2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine, şairlere, çevirmenlere ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.
2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Biraz daha az görünen, göz önünde olmayan eleştiri-deneme kitaplarından söz etmek isterim.
Necip Tosun’la başlayalım. Ketebe Yayınları arasında büyük boy basılan iki kitap yayımladı bu yıl: Yazma Dersleri ve Dünya Öykücülüğünün Serüveni. 600 sayfalık büyük emek ürünü Yazma Dersleri kitabını edebiyatımızda yer etmiş otuz yazarın kendi görüşlerinden, yazılarından, söyleşilerinden, yazma deneyimlerinden yola çıkarak oluşturuyor Necip Tosun. Yazarların yaşamlarına, yaşam deneyimlerine meraklı okurun yanı sıra, yazıyla yoğurulacak bir ömür düşleyenlere, akademik ilgilere kılavuzluk edecek bir çalışma.
“Öyküyü Sanat Yapanlar” alt başlığını taşıyan Dünya Öykücülüğünün Serüveni ise dünya yazınından seçilmiş elli öykücü üzerine odaklanan yazılardan oluşuyor. Öykücülerin yaşamları, öyküleri, öykü anlayışları, dünya öykücülüğüne kattıkları inceleniyor. Tam anlamıyla yol gösterici bir başka kılavuza imza atıyor Necip Tosun.
Christopher Booker’in İnkılap Yayınları arasında çıkan iki ciltlik Neden Hikâye Anlatırız? adlı kitabını da mutlaka analım. Henüz ilk cildini okuduğum kitabı Halil Doğan Aydoğan dilimize kazandırmış. Mitlerden, halk masallarına, büyük edebiyat yapıtlarından filmlere kadar çok geniş bir yelpazede hikâye anlatmanın yapısını, geleneğini önümüze seriyor.
Erendiz Atasü’nün Romanımız, Romancılarımız adlı kitabı Sanat Kritik Yayınları arasında yayınlandı. Daha önceki yıllarda da başka yayınevlerinde deneme-eleştiri yazılarını bir araya getirmişti. Edebiyata olan sevgisiyle son derece içten, okuyucunun içini ısıtan yazılar kaleme alıyor Erendiz Atasü.
Hülya Soyşekerci’nin Vapur Yayınları arasında yayınlanan Edebiyatımızda Kadın Yaratıcılığı adlı kitabı bu yılın deneme-eleştiri kitapları arasında mutlaka anılması gereken bir çalışma. Suat Derviş’ten Sevgi Soysal’a, Füruzan’dan Ayla Kutlu’ya pek çok yazarımızın yapıtları, yaratıcılıkları, yazın dünyaları ele alınıyor.
Semiramis Yağcıoğlu’nun Hep Eksik ve Şirvan Erciyes’in Yazınsal Tutkunun İzinde adlı kitaplarını anmadan geçmeyelim.
“Yazının doğasına dair denemeler” alt başlığıyla yayımlanan Doğa Yürüyüşleri, Oylum Yılmaz’ın çok güzel denemelerinden oluşuyor. Doğada çıkılan bir yürüyüş eşliğinde edebiyatın gizlerine yapılan bir yolculuk.
Banu Yıldıran Genç’in denemeyi, eleştiriyi ve yaşam deneyimlerini buluşturduğu Notos Kitap tarafından yayınlanan Yan Yana Durduğumuz Zamanlar adlı kitabını da anımsatalım.
Öykücülüğümüzün bir büyük ustasının yeni yayınlanan deneme kitabından söz edelim. Necati Tosuner’in Gönülde Kitap adlı kitapta topladığı denemeleri Alakarga Yayınları arasında yayınlandı. Örnek olacak nitelikte bir dil işçiliği, yaşama hüznüyle iç içe geçen bir ince alay.
Son olarak Alfa Yayınları arasında çıkan Yunan Tragedyası adlı kitaptan söz etmek isterim. H.D.F. Kitto’nun “Bir Edebiyat İncelemesi” alt başlığıyla yayınlanan kitabını Deniz Türker çevirmiş. Yunan tragedyalarının yapısını derinlemesine inceleyen müthiş bir kitaptı. Yıllardır tragedyaları anlatıyorum, bu kitapla birçok ayrıntıyı kattım dağarcığıma, bir kere daha anladım ki öğrenmek, öğretmeye çalışmaktan daha güzel.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Daha önceki soruşturma yanıtlarına göz atınca her şeyden söz edildiğini gördüm. Bütün hepsi dikkat çeken, önemli olaylar. Selim İleri’nin, Pınar Kür’ün, Hasan Özkılıç’ın ölümleri… SRC Yayınevi olayı…
Süha Oğuzertem hocanın ölümünü eklemek isterim. Ölümü, hele hele evinde çıkan yangında ölmesi içimi acıtmıştı. Bir de Engin Çetinbağ’ın ve hocamız Erbil Göktaş’ın ölümlerini söylemek isterim.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Sorunlar ne yazık ki hiç değişmiyor, gün geçtikçe derinleşiyor.
