Site icon Parşömen

5 Soruda Yayınevleri: “Tersine Kitap”

Yayınevlerini daha yakından tanımak için başlattığımız dizimizde bu seferki konuğumuz Tersine Kitap Genel Yayın Yönetmeni ve kurucu ortağı Alican Saygı Ortanca.

Tersine Kitap ne zaman, kimler tarafından kuruldu?

2025 Haziran’ında, İthaki Yayınları’nda yıllarca birlikte çalıştığım Melis Özbakır, Hamdi Akçay ve bir arkadaşımızla daha birlikte kurduk Tersine’yi.

Tersine Kitap’ın yayın politikasını nasıl tanımlarsınız?

Tersine Kitap, çeviri edebiyat yayıncılığı yapan butik bir yayınevi. Yayın politikası olarak görülür mü bilemiyorum fakat, kendi okumak istediğimiz kitapları yayımlıyoruz, heyecan duyduğumuz kitapları başkalarıyla da paylaşabilmek için çaba sarf ediyoruz. Tabii “sevdiğimiz kitaplar” çok geniş bir çerçeve zira hepimizin farklı okuma alışkanlıkları ve refleksleri var. Yine de popülerin arkasına takılmak gibi bir isteğimiz yok. Bilakis, rüzgârın tersine giden kitapları keşfetmeye çabalıyoruz. Aynılıktan kurtulmuş, konusu veya üslubuyla farklılaşabilmiş kitapların peşindeyiz. İsmine de bu yüzden Tersine dedik zaten. Bir de cüret etmekten korkmamamız gerektiğini bize hatırlatsın diye.

Bir duyguyu veya travmayı eşeleyen, kalıbını kabul etmeyen, risk almaktan ya da baş kaldırmaktan korkmayan metinleri yayımlamayı önceliğimiz yaptık. Cevaplardan ziyade soruların ve sorunların peşindeki kitapları listemize dahil ettik. Kulağını tersten tutan yazarlar diye tabir ettim hep kataloğumuzu oluştururken. Meramını herkes gibi anlatmayan. Yani bir kitabı sadece sevmemiz, iyi olduğunu düşünmemiz de yetmiyor bu noktada. Ne kadar “tersine” diye konuşuyoruz son kararı vermeden önce. Okurların üzerinde iz bırakabilecek, ne okudum dedirtebilecek, daha önce hiç düşünmedikleri bir konuda yeni bir bakış açısı oluşturabilecek kitaplar daha çok ilgimizi çekiyor. En nihayetinde yayımladığımız kitaplar kendimizi, tavrımızı anlatabilmemiz için kendi açtığımız bir alan. Şuna gerçekten inanıyorum; dünyadaki tüm insanlar benzer duyguları, düşünceleri yaşıyor, baskılara maruz kalıyor, hayatta kalmak için çabalıyor ve edebiyatlarını bunlar üzerine kuruyor, biz de bunlar arasından bizim de dert edindiklerimizi dert edinmiş kitapları keşfetmek için uğraşıyoruz.

Piyasa koşullarının çetin olduğunu biliyoruz. Karşılaştığınız zorluklar neler? Bunlarla nasıl mücadele etmeyi planlıyorsunuz?

Bu noktada ne yazık ki yeni bir şey söyleyemeyeceğim zira her yayıncının karşılaştığından daha farklı zorluklar değil bizimki de. En büyüğünden en küçüğüne, benzer sorunların farklı yüzleriyle savaşıyoruz. Tabii bu noktada yeni ve küçük yayıncı olmak işin nispeten zor kısmı. Çünkü Türkiye’de yayıncılık yapmak her manada elinizden gelenin bir fazlasını isteyen bir sektör. Kaynakların veya kapladığınız alanın azlığı yeni engeller çıkarmasa da, o engellerin aşılmasını zorlaştırıyor. Bir yayıncı olarak sizin dışınızda, kendi yolunda ilerleyen o kadar fazla değişken var ki, bir yolunu bulup uyum sağlamak ve alternatifler üretmek zorunda kalıyorsunuz. Kitabın matbaa aşamasından itibaren artık dahliniz giderek azalıyor. Çok şey ters gidebilir, gidiyor da. Her birimiz, uzun yıllardır sektörün içinde olduğumuz için en azından bolca hata yapmış ve bunlardan bolca ders çıkarmış durumdayız, bu sebeple telaşlanmadan çözüm üretmeye çalışıyoruz.

