Site icon Parşömen

2025 Edebiyat Soruşturması: Demet İskeçeli

Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Demet İskeçeli

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Parşömen’in 7 yıl önce başlattığı edebiyat soruşturmasına ilk olarak 2024’te katıldım. Günümüzde ekonomik ve siyasal sorunlar öylesine ön plana geçti ki, edebiyat fazla önemsenmeyen bir girişim haline geldi. Söz konusu edildiğinde de daha çok, siyasal görüşün bir yansıması gibi ele alınıyor. Yaratılan ikilem şudur: “Ya toplumcu hümanizmanın nesnelleşmesi” olarak düpedüz edebiyat yapmak ya da toplumcu siyasanın dileklerini edebiyat yoluyla yansıtmak. Siyasa, eninde sonunda önceden belirlenmiş bir program demektir. Edebiyatsa insanî durumlara dayanır. Parşömen’in bu soruşturmasına katılan “yorumcuları” okuyup derli toplu bir görüş öğreniyorum. Kim, hangi kitabı okumuş, bu kitapların “önüne koyacağı” düşünsel gereksinimleri ne olabilir? Bunun gibi bir bakış açısıyla okuyorum. Benim ilgi alanım şiir olduğu için önceliği hep ona veriyorum. Attilâ İlhan’ın dediği gibi başlangıçta daima “şairler” vardır.

Bu sene okuduklarıma gelince:

Elçin Sevgi Suçin’in, Paralize Zaman Diyalogları adlı şiir kitabı, benim için şairle ve şiiriyle “tanışma” ânı oldu. İlk defa okumuştum. Önceki kitaplarını da, sağ olsun, Elçin Hanım hediye etti. Sosyal medya, insanları, şairi, gazeteciyi, yönetmeni, siyasetçiyi vb. “tanıma” imkanı sunuyor size. Elbette iyi ve olumlu yönde kullanınca.

Aslında okuduğum şiir kitaplarını tek tek yazarsam 5 kitabı da geçmiş olacağım. Bu yüzden sevgili şairlerim beni bağışlasın. Çoğunu tek bir satırda, ismen yazacağım:

Ceren Biber / Niş

Zeynep Karaca / Fabrikanızın Keyfi Yerinde mi?

Hatice Nisan / Hoşça Kal Vardiyası

Bâki Ayhan / Hasta Sevgili Kış

Bir de temmuz ayında yayımlanan, Alejandra Pizarnik’i, Delilik Taşı adlı şiir kitabıyla, değerli çevirmen Yasemin Çongar aracılığıyla tanımış oldum.

Ve çoğunun kitabıyla ilgili fikrimi yazarak Haftalık e-dergisine “deneme” türüyle katkı sağlamaya çalıştım.

Yine sosyal medyadan tanıdığım değerli akademisyen İbrahim Berkan Karataş aracılığıyla kurulan Socius adlı bir WhatsApp okuma grubumuz var. Ve “ücretsiz.” Burada çok çeşitli meslek dallarından oluşan ve genelde sosyoloji bölümünden öğrenciler, öğretmenler, araştırma görevlileri vb. uygun bir zaman kararlaştırıp okuduğumuz bir kitabı tartışmak için bir araya geliyoruz. Kitap seçimini de genelde İbrahim Hoca’nın önerisiyle belirliyoruz. Bu doğrultuda okuduğum kitaplarsa:

Sanat Sevdası, Avrupa Sanat Müzeleri ve Ziyaretçi Kitlesi / Pierre Bourdieu ve Alain Darbel.

Kitabın Tarihi / Albert Labarre.

Bakunin’den Lacan’a, Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu / Saul Newman.

2024’te kurulan Tetes Kitap’ın yayımladığı kitaplar da ilgimi çekiyor. Oldukça başarılı ve faydalı çalışmalara imza atıyorlar. Bunlardan biri de Irene Nemirovsky’in İtlerle Kurtlar adlı romanı. Bu eser ilk etapta çevirmenleriyle dikkatimi çekti. Orhan Veli, Selahattin Hilav ve Ebru Erbaş. Bu sayede “güçlü bir kadın yazarı da tanıdım.”

Son olarak da, Özgür Taburoğlu’nun Yavaşlık Felsefesi & Khôra, Tao ve Aralıklar adlı çalışmasını okumaya başladım.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

2025’in her açıdan en önemli ve üzerinde konuşulması gereken olayı, Ayfer Tunç’un, Bolu Grand Kartal Otel’inde çıkan yangında 78 kişi ölmüşken, onları hiçe sayarak, ailelerinin acılarını görmezden gelerek “Bir şiir kitabı reklamı yapmasıydı.” Daha önce de 6 Şubat depreminde, birkaç yazarla beraber Oksijen gazetesine, kaybettiklerimiz, daha enkazın altından çıkarılmadan onların “reklamını” yapmalarıydı. Sonra özür dilediler. Ama Ayfer Tunç, yangında yine yaptı bunu. Atölyeleri hâlâ devam ediyor. Tanıtımlar. Ben hiçbir şey olmamış gibi davranamıyorum. En azından ölülerimize ve onların ailelerine saygımdan Ayfer Tunç’la ilgili her şeyi, kitabını, vb. hayatımdan çıkardım. Kişisel protestomu sürdüreceğim.

Diğer olay da Mine Söğüt’le ilgili. O da artık yanlış mı ifade etti, yoksa direkt “tacizcinin” hakkını mı korudu bilinmez, çok talihsiz bir yazı yazdı. Onun da yazıları, atölyeleri devam ediyor. Bunca kadın şiddeti varken Söğüt’ün atölyesine gidenleri de anlamıyorum. Benim için “değer yargısı” çok önemlidir. Günümüzde “sanatçıların, yazarların” örnek olması gerekirken, belki de hiç gerek yok, daha bilinçli ve dikkatli olmaları lâzım.

Exit mobile version