Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.
2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Bu yıl harika deneme kitapları yayımlandı. Meltem Gürle’nin İrlanda Defteri’ni çok severek okudum. Her zamanki güzel üslubuyla İrlanda tarihi, edebiyat, dostluk üstüne yazdıklarını birkaç kez okudum.
Banu Yıldıran Genç’in ikinci kitabı Yan Yana Durduğumuz Zamanlar’ı da çok etkileyici buldum. Kitaptaki anılar bölümü ise benim için özellikle ilgi çekiciydi. Her iki yazar yazılarımda bana güç verdikleri için aynı yılda ikisinin de yeni kitabı çıkınca gerçekten mutlu oldum.
W.G. Sebald’ın izinden giden Hasan Türksel’in Zamanın Dalgaları romanı da bu yıl bende iz bırakanlardan. Konusu, Sebald’la olan etkileşimi romanı benim için özel kılıyor.
Henüz çevirisi olmayanlar arasında ise şair Aria Aber’in Good Girl romanıyla Tom McCarthy’nin The Threshold and the Ledger kitabını sayabilirim.
Good Girl uzun zamandır okuduğum en ilginç büyüme romanlarından biriydi. Tom McCarthy ise Ingeborg Bachmann’ın bir şiirinin bir dizesi üstüne yoğunlaşarak yazdığı incelemeyi severek okudum. Anne Carson’dan David Lynch’e uzanan geniş bir perspektifle kısacık ama çok dolu bir kitap yazmayı başarmış.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Özlem Dikeçligil’in çok beğendiğim yeni öykü kitabı Karanlığın İcadı ile Antalya Edebiyat Günleri’nde ödül alması sevindirici bir gelişmeydi. Sevgi Soysal’ın Şafak romanının Almancaya, Leyla Erbil’den Kalan ve Şavkar Altınel’den Kvangvamun Kavşağı’nın İngilizceye çevrilmesi de benim için önemliydi. Tetes Kitap ve Odipa yayınlarının özenli ve özgün yayın çizgilerini dikkat çekici buldum. Bu yıl kaybettiğimiz iki değerli edebiyat akademisyenini, Goethe’nin Batı-Doğu Divanı’nın çevirmenliğini de yapmış olan Prof. Dr. Gürsel Aytaç’ı ve kitaplarını hep çok severek okuduğum, Ali Teoman’ın ilk öykü kitabını sahte isimle yayımladığını tek fark edebilen eleştirmen Prof. Dr. Süha Oğuzertem’i saygıyla anmak istiyorum.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
İfade özgürlüğünün yok olmasını çok büyük sorun olarak görüyorum. Sansür ve özellikle de fark etmeden yazılara işleyen otosansürün yıkıcı etkisi devam ediyor. Kitap fiyatları da diğer bir büyük sorun halini aldı. Ekonomideki durum yüzünden yayınevleri, yazarlar ve yayın emekçilerinin yaşadıkları sıkıntılar da basılacak ve yazılacak kitapları olumsuz etkiliyor.
