“Haftasonu şiir çalışır / Pazartesi romantik”
kıvılcım kurgular – yıldırım baskılar
C433 Ezbere Formül
Aldım Verdim
Hayran olduğunuz insanlarla sakın tanışmaya kalkmayın. Öyle diyorlar.
Ben kitapçıda çalışırken hayran olduğum herkesle tanıştım. Ama beni en çok şaşırtanlar tanıştığımda daha henüz hiçbir şey yazmamış, yayınlamamış olanlardı. Benimle konuştuktan sonra bir şeyler yazıp yayınlayarak hayran olduğum insan haline geldiler ki bu da beni kendime hayran etti daha çok. Sevmediklerim, hoşlanmadıklarım da oldu. Ne oldu onlara? Hiçbir şey olamadılar. Onların hiçbir yere gelememesi, yayınlanmaya değer hiçbir şey yazamamış olmaları da pek memnun etti beni. Hayattan aldığım kadar verdim geri. Fitiz şimdi.
Cemile Kahya
Onların hepsine aynı hikayeyi anlattım yaşlı, genç, ünlü sıradan. Bir zamanlar bir adam varmış bir ağanın yanında yanaşma. Kahya’nın kızına aşık olmuş, ille de onu istermiş. Ağa da bir iyilik yapmak istermiş, sevenleri kavuşturunca o da bir şeyle ödüllendirecek diye bir inancı varmış. Umut dünyası. Kadın bunu istememiş ama. Diyelim ki adı da Cemile. Cemile istememiş. Kızmış ağa tabii bu defa köpürmüş, burada kalamazsın o zaman demiş. Var git demiş İstanbul’da benim akrabalarım var onların yanına yanaşma ol sen dünya kaç bucak gör. O gidince adam da gitmiş mi arkasından! Hadi bakalım, ağa daha da kızmış, demiş hem çalışkan ırgattan hem de kahyanın kızından oldum, bundan sonra demiş hiç kimseye bir daha aracılık etmem. Bana da etme diye ant içirdiler. 2025 senesinin Temmuz ayının on beşi, Hacırahmanlı, Saruhanlı, Manisa.
Aliye Öl Dese
Hayatımda Aliye diye birini tanımadım ama Aliyeleri, Aliyeliği çok iyi bilirim. Nasıl oluyor bu? Aliye mutfakta çekiç tutuyor ocağın yanıbaşında. Yatağına kum serpili. İmzalı kitaplarını ayrı bir rafta tutuyor. Aliye’nin atı var, binmez. Duvarında mushaf, açmaz, okumaz. Beni ister bir tek, resmimi görmüş. Ben de tanısam onu isterim.
Aliye öl dese öleceğim.
Aliye bir soru soracak belki bileceğim, bilemezsem öleceğim.
Böyle şeyler artık korkutmuyor beni, Aliye’yi bildiğimden beri.
Hatıraların dışındayım ben, rüyalar yetiyor. Her şey durgunlaştığında yaklaşıp birbirimizi koklarken, koklaşırken, tuzsuz denizini anlayacağız bizden öncekilerin. Bu diyeceğiz aynı tuz, aynı şebnem, bunlar tane tane göğüslerimizde. Yaklaş, bak, bazı şeyleri üstünkörü yapmak bizi daha da bilge yapıyor. Bilgeleştiriyor. Üstümüzde bir tavan var, yüksek, kurşuni. Acaba kurşun mu hakikaten o kurşuni kubbe? Baharın gelişini arzuyla bekleyen (biz), sabahları herkesi uyandıran, yüzmeye çağıran deniz görmemiş insanlara koşun koşun gelin diyen ot toplamaya gidiyoruz hep beraber diye kandıran (siz) denizin yıkadığı kayalıkların arasında nadir çiçekler buluyoruz (biz). Aliye buralarda bir yerde, sere serpe, biliyoruz (hepimiz).
