İlk kitabın heyecanı ayrıdır. Kâğıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar tıpkı sonrakiler gibi kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın? Yazarlık bize özgü hatalarımızla, acemiliğimizle birlikte bir uzun yolda yürümek değil mi zaten?
İlk öykü kitapları yayımlanmış yazarlarla 2015 yılından beri “İlk Göz Ağrısı” söyleşileri yapıyor, ilk kitaplarının heyecanını paylaşıyoruz. Gaye Keskin, 186. konuğumuz.
İlk kitabınız yayımlandı. Öncelikle tebrik ederiz. Bu süreç nasıl gelişti, biraz anlatabilir misiniz? Yazmaya nasıl başladınız, yazdıklarınızı yayımlamaya ne zaman karar verdiniz?
Teşekkür ederim öncelikle. Yazma yolculuğum hayatım boyunca boyut değiştirerek devam etti ama ben, beni bugüne getiren son düzlükten itibaren anlatayım. 2017 yılında bambaşka bir şey yapmak için bilgisayar başına oturduktan birkaç ay sonra bir roman bitirmiştim. Hiçbir yerde yayımlanmadı çünkü bu fazla cüretkâr olurdu. Fazlasıyla hamdı. Sonra başka ne yapabilirim diye bir arama yaptıktan hemen sonra Kayıp Rıhtım Öykü Seçkisi’yle karşılaştım ve orada aylık temalarla öyküler yazmaya başladım. Sürecin bu kısmı 2020’nin sonlarına dek devam etti. Başka hiçbir yerde yazmadım ve hatta böyle bir arayışa bile yönelmedim. 2020’den sonra inceleme yazıları da yazma yolculuğuma dahil olunca öykülerimi kitaplaştırma fikri doğdu. Ama yalnızca tek bir platformda var olduğum için, o platform dışında kimsenin bildiği ya da okuduğu biri değildim. Bu yüzden Parşömen’in de içinde olduğu iyi edebiyat kanallarına öykülerimi yollamaya başladım ve bir yandan da yalnızca kitapta olacak öykülerimi de çalıştım. 2023 yılında artık elimde birçok bakımdan içime sinen bir dosya vardı. Bu dosya üzerinde biraz daha çalışıp 2024 yılının nisan ayında yayınevine yolladım ve ağustos ayının başında dosya onayımı aldım.
Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız?
Öykü yazmak bambaşka bir haz, aynı zamanda bambaşka bir kavga hali. Öykünün yaşattığı bu ızdırap ve keyif ilişkisini başka hiçbir şeyde bulamıyorum. Sadece öykü yazmayı değil başkalarının öyküleri hakkında yazmayı da çok seviyorum. İşaretleri kovaladığınız, işaretler bıraktığınız, çerçevenizin sınırlarının belli olduğu ve yazdığınız her kelimenin bir devinime yol açacağı bir yolculuk hali.
Şimdi elimde bir novella var ve bir de bitmiş iki öykü. Novellaya oturdukça yeni öykü fikirleri vuruyor zihnime. Rafa bıraktığım küçük bir saksı bir fikir ateşi yakabiliyor zihnimde veyahut önünden geçtiğim bir dükkân aklımda bir yeri oymaya başlayabiliyor. Küçük işaretler büyük devinimlere dönüşüyor yani. Bu yüzden kendimi öykü yazmaktan alıkoyamıyorum.
Yayınevini nasıl belirlediniz? İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde neler yaşadınız?
Öykülerimi yazmaya başladığım andan itibaren yazdıklarımın hangi yayınevine yakın temasta durduğunu biliyordum. Yine de kendime birkaç yayınevini kapsayan bir skala belirledim. Nihayetinde düşlerimin yayınevi Can Yayınları’yla çalışma imkanım doğdu.
Kabul aldıktan birkaç ay sonra aslında kapak tasarımı, editörlük ve hatta mizanpaj bile bitmişti ama kitabı bir süreliğine ertelememiz gerekti. O zamanlar buna üzülsem de şimdi iyi ki bu erteleme gerçekleşmiş diyorum. Benim için doğru zamanın şimdi olduğunu düşünüyorum çünkü.
Kitabın yayıma hazırlanma sürecinde bir editörünüz oldu mu?
Evet oldu. Sevgili editörüm Abdullah Ezik’le çalıştık. Oldukça titiz ve nokta atışları içeren müdahalelerde bulundu. Ve hatta kör noktaları buldu ve ortaya çıkarıp değiştirmemizi sağladı. Sonsuz teşekkürler ona, özellikle birbirine karışan kilitleri ve anahtarları düzelttiği için.
Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?
Mutfağa ilk çıkışım 2017’deydi. Sonrasında 2023 yılının son günlerinde mutfaktaki yolculuğum biçim değiştirdi ve Öykü Gazetesi yayın kuruluna girerek dergi yazarlığından dergiciliğe geçtim. Geçtiğimiz sene mayıs ayında yine Öykü Gazetesi’nde bir öyküm yayımlandı ve o zamandan beri herhangi bir yere öykü yollamadım. Bu da sekiz senelik bir serüveni işaret ediyor ki bence oldukça uzun.
Öte yandan dergilerde yayımlanmanın da başka bir heyecan olduğu bir gerçek. Özellikle benim gibi hiçbir öykü yarışmasına katılmamış biri için.
İlk kitabınızda hayatınız neler değişti? Ne ummuştunuz, ne buldunuz?
Bir kitabımın olması benim en büyük ve en uzun süren hayalimdi. İyi bir yayınevinin kabulünü almak da kendime kendimi ispatlamamdı.
Kitabımın serüveni henüz başladı, şu aşamada hayatımda herhangi bir değişiklik olmadı, olmasını da bekliyor muyum, hayır. Tadını çıkarmak, okuyanların eleştirilerini duymak, yazdıklarımı başkalarıyla paylaşmanın hazzına varmak istiyorum. Doğru şekilde eleştirilmek sanırım umduğum en önemli şey. Ne bulacağımı da hep beraber göreceğiz.
Bundan sonraki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Öyküden mi devam edeceksiniz? Başka türlerde kalem oynatmayı düşünüyor musunuz?
İnceleme yazmayı ve söyleşi yapmayı da seviyorum. Şimdilik bunları yapmayı nadasa bırakacağım ama. Biraz kitabın tadına varmak istiyorum. Kafamda dönen öyküleri yazmak için masaya oturmak da şu ara işe yaramıyor, odağım kitapta çünkü. Sonrasında ise novellayla istediğim gibi anlaşabilirsem ona öncelik vereceğim ama bu kısım istediğim gibi ilerlemezse beni çok heyecanlandıran ve zihnimde demlenen öyküleri yazıp yoluma öyle devam edeceğim. Sanırım bunu da hep beraber bekleyip göreceğiz.

