Site icon Parşömen

2025 Edebiyat Soruşturması: Mercan Alper

{"remix_data":[],"remix_entry_point":"challenges","source_tags":["local"],"origin":"unknown","total_draw_time":0,"total_draw_actions":0,"layers_used":0,"brushes_used":0,"photos_added":0,"total_editor_actions":{},"tools_used":{},"is_sticker":false,"edited_since_last_sticker_save":false,"containsFTESticker":false}

2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Mercan Alper

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Parşömen’in yıllık soruşturması için davet geldiğinde başta okuma listeme bakıp çekindiğimi itiraf etmeliyim. Bu sene şunları okudum diyebileceğim havalı kitaplar yok listemde. Hatta pek çok yerde okuduğumu söylemeye çekineceğim kitaplar var diyebilirim. Böyle hissederken belki de bu sene bunlar üzerine konuşmak için güzel bir fırsat olur bu yazı dedim.

Ülkemiz için olduğu kadar kişisel hayatımda da oldukça zor geçen bir yıl oldu 2025. Güzel anılarımın toplamı sıkıntılı zamanlarımla kıyaslanamayacak kadar az. Hal böyle olunca bu sene okuduğum –daha doğrusu dinlediğim– kitapların büyük bir kısmı kendini iyi hisset kategorisindeki kitaplar oldu.

Son yıllarda özellikle Uzakdoğu’dan bizlere ulaşan ve eskinin Tavuk Suyuna Çorba serilerini Asya kültürü sosuyla sunan kitaplar bunlar. Hyunam Dong Kitabevi, Soyang-Ri’nin Kitap Mutfağı, Sihirli Şeker Dükkânı, Aradığın Şey Kütüphanede Saklı, Chibineko Mutfağı, Yalnız Kalmak İçin Mükemmel Bir Gün… Tüm bu kitaplar kendi dertleri, günlük yaşamları ve kaygıları arasında boğulan karakterler ve bu karakterlerin başkalarıyla kurduğu ilişkilerle huzura kavuşan ruhlarıyla ilgili kitaplar. Okurken hem çok basit cümleler ve derinliksiz anlatımlarıyla insanı yormayan hem de bitince mutlu sonlarıyla okuyucuya ufacık da olsa “iyi hissettiren” kitaplar. Dikkatimi herhangi bir şeye odaklamakta çok zorlandığım zamanlarda bir şekilde kitaplarla aramdaki bağı sürdürmemi sağladılar. Tüm dünyada çok satanlar listelerinde dönüp durduklarını görünce bu kitapları okuduğumu söylemekten utanmak yerine belki de beni ve pek çoklarını bu denli basit bir iyi hissetme hali aramaya iten nedenler üzerine düşünmek gerek dedim.

Hepimiz kötüyüz. Tüm dünyanın midesi bulanıyor sanki. Her şey çok karmaşık, her yol çok dolambaçlı ve her şey sanki çok mükemmel olmalı gibi. Okuduklarımı paylaşırken bile “Eh, bunlar hiç havalı kitaplar değil ki!” diyen seslerle boğuşmak zorunda kaldığım bir dünyada bu tür kitapların neden çok sattığını bence hepimizin düşünmesi gerekiyor.

Tüm bu görece basit kitaplar dışında bu sene okuduğum birkaç kitaba da değinmek istiyorum. Bu sene Melisa Kesmez’in Çiçeklenmeler’ini okudum. Çağan Irmak filmleri tadında ve yukardaki saydığım kitaplarla aynı kategoriye bırakacağım bir kitap oldu. Biraz Yeşilçamvari bir tınısı, işleri bir şekilde yolunda giden ana karakteri ile nostaljik hissettiren bir kitaptı.

Nostalji dolu bir diğer kitap Sinem Sal’dan Mihrap’tı. Ah benim Mihrap’ım! Bizim Zamanımız’ı okuduğumda Mihrap’a ve Sinem Sal’ın kalemine hayran olmuştum. Bu kez küçük Mihrap’ı okuyacağım diye çok heveslenerek başladım kitaba ancak Mihrap hiç küçük bir çocuk gibi değildi. Sanki yetişkin biri çocuk taklidi yapıyor biz de inanmış gibi yapıyoruz hissiyle okudum. Mihrap’tan ziyade mahalledeki kadınlar ve onların yaşam mücadelesini çok daha güzel anlatmış Sinem Sal.

Senenin en güzel haberi Saf Suya Anlat ile İsmail Güzelsoy’dan gelmişti. Subala’nın olma yolculuğuna tanık olduğumuz çok güzel bir masaldı. İsmail Güzelsoy’la Hatırla ve Değmez ile kurduğum bağ bu masal ile bambaşka bir yere geldi. Saf bir karakteri ve onun dünyayı görme şeklini anlatmak bence oldukça zor bir iş. Ancak İsmail Güzelsoy öyle güzel anlatmış ki Subala’nın baktığı yerden dünyaya bakmak hiç zor gelmiyor.

Yunanca Dersleri ile Han Kang bu sene de yine beni derin derin düşündüren isimlerden oldu. Görme yetisini yitirmek üzere olan bir adam ve kelimelerle bağı sürse de sesini yitiren bir kadın. Ve bu ikilinin geliştirdiği tuhaf bir dil üzerine bir anlatı. Farklı olanın yer edinme çabası, kültür, dil ve iletişim üzerine denemeler gibi hissettiren bir romandı. Vejetaryen ya da Veda Etmiyorum kadar güçlü bulmasam da yine de sertliğiyle yer yer işte Han Kang dedirten bir kitaptı.

Bu sene en büyük pazarlama kazananı Sarı Yüz’ü okudum. Yani bir hırsıza yapılan bir övgü ve hırsızın anksiyete ataklarını anlatan sıkıcı bir kitabı nasıl bu kadar güzel pazarladınız helal olsun! Yine de Amerika’daki yayıncılık sektörü hakkında merakı olan okusun diyebilirim.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Kişisel gündemimden fırsat bulup da takip edemedim açıkçası bu sene olanı biteni. Yapay zekanın edebiyatta nerede durması gerektiğine dair yükselen seslere kulak verdim zaman zaman ancak bu konuda da dikkate değer bir fikir duymadığımı söyleyebilirim.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Hepimiz her sene çok benzer cevaplar veriyoruz sanırım bu soruya. Ben bu sene için tek bir şey söyleyeceğim. Coğrafya kaderdir lafını doğrularcasına İstanbul’da yaşamayan ya da bir ayağı İstanbul’da olmayanın vay haline! Pek çok sektörde durum benzerken bir Ankaralı şu günlerde ne yapsın da yer bulsun kendine bu güzel edebiyat aleminde? Yazar masalarında yer edinmek değil de mesele, yine de malum herkes kilometrelerce ötedeyken nasıl olacak? Okuyunca kızacaklar belki, belki de Ankara’dan ya da başka şehirlerden sesi yükselen isimleri sıralayacaklar ama bence pek çoğunuz anladınız beni diye düşünüyorum.

Her şeye rağmen umudumuzu yitirmediğimiz bir yıl diliyorum herkese!

Exit mobile version