Uzak Eller
O günün yıldönümünde o ölmedi diye gelmiştik geriye. Yaşıyor. Sonra kendimizi yine ileri gelenler arasında uyurken bulmuştuk. Uyuduk için mazeret aradık. Uyanmak için hiçbir mazereti olmuyor insanın ama uyumanın mazeretleri var, ne tuhaf. Bir tören yapalım dediler, anma töreni. Hazır, hep beraber. Ama küçük özel bir tören olsun, yine de yeterince dinleyici getirilsin ki konuşma yapabilelim. Yeni mevsim gelsin hemen arkasından neredeyse ölmeye yakın hasta kızıl tilkiden haber getirsin bize. Dağa tırmananlar akşamüstü uzaktan görünsün ama inşaat çalışması bitmiş olsun hiçbir şeyden haberleri olmasın amele yoldaşların. Gençken güzel ama sefil ve yoksul ama kızların canının çektiği biriyken beni kapıya kadar geçirirdi alımlı kadınlar. Bu çantaları burada bırakalım derlerdi bu mağazayı kapatalım, kepenk insin, buraya başka bir mevsim getirelim, solgun altın taçlı yaşlı kraliçe, sokağa sarkan armut ağacı çiçekleri ve o çiçeklerin içinde bir serçenin neşe içinde ölüşü. Bu ölüm uykusunun bedenimizi ele geçirmesi yavaş yavaş ellerimiz yüzlerimiz bizim diye sevinmemiz ama ellerimiz ne kadar uzak bizden uyanamamamız!
Ellerimiz uzanabileceğimiz yerdeyken uzaklık görece.
Tanışma
Bir pilotla tanışmıştım bombalamadan yeni dönmüş, bize kıyıların ne kadar güzel olduğunu anlatıyordu. Hiçbir şey söylemedi attığı bombalar hakkında, Ruslar insan değil diyordu. İşte buraya gelmişler, çok değil, birazdan uzanırlar sarhoş ve mayhoş, donarlar kalırlar. Hele saldıkları korku! Korkunun ne olduğunu öğrenirken bir bardak suyu bile seyretmekten ürkerdik. Ben bir hafta sonumu Tanrı’yı anlamaya vermiştim. Savaş sürüyordu yapabileceğim en anlamlı şey o diye düşünmüştüm. Her defasında ölümünü anlatıyordu Tanrı bana. Bir tek onu hatırlıyordum. Geri gelmiş geri yürümüş, kimse yokmuş. Çarşafa sarınmış, kıvrılmış oraya. Etrafa bakmış sokaklar çamurlu nemli her tarafta küf.
Doğru yola doğru gitmiyorsun artık dediler bize. Biz de nerede olduğumuzu bilmiyorduk. Odise döndükten kısa bir süre sonra felç inmiş diyorlar evinden çıkamamış bir daha. Klasikleri okumak istemiş en son bunu biliyoruz onun hakkında. Kurt kadar kuvvetlidir hafızası diyorlardı onun için. Bütün bunlar ben doğmadan önce planlanmış zaten olması için beni bekliyorlarmış, ben de böyleyim işte burda kanlı canlı karşındayım çiçekler ve kireçtaşları arasında. Kaskatı felçli. Berrak dimağ ama.
Dursun Uykuda
Bırakın dedik Dursun’u, Dursunumuz uyusun, dinlensin iyileştirsin kendini. Sisler buğular puslar arasından çıksın gelsin yine çıraklık yaptığı yılları anlatsın bize yaşayan bir efsane olduğundan bahsetsin yaşarken ona ne dendiğinden. Onun en sevdiği çiçekler açsın bu ay. Adalar geçen seneden beri durdukları yerde kalsın. Bize bumbar doldurmayı, perde kebabını, fasülye ayıklamayı öğretsin herkes mitinge gittiğinde. Bu bizim mazeretimiz olsun. Bıçaklardan biri kaybolsun, nerede benim bıçağım desin, üzülsün. Daha başka bıçaklar var diyelim ona onlardan birini al. Bileyelim. Bileye bileye kıl kılıç idelim. Kaybolan bıçağıma üzülmekten, bana bir başka bıçak vererek vazgeçirme fikri. Böyle desin bize kelimesi kelimesine, yüzümüze baka baka, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi. Bir şey kaybolduğunda yenisiyle değiştirilmesi o kadar kolaysa “Nerede o zaman öbür bıçaklar?” Nereye gidiyor bu kaybolan bıçaklar? Şimdi neredeler gerçekte? Kim o rüyada elde bıçak yürüyen her şeyin peşinde.
İlhan Durusel
