2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.
2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Okuma açısından verimli geçen bir yılın sonunda beğeni sınırını beş kitaba indirmek oldukça zor benim için. Elimden geleni yapacağım. Bu yıl kitap okuma yelpazem daha çok şiir, şiir yazıları, kuram ve felsefe ile az da olsa öykü ve romanı kapsıyordu.
Bu listenin en başına Erhan Altan’ın kaleme aldığı Şiirin Olay Ufku – Bir Paradigma Değişimi (Everest Y.) adlı kitabı koyuyorum. Kitabın değerini birkaç cümleye sığdırmak zor ama kitap kapsamıyla küresel ölçekte de dikkat çekecek nadir çalışmalardan biri. Bir nevi şiirin arkeolojisi ve antropolojisi. Şiirin soneden gazele, ölçüden uyağa gelişimleri, tarih ve hayatla kurduğu ya da kuramadığı korelasyonlar, işitsellikten görselliğe geçiş gibi konularıyla oldukça özgün bir çalışma. Görsellik ve işitsellik mevzularını tartışırken bir yandan da hitabi yapıt ile kitabi yapıt gibi bazı kavramları da geliştirip öne çıkarıyor olması ilgi çekici.
Bende öne çıkan sonraki çalışma ise Alptuğ Topaktaş’ın kendi doktora tezinden yola çıkarak yazdığı Nazım Hikmet Şiirinde Özne Sorunsalı (Ebabil Y.) adlı kitabı geliyor. Kitap, Nazım Hikmet şiirinin çağdaş pozisyonunu da ortaya koyan bir çalışma. Nazım şiirini Lacancı arzu diyalektiği, Deleuze ve Guattari’nin tartışmaya açtığı şizoanaliz, köksap, oluş felsefesi, yersizyurtsuzluk, organsız beden ile fark ve tekrar gibi olgular etrafında gözden geçiren yazılar toplamıyla yeniden yorumluyor. Nazım Hikmet şiirine minör edebiyat açısından yaklaşan yapısöküm politikaları ekseninde yeni bir özne-oluş’un kapılarını açıyor. Teorik zemini oldukça sağlam bir kitap.
Bu yılın iyi şiir kitaplarından biri de Ümit Erdem’in ikinci şiir kitabı olan Turnikeden Sonra (A7 kitap) adlı çalışması. Erdem, ilk kitabından sonra farklı bir dil kurmuş. İlk kitabındaki imgesellik yerini kendine has bir dil anlayışına bırakmış. Alıntıladığım dizeler onun bu kitaptaki yaklaşımının bir özeti gibi: “duygular kirlenmeden önceydi/ iki susuz gibi dünyayı arşınladık/ maddenin formu gözümüzü doldururdu/ henüz transparan keşfedilmemişti/ anlamın uçlarına ulaşmamıştık” (tarihten sonraki gün). Şairin anlamla olan derdi anlamın sınırlarını zorlayan cinsten olunca şairin deyişiyle “taş geldiği yeri unutur” hale gelebiliyor, harika bir kitap.
Enis Akın’ın yayımlanan inceleme kitabı Turgut Uyar Şiirinin Oluşumu (YKY), Akın’ın Uyar şiirinin başlangıcı ve sonrasına dair titiz, ayrıntılara hakim bir çalışması olarak öne çıktı bende. İkinci Yeni poetikası ve dönemin şartlarıyla ilgili değerli bir çalışma.
Asuman Susam’ın Kalbi Hızlandıran Şeyler (Everest Y.) adlı şiir kitabı yılın iyi kitaplarından biriydi. Şiir içre düşünmek diye bir şey varsa Asuman bunu çok iyi başarıyor bence. Yazılacak çok şey var kuşkusuz kitaba dair, belki başka değinmelerde ya da mecralarda…
Cevdet Karal’ın Büyük Boşluk Oteli (Büyüyenay Y.) önceki kitaplarından farklı bir kitap. Karal bu farklılığı dilsel söyleyişteki rahatlığına borçlu gibi. Zihinsel bir şiiri de var ayrıca. Sevdiğim ve sıkça döndüğüm şiir kitaplarından biri oldu Karal’ın kitabı.
Ferhat Özkan gerek akademik hayatını ve gerekse de editörlük çalışmalarını yoğun yazı hayatıyla buluşturmayı başaran yazarlarımızdan biri. İki öykü kitabının yanına yazınsal gelişimine büyük katkı yapacak bir roman koymayı başardı: Duvarların Arasında (Everest Y.) Sıkışmış özne hallerine konsantre olmuş bu sefer. Duru ve leziz bir Türkçe, ayrıntıyı ıskalamayan ve kurguyu yerli yerine oturtan pürdikkat bir zihin; Özkan’ın romanda da başarılı olmasını sağlayan özellikleri olarak göze çarpıyor.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Yücel Kayıran’ın Felsefi Şiir – Tinsel Poetika (Everest Y.) adlı kitabı gözden geçirilmiş ve genişletilmiş baskısıyla yeniden yayımlandı. Kayıran’ın felsefi şiirden kastı şiir ile şair varoluşu arasındaki bağın kanlı canlı oluşuydu. Elbette yalnızca şairin varoluş mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir şiir aktarımı değildi anlattığı, aynı zamanda şiirin de bu deneyimsel uzama katılımının yarattığı yeni ve bireye özgü bir deneyim sahası da ortaya çıkıyordu. Bu bağ üzerine ondan önce hiç kimse bu denli kapsamlı yazmamıştı. İşte Kayıran’ın iddiasının zaman içinde daha da belirginleşip kabul görmeye başlaması önemli.
Bu yıl da matbu dergilerin alanı gittikçe daraldı. Birkaç merkez dergi dışında matbu olarak basılan dergi sayısı oldukça azaldı.
Sansür ve ifşa meselelerinin tartışıldığı ve etkiler bıraktığı bir yıl oldu 2025. Özellikle sansür konusunda bazı yayınevlerinin edisyon ve kontrol mekanizmalarında sorunlar olduğu ve kültürel art alanlarının zayıf kaldığı görüldü.
Bu yıl çok sayıda şiir üzerine deneme, eleştiri, inceleme ve kuram kitabının yayımlanmış olması şiirin gelişimi açısından sevindiriciydi.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Edebiyat mahfillerinin bölünmüşlüğü ister siyasi olsun isterse de sosyal hiç fark etmiyor, edebi ürünün kalitesini etkiliyor. Tartışma kültürü de zarar gördüğü için artık üretimin niteliğini konuşamıyoruz.
Yıllardır süren bu soruşturmaların yazın dünyamıza katkısı çok değerli. O nedenle Parşömen’e ve Onur Çalı’ya teşekkür ediyorum. Bu soruşturmaların sonraki yıllarda da devam etmesini diliyorum. İyi yıllar!