Dergiciliğin sorunları önemli. Çünkü dergiler edebiyatın yaşayan yüzüdür, orada soluk alır edebiyat. Genç yazarlar dergilerle sınarlardı kendilerini. Bu alanın gün geçtikçe daraldığını görüyoruz. Dergiler kapanıyor. Sincan İstasyonu kapandı ne yazık ki. Yayınını sürdürenler ise genel dağıtımdan ayrılmak zorunda kalıyorlar. Varlık, Kitaplık, Sözcükler çok önceleri ayrılmıştı genel dağıtımdan. Notos da genel dağıtımda değil artık. Genel dağıtımda edebiyat dergisi kalmadı gibi. Post Öykü ve bir iki dergi daha direniyorlar. Genç yazar adaylarının dergilerden haberi olmuyor ne yazık ki. Yazdıklarını internet ortamında değerlendirmek istiyorlar. İnternetteki yayınlara ulaşmak bedava ama çok gevşek dokulu, güvenilmez ve basmakalıp…
Bunun yanı sıra merkez illerin dışında yaşayan biri olarak kitabevlerinin kapanmasını da önemli bir sorun olarak söylemek isterim. Bu ne kadar edebiyat ortamının sorunu olarak değerlendirilir, bilmiyorum. Dergilerin dağıtımındaki sorunlar gibi kitabın dağıtımındaki sorunlar da düşünülmeli. İnternet sitelerindeki satışlarla rekabet edemiyor, baş edemiyor kitapçılar. En önemlisi, internet sitelerindeki yüksek oranlı indirimlere alışan okur kitapçılardan da aynı indirimi bekliyor. Kitapçılar o indirimi yapabilirler mi? Elbette yapamıyorlar. Benim gibi, kitabı almadan önce sayfalarını karıştırmak, kokusunu duymak isteyen, sağından solundan zarar görmemiş kitabı seçmeye çalışan, hatta bazen içinden birkaç paragraf okuyarak kitap alan biri için kitapçıların kapanmakla yüz yüze kalması üzücü bir durum.
Şu, eleştiri yok, meselesiyle bitireyim. Birkaç yanıtta eleştirinin olmadığı sorununu okudum. Başka yerlerde de yazmıştım, tekrar etmek gibi olacak ama böyle bir ortamda eleştiri olması mümkün değildir. Ancak sevdiğiniz kitaplar üzerine yazarsınız. Çünkü eleştiriyi kimse istemiyor. Sadece yazarlar değil, yayıncılar hiç hiç istemiyor, dergiler olumsuz yazılara yanaşmıyor bile, eleştiri yazısı yazanlar da istemiyorlar. Dergiler reklam alamayacaklardır, eleştiri yazacak olanlar olumsuz yazarlarsa bir daha hiçbir yerde yazı yayınlatamayacaklardır… Buna karşın küçük yayınevlerinin kitaplarını eleştirebilirsiniz. Bir “taraf”ta yazdığınız yazı bir diğer “taraf”taki kitaba yönelik eleştiri olabilir ancak, aynı taraftaki kitabı eleştirirseniz yayınlanmayacaktır elbette. Ve benzeri… ve benzeri… En iyisi eleştiri yazmamaktır!
Bütün sorunlara karşın 2025’te iki eleştiri dergisi yayın hayatına başladı: +Eleştiri ve Eleştiriyorum. Gerçi ulaşmak oldukça zor oluyor ama elimden geldiğince edinmeye çalışıyorum. Dağıtım büyük sorun, herkesin yakındığı eleştiri yokluğunu giderecek yaygınlığa ulaşamıyorlar ne yazık ki. Yakınmalar biraz da gündelik, yeni edebiyat ürünlerinin eleştirisinin olmamasından kaynaklanıyor. Bu yakınmayı karşılamakta da yetersiz kalıyor dergiler. Bir de akademisyen yazarların çok değerli inceleme kitaplarını anmak gerekiyor. Yalçın Armağan, Erkan Irmak, Alphan Akgül… Eski tür eleştiriyi değil, oylumlu, derinlemesine eleştirel incelemeleri geliştiriyorlar.
