Parşömen’in7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımızbir yıl olsun 2026.
2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Sendrom Pavyonu – Mete Karagöl (Mahal Edebiyat Yayınları)
Sarı Vosvos ve Muallim Sabri öykü kitaplarıyla okurların dikkatini çeken Mete Karagöl’ün ilk romanı Sendrom Pavyonu da daha fazla ilgiyi hak ediyor. Sendrom Pavyonu, otobiyografik yanı ağır basan, hem fiziksel bir yol anlatısı hem de zihinsel ve duygusal bir iç hesaplaşmayı konu alan bir eser. Karagöl’ün sade ama etkili dili, yer yer yazım kurallarını zorlayan deneyselliğiyle okuru yormadan anlatının içine çekiyor ve atmosferi ve samimiyetiyle öne çıkıyor.
Doğruda Durmanın Felsefesi – Metin Çulhaoğlu (Yordam Kitap)
2022’de aramızdan ayrılan Metin Çulhaoğlu, Türkiye’nin en yetkin Marksist aydınlarındandı. 1970-2022 yılları arasında, yani elli yıllık yazım birikimini bir araya getiren Doğruda Durmanın Felsefesi, Türkiye’deki her yaştan devrimci için mühim bir kaynak olma özelliği taşıyor. Teori ile pratiği buluşturma konusunda da ciddi deneyimlere sahip Çulhaoğlu, birçok nesil için olduğu gibi gelecek nesiller için de referans noktası olmaya devam edecek.
Arşe Duo – Turhan Yıldırım, Gönül Demircioğlu (Metinlerarası Kitap)
Arşe Duo, şiir ve öykünün kardeşliğinden doğan deneysel bir kitap. Edebiyattaki bu tür özgün deneyler her zaman ilgimi çekmiştir. Gönül Demircioğlu’nun düzyazı şiirleri ve Turhan Yıldırım’ın küçürek öyküleri bu kitabı meydana getiriyor. Edebiyat türleri arasındaki geleneksel kalıpları ve sınırları zorlamanın faydalı olduğunu düşünüyorum.
Kırkikindi – Onur Çalı (Sia Kitap)
“Kırk gün gibi geçen kırk yaşıma…” ithafıyla başlayan kitabında Onur Çalı, toplamda kırk denemeyle yetkinliğini bir kez daha gösteriyor. Parşömen’deki Dünlükler ve deneme kitaplarıyla Çalı, bu edebiyat dalının günümüzde tekrar değer kazanmasına önemli katkılarda bulunuyor. Bu kitapla yazar sadece bir yaş muhasebesi yapmıyor, ayrıca denemenin hâlâ diri, üretken ve kışkırtıcı bir tür olduğunu kanıtlıyor.
Tuhaf Bir Kıvılcım – Kolektif (Plüton Yayın)
Meltem Dağcı ve Melisa Parlak’ın derlediği bir öykü antolojisi Tuhaf Bir Kıvılcım. On dört farklı yazardan öykülerin yer aldığı bu antoloji, Ray Bradbury’nin efsanevi romanı Fahrenheit 451’in 70. yılına özel hazırlanmış bir eser. Kitap bu sebeple “ateş, yangın ve kül” imgelerini konu alarak yazılmış spekülatif öykülerden oluşuyor. Spekülatif kurgunun farklı dallarında yazılmış bu öyküler edebiyat açısından ciddi bir zenginliği gözler önüne seriyor.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
İtalyan Marksist yazar Franco Bifo Berardi’nin İkinci Geliş kitabının Türkçe çevirisinin sansürlenmesi olayı oldukça dikkat çekiciydi. Albayrak Medya’ya ait Ketebe Yayınları’nın bunu yapması manidardı. Her şeyin sınıfsal olduğunu, edebiyatın da bu durumdan muaf olmadığını bir kez daha görüyoruz.
İşin garip tarafı, sansürün ve kırpmanın ortaya çıkarılmasından sonra kitabın editörünün öne çıkarak her şeyi kendisinin yaptığını ifade etmesi oldu. Ketebe Yayınları’nın bu olaya dair herhangi bir açıklama yapmaması ise tuhaftı. Bu olay iktidara yakın medya kuruluşlarına ait yayınevlerinden çıkan çeviri kitapların niteliği hakkında şüphelere sebep oldu.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Yapay zekânın edebiyat dünyasına olan etkisi daha fazla tartışılmayı hak ediyor. Eser üretiminden çeviriye, kapak tasarımından düzeltiye kadar yapay zekânın etkisi gün geçtikçe daha belirgin hale geliyor. Bunun daha çok tartışılması ve gerekli yol haritalarının belirlenmesi gerekiyor.
İkinci olarak, Türkiye’deki bölüşüm krizinin gittikçe daha kritik bir noktaya gelmesi bir sektör olarak edebiyatı da olumsuz anlamda etkiliyor. Kitap basımlarının yüzde 30 düşmesi durumun ne kadar kötü olduğunun bir başka göstergesi. Sağlıklı beslenmekte bile zorlanan bir halk ne yazık ki her açıdan yoksullaşıyor. Kültür sanat da bu yoksullaşmasının bir başka yüzü.
