, anlamın değersizleştiği bir dünya, unutulan kelimeler, kısır döngüler, bitimsiz sorgulamalar… Saçmalığın hüküm sürdüğü, aklın tökezlediği, düşüncenin absürtleştiği bu evren, Şardam Sirki’ni benim için Harms’ın en sevdiğim kitaplarından biri hâline getirdi. Yalın ama tuhaf bir anlatı; metin bittiğinde “Ben ne okudum?” dedirten o güçlü etki… Bu öyküler gerçekten büyük iş. Şardam Sirki, yıla iyi bir öykü kitabıyla devam etmenin bıraktığı o taze ve sarsıcı hissi taşıyor. Bu kitapta her şey yer değiştiriyor.

Kitabın kapağında gördüğümüz “Yetişkinler İçin Çocuk Öyküleri” vurgusu ilk bakışta ironik bir çağrışım yaratır: Çocuklar için yazılmış gibi görünen ama aslında yetişkinleri hedef alan metinler… Bu tür alt başlıklara dönemin başka yazarlarında da rastlamak mümkündür. Örneğin 1937 yılında hayatını kaybeden Horacio Quiroga, Orman Masalları adlı eserinin bazı baskılarında benzer bir ifadeye yer vermiştir. Bu ibare, metinlerin yüzeydeki masalsı dokusuna rağmen taşıdığı sertliği ve karanlığı önceden haber veren bir uyarı gibidir.

Bu tür bir başlık, okuru daha okumaya başlamadan huzursuz eder. Sanki metnin içinde bir tuzak vardır. Masum görünen bir anlatının altından sert, hatta sarsıcı bir hakikat çıkacaktır. Hem Quiroga’nın hem de Daniil Harms’ın yapmak istediği tam olarak budur: Okuru tedirgin etmek. Çocuk diliyle yazılmış, basit cümlelerle ilerleyen, gündelik ve hatta absürt olaylar üzerinden kurulan metinler; fakat eleştirilen şey çocukluk değil, yetişkin dünyasının saçmalığıdır.

Harms’ın dili bilinçli biçimde yalındır. Karakterler sıradan, olaylar kısa ve ani, sonuçlar çoğu zaman beklenmedik derecede serttir. Çocuk anlatısının ritmini kullanır; fakat ortaya çıkan metin, masalın güvenli alanını parçalar. Bu yönüyle metinler hem oyunbaz hem de tehditkârdır. Okur bir an gülümserken, bir sonraki anda metnin altındaki karanlıkla yüzleşir.

Harms’ın yaşamı da yazdıkları kadar serttir. Avangard bir sanatçı olarak dönemin Sovyet baskı mekanizmasıyla sürekli çatışma hâlindedir. Tutuklanır, sürgüne gönderilir, yeniden gözaltına alınır. Kitaplarının yayımlanmasına izin verilmediği dönemlerde geçimini sağlayabilmek için çocuk öyküleri yazmak zorunda kalır. Dergilere gönderdiği bu metinler, onun hayatta kalma aracıdır. Ancak ikinci tutuklanmasının ardından hapishanede açlıktan ölmesi, ironik biçimde bu “çocuk yazarının” trajik sonunu hazırlar.

Daniil Harms, 1941.

Dolayısıyla “Yetişkinler İçin Çocuk Öyküleri” ifadesi yalnızca edebi bir tercih değil, aynı zamanda tarihsel ve kişisel bir gerilimin de göstergesidir. Harms’ın metinleri, masumiyet ile dehşet arasındaki ince çizgide yürür. Çocuk anlatısının biçimini ödünç alır ama içini absürdite, varoluşsal boşluk ve sistem eleştirisiyle doldurur. Okur, metni bitirdiğinde bir masal dinlemiş gibi değil, kısa ve keskin bir darbeye maruz kalmış gibi hisseder.

Dönemin çevresinde yer alan pek çok yazar da benzer bir estetik gerilim içinde üretmiştir. Bunlardan biri, tıpkı Harms gibi OBERIU grubunun üyesi olan Alexander Vvedensky’dir. Vvedensky’nin çocuk şiirleri ve absürd metinler kaleme aldığı bilinir. Dili yalın ve doğrudandır; ancak bu sadeliğin altında çoğu zaman ölüm teması dolaşır. Metinleri metafizik imgelerle örülüdür ve zaman, varlık, yokluk gibi kavramları çocukça görünen bir söyleyişle sarsıcı bir biçimde işler.

Dönemin bir diğer önemli ismi Kornei Chukovsky’dir. Çocuk edebiyatının en bilinen temsilcilerinden biri olarak anılır. Yüzeyde şirin ve ritmik konular işlediği düşünülse de metinlerinde grotesk anlatım ve abartılı yapı dikkat çeker. Bu özellikler sayesinde çocuk anlatısı ile yetişkin dünyası arasında ironik bir mesafe kurar.

Franz Kafka da bu bağlamda anılabilir. Kafka doğrudan çocuklar için yazmamıştır ancak fabl türüne yaklaşan kısa metinlerinde ve alegorik anlatılarında benzer bir yalınlık görülür. Basit gibi görünen yapıların içinde sistem eleştirisi, varoluşsal kaygı ve absürd bir düzen yer alır. Böylece masalsı form, sert bir sorgulamanın aracı hâline gelir.

Hakan Kaya

Exit mobile version