Site icon Parşömen

2024 Edebiyat Soruşturması: Abdullah Ataşçı

Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Abdullah Ataşçı

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Son romanım Meryem’in Çiçekleri’ne yoğunlaştığımdan bu yılı iyi bir okur olarak geçirdiğimi söyleyemem.

Yine de beni etkileyen kitaplardan söz edecek olursam…

Kutay Onaylı’nın Türkolmak ve Mahmut Temizyürek’in Buzulmelek kitapları beni etkileyen şiir kitaplarındandı. Şeref Bilsel’in toplu şiirlerinin basılmasını da kıymetli buluyorum.

Kayboluşu, arayışı, varoluşu, mülteci olmanın sancılarını; yer yer edebiyatın gücünü kahramanlarına tartıştırarak gerçeği ve kurmacayı ustalıkla harmanladığından Mohamed Mbougar Sarr’ın İnsanların En Gizli Hatırası’nın; Ermeni Soykırımını katmanlı yapısıyla, gerçeklerle düşlerin içiçe geçtiği bir kurguyla ve muktedirken mağdur olunabileceğini etkili bir şekilde anlatmasıyla Mark T. Mustian’ın Jandarma’sının; Köhne adlı bir kasabada hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, yaşadığı kasabadan çıkıp büyük kentlere savrulan insanların hayatta tutunmak için kendilerine nasıl da küçük bahaneler üretebildiğini ve asıl felaketi fark etmeden hayata devam edebildiğini müthiş bir dil lezzetiyle aktardığından Ethem Baran’ın Köhne’sinin; kötülüğün sıradanlığını bir taşra kasabasının insanları üzerinden etkili diyaloglarla ve çapraşık bir kurguyla ele aldığından Murat Çelik’in Bazı Günlerin Sonu’nun; çok sayıda karakterinin birbiriyle ilgisini sabırla örerek kısa bir zaman diliminde onların ortak hikâyesi üzerinden bir coğrafyanın acısını dile getirdiğinden Yılmaz Şener’in Deng’inin; arka planda büyük olaylar cereyan ederken para karşılığında İstanbul’da bir aileye satılan ve önce adını, sonra dilini, ardından da gençlik yıllarını kaybettikten sonra yeniden var olmak için mücadele eden kahramanı Gül’ün ve hayatına dokunan diğer karakterlerin üzerinden insanın acılarıyla insan olduğunu söylerken bir yandan da geleceğe dair umudu diri tuttuğundan Neslihan Önderoğlu’nun Cüret’inin bu yıl okuduğum romanlar arasında öne çıktığını söyleyebilirim.

Mustafa Orman’ın Ev Öldü Ben Ağaçları Seyrettim, Kenan Şahbaz’ın Aslından Satılık ve önceki yıl niyetlendiğim halde ancak bu sene okuyabildiğim Cabir Özyıldız’ın Eski Zaman Türküsü adlı kitapları beğendiğim bazı öykü kitapları oldu.

Şirvan Erciyes’in geçmişten bugüne; uzaktan yakına; farklı tarzda yazan yazarların eserlerine geniş bir perspektifle yaklaşarak kaleme aldığı Yazınsal Tutkunun İzinde kitabının edebiyat okurları için iyi bir inceleme kitabı olduğunu düşünüyorum.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Türkçe edebiyatın en değerli isimlerinden Ferit Edgü’yü kaybetmemiz bitirmek üzere olduğumuz yılın en önemli olaydı bana göre. Onun dışında Yavuz Ekinci’nin Rüyası Bölünenler romanından dolayı yargılanması, İlhan Sami Çomak’ın otuz yıl, üç ay, altı gün sonra özgürlüğüne kavuşması ve edebiyata ve hayata dair umudunu yitirmediğini göstermesi diğer önemli olaylardı.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Dergiler denince aklıma hâlâ basılı olan süreli yayınlar geliyor. Notos’u, Varlık’ı, Kitaplık’ı, