Site icon Parşömen

2025 Edebiyat Soruşturması: Seda Çıngay Mellor

2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine, şairlere, çevirmenlere ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Seda Çıngay Mellor

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Çok yoğun işlerin arasında kaçmaktan kovalamaya pek vakit bulamadığım için son zamanlarda en çok kendi çevirdiğim kitapları okuyorum gibi geliyordu bana ama soruşturma vesilesiyle düşününce bir de baktım ki epeyce bir şeyler okumuşum yine de, hem şaşırdım hem sevindim. Aklımda yer edenlerden beşini sıralayayım:

Jüri üyesi de olduğum 11. Gio Ödülleri’nde “Çeviri Eser” kategorisinde ödül kazanan Zaman İçinde Bir Yer, Richard Matheson. Ödüllü çeviriyse Yiğit Yavuz’a ait. Bu kitabın bende ayrı bir yeri vardır, şöyle ki, eski güzel günlerimizde TRT2’de şahane film kuşakları olurdu. It’s A Wonderful Life’tan From Here to Eternity’ye, Rıhtımlar Üzerinde’den Çayhane’ye kadar nice filmi neredeyse çocuk yaşımda o sayede seyretmişimdir. Zaman İçinde Bir Yer’in başrollerinde Jane Seymour’la Christopher Reeve’in oynadığı 1980 tarihli uyarlaması da o filmlerden biriydi işte. Dolayısıyla kitabını de çok sevdim, çevirisinin su gibi akıp gitmesi de cabası.

Bu ikincisini okumadım, dinledim. (Sesli kitap beni pek açmıyor aslında ama BBC Sounds radyo tiyatrosu tadında seslendirmeler yapıyor, onlara bayılıyorum.) Türkçede daha önce iki kitabı çıkmış Joe Dunthorne’un BBC Sounds için yazdığı The Accident Report Book. (Buraya yine bir parantez açayım, eskiden kralların ve asilzadelerin müzisyenlere beste siparişi vermesi gibi bir şey bu siparişle yazdırma işi, daha doğrusu bana öyle geliyor ve ona da ayrıca bayılıyorum.) Bir işyerindeki acayip bir kaza için yazılan standart soruşturma raporundan ibaret aslında hikâye fakat orada kalmıyor tabii. Dinlerken eski günlerimi andım, şirket dünyasından neden koşarak kaçtığımı bir kez daha hatırladım. “Tırnak içinde söylüyorum.” (Ayrıca ben bu ülkede mizaha çok hasretim açıkçası. Sorunlar kısmında daha etraflıca anlatacağım derdimi.)

Üçüncüsü Kuğu Şarkısı. Cesameti dolayısıyla önce gözümü korkutmuştu ama bu yılım sürekli Ünye-Samsun ve Ünye-Ordu arasında gidip gelme mecburiyetiyle geçti, kitap da o yolculuklarda okundu bitti. Taşımak çok zor oldu, o ayrı ama değdi. Biraz yavaş ilerliyor gibi gelebilir kimi okurlara, onu belirteyim ama yaratılan evren beni içine çekti. Eski zaman çevirilerinin lezzetini veren çeviri Esat Ören’e ait.

Dördüncüsü Türkçede yakında çıkacak olan Kefenli Kadın. 1910-1980 yılları arasında yaşamış Şilili yazar Maria Luisa Bombal’ın bu kitabı büyülü gerçekçiliğin ilk örneklerinden kabul ediliyor. Toprağa verilmeyi bekleyen ölü bir kadının hayatını kendi anlatımıyla dinliyor, çevresine toplanan matemlilerin her birinin kadının hayatındaki yerini öğreniyoruz. Bombal kitabı İngilizceye kendisi çevirmiş bu arada. Her yönüyle çok etkileyiciydi. Son olarak, Maria Griselda karakterinin Yüzyıllık Yalnızlık’ın Güzel Remedios’unun ilham kaynağı olduğuna enikonu eminim ama ispat edemem elbette.

Beşincisi için önce şahsi bir seçim mi yapıyorum acaba diye çok düşündüm ama sonra hayır diye karar verdim çünkü hem hayatımda çok büyük yer tutan bir kitap, hem basılalı tam bir yıl oldu, hem de yukarıda bahsettiğim mizah hasretimi doyuruyor. Dolayısıyla burada bahsetmemek haksızlık olacaktı. Türkiye’de Bir İngiliz, David R. Mellor. El ele, omuz omuza birlikte yürüdüğümüz yolu ve yaşamımızı kendi bakışıyla ve müthiş mizah duygusuyla o anlattı, ben çevirdim, Eflatun Kitap da bastı. Bu ülkede yaşayan bizler nasıl insanlarız, kendimize ilişkin neleri gözden kaçırıyoruz, neleri hafife alıyoruz, bütün bunları yabancı ama içimizden birinin gözüyle okumak ilginç, eğlenceli, aydınlatıcı, şaşırtıcı.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Pek gündemle ilgilenemedim ama SRC Kitap skandalının ardından pek çok yazarın cânım kitaplarının imha edilmesine gerçekten çok üzüldüm.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Her zamanki kısır tartışmalar, belli bir çevrenin birbirini tutması, sürekli aynı insanların parlatılıp öne sürülmesi gibi bilindik, can sıkıcı ve usanç verici sorunlar devam ediyor elbette ama oralara girmek istemiyorum artık. Yine Parşömen’in yıl sonu soruşturmasında meslektaşım Saliha Nilüfer bu ülkede mizah yoksunluğu çektiğinden bahsetmiş. Evet! 1980’ler ve 90’lar nostaljisinden, yoksulluk güzellemelerinden, sobalı ev hikâyelerinden epeyce bıktım ben. Aslan Asker Şvayk çıkmasını beklemiyorum, şu ortamda çıkamaz zaten herhalde ama mesela Bill Nighy’nin Ill Advised podcast’i gibi bir şey neden olmuyor? Yıllar önce “Zaman Yolcusunun Zamanda Yolculuk Rehberi” diye bir kitap çevirmiştim (maalesef basılmadan kaldı, o ayrı), zaman yolculuğuna çıkarsanız ama zaman makineniz bozulduğu için geri dönemezseniz mahsur kaldığınız zamana nasıl ayak uydurabileceğinizi anlatıyordu. Dinozorlar çağına gittiyseniz şunu yapın, geleceğe gittiyseniz bunu yapın. Kendi dilimde buna benzer türde absürt mizah arıyorum, eksikliğini çekiyorum.

Böyleyken böyle. Bu soruşturmada bana da yer verdiğiniz için teşekkür ediyor, herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu seneler diliyorum.

Exit mobile version