İlk kitabın heyecanı ayrıdır. Kâğıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar tıpkı sonrakiler gibi kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın? Yazarlık bize özgü hatalarımızla, acemiliğimizle birlikte bir uzun yolda yürümek değil mi zaten?
İlk öykü kitapları yayımlanmış yazarlarla 2015 yılından beri “İlk Göz Ağrısı” söyleşileri yapıyor, ilk kitaplarının heyecanını paylaşıyoruz. Yeşim Çıtak, 177. konuğumuz.
Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti?
Buna çok net bir yanıtım yok aslını isterseniz. Mesleğim senaristlik olduğu için bir şekilde her zaman yazıyordum. Ama elbette edebiyat ve senaryo bambaşka şeyler. Kendi kendime her zaman, herhalde en çok kendim için, kendimi anlamak için yani, yazıyordum ama bunlarla ne yapacağımı hiç düşünmemiştim. Sonra Faruk Duman’ın bir atölyesine katıldım. Yolculuk böyle başladı. Faruk Bey sağ olsun, hem çok yol gösterdi hem de çok destek oldu. Muhtemelen o olmasa kitaba da cesaret etmezdim. Çünkü kendine yazmakla yazdıklarını birileri ile paylaşmak arasında baya bir fark varmış. Açıkçası korkutucu da bir fark. Sonunda düşünmeyi bırakıp harekete geçiyorsunuz ya da geçemiyorsunuz. Ben düşünmeyi bırakmayı seçtim.
Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız?
Katıldığım atölye öykü atölyesiydi. İçten içe hayal kurduğumda hep roman yazmak istediğimi düşünürdüm. Dolaysıyla aslında hayallerimi takip etmedim, karşıma çıkan yolda yürüdüm galiba sadece.
Yayınevini nasıl belirlediniz? İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde neler yaşadınız?
Yayınevi süreci de tamamen tesadüf oldu, Faruk Duman ve Zeynep Eşin kitap dosyası hazırlamak ister misin dedi. Ben biraz panikledim. Nasıl yaparım, olur mu, hazır mıyım diye. Sonra bunu da düşünmeyi bıraktım. Başka yayınevleri ile görüşmeyi denemedim, dolayısıyla kimseyi seçmedim, Parma beni seçti gibi oldu.
Kitabı yayıma hazırlama sürecinde size yol gösteren, yardımcı olan bir editörünüz oldu mu?
Yukarıda sıkça bahsettiğim gibi Faruk Duman’ın yol göstericiliğinde çıktı bu kitap.
Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?
Dergilerin sıkı bir okuyucusu olmak dışında mutfakta yer almadım aslında. Bundan sonra öykülerimi göndermek istiyorum ama.
İlk kitabınızla hayatınızda neler değişti? Neler ummuştunuz, ne buldunuz?
Henüz çok yeni çıktığı için bu soruya net bir yanıtım yok. Somut olarak ne değiştirir bilemem ama duygusal olarak bir şeyi tamamlamış olmak iyi geldi.
Peki, bundan sonra?
Bir roman yazmaya başladım. Bilmem ne zaman biter.
