Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere, akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Olaylı bir ülkede yaşıyoruz, o nedenle de olaylar gelip geçiyor, dönüp neredeyse hiçbirini analiz etmeye vakit bulamıyoruz, derken bir olay daha patlıyor. Ancak sanırım bu yılın tarihine #metoo’nun ikinci dalgasının eklenmesini ve Mine G. Kırıkkanat’ın Elif Şafak’a açtığı intihal davasını ve Polat Onat’ın Nuri Bilge Ceylan’a açtığı telif davasının istinafta karara bağlanmasını sayabiliriz.
MGK-EŞ davasının ardından çekilen, Kırmızı Kedi Yayınları’nın YouTube kanalında yayınlanan “Bir intihal davası! ‘Bütün fikirlerim çalındı…’” başlıklı videoyu izledim.[1] Av. Cenk Özdağ’ın “İntihal ve Ahlak” yazısını da okudum.[2] Yazıda, dava açıldığında etik ve teknik bir çağrı metni olduğunu düşünerek imzacıları arasında olduğum liste “haksız yazarlar listesi” olarak yer alıyor.
PO-NBC davası hakkında ise söyleyeceklerimi vaktiyle K24’te yayınlanan “Alıntı yapmak tehlikeli ve yasaktır!”[3] yazımda dile getirdiğim için burada lafı uzatmak istemem.
Özellikle bu iki davanın o kadar çok tartışılması, netleştirilmesi gereken yanı var ki… Ancak burada, kısaca, yayıncılık ve edebiyat konularındaki davalarda karara zemin hazırlayan “bilirkişi rapor”larını ve o raportörlerin yetkinliklerini yakından incelemek keşke mümkün olabilseydi, demekle yetineyim…
Keşke bu yaşadıklarımızın “k/olay/ca” geçip gitmek yerine, tartışma ahlakımızı birazcık daha sofistike bir hale getirmeye bir faydası olsaydı.
Keşke yayıncılık gibi ticari bir kurumu hukukla anlamak yerine, edebiyat/sanat gibi kültürel alanları hukukla karara bağlama çıkmaz yoluna hiç girilmeseydi.
Yeni yılda umarım bu keşkeleri…
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Bugün artık bir edebiyat ortamından ne kadar bahsedebiliriz, hiç emin değilim. Otuz yıldır adım adım gelen ve nihayet kültür dergiciliğinin boğazına sarılan sığ/pop dergicilik, sonucunda dergiciliği bit/ir/me noktasına getirdi; edebiyatın mutfağı bitmeye yüz tutunca da herkes sokakta karnını doyurmaya başladı. Yaratıcı yazarlık kursları, etkinlikler, imzalar, herkese yetiyor artık. Sektörleşememiş kitap pazarımız, nihayet “edebiyat dünyasını” bir “yazar/kitap pazarı”na çevirmeyi başarıyor —gibi görünüyor, diyerek ümidimi de korumak isterim…