Tabii burada karamsar olmak istemem kesinlikle. Çevremizdeki yayıncılara bu işi yapmaya karar verdiğimizi açıkladığımızda büyük bir kısmı delilik olduğunu, (hem de bu şartlarda) çok zor olduğunu söylediler, tabii destek olanların sayısı da az değildi, sağ olsunlar. Ama bu işe girerken üzerinde durduğumuz, devam etmemize sebep olan iki şey vardı. İlki; yayıncılık yapmak istiyorsanız en doğru an şu an. Dün, bugünden daha iyiydi, ama bugün de yarından daha iyi. Daha iyiye gitmeyecek koşullar. Bir sene sonrasında geri dönüp bakınca, keşke geçen sene kalkışsaydık bu işe demek istemediğimiz için, kurabildiğimiz ilk anda kurduk yayınevini. İkincisi ise, ki bu çok daha öznel, yayıncılık yapmak için ihtiyaç duyulan sermaye, pek çok sektöre göre daha az. Yani muhtemel bir kayıp, daha kolay göze alınabilir. Biz de yıllarca sektöre emek vermiş olan işçiler olarak, sponsorumuz olmadan, tamamen kendi kaynaklarımızla giriştik bu işe. Bu denklemlere bakınca, denememek denemekten daha kötü bir alternatif gibi göründü gözümüze. Pişmanlığın gerçekliği, işi batırma ihtimaline kıyasla daha ağır bir yük gibi geldi. Haliyle, bu işi yapmak isteyen bence yapsın. Ne kadar yeni ve farklı ses olursa, hem sektör hem de okur açısından o kadar iyi. Çünkü derdini yayımladığın kitaplarla anlatmaya çalışmak, buna bir zemin oluşturup sesinizi duyurabilmek az şey değil. (Hem de bu şartlarda.)

Yayınevinize dosya göndermek isteyen yazarların bilmesi gerekenler nelerdir?

Şu an için ne yazık ki dosya kabul etmiyoruz çünkü yerli yazar yayımlamıyoruz. Ancak bu asla yayımlamayacağız demek değil. Kendimizi, ritmimizi bulana kadar çeviri yayıncılığından devam edeceğiz. Dosya kabul etmeye karar verdiğimiz an, duyurusunu yapacağız.

Önümüzdeki dönemde yayımlamayı düşündüğünüz kitaplar hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yılın ilk kitabı, yaşayan en büyük yazarlardan olduğunu düşündüğüm Joy Williams’ın The Changeling kitabı olacak. Tuğçe Nida Gökırmak çevirisiyle, Diğer Çocuk adıyla çıkacak. İlk büyük romanımız olarak tarif ediyorum bu “sapkın” metni. Sonrasında modern Japon edebiyatının en önemli isimlerinden Keiichiro Hirano’nun İngilizceye A Man adıyla çevrilen romanı, İrem Akçay’ın Japonca aslından tercümesiyle raflarda olacak. Brezilyalı yazar Ana Paula Maia’nın mideye yumruk yemiş gibi hissettiren novellası, İngilizce adıyla Of Cattle and Man’i Emrah İmre’nin Portekizceden çevirisiyle yayımlayacağız. Bunların yanı sıra İspanyolca, İtalyanca, Korece, Rusça, Romence gibi pek çok farklı dilden kitabı yayıma hazırlıyoruz. 2026 yılında her ay bir kitabı okurla buluşturmak niyetindeyiz.

www.tersinekitap.com

Exit mobile version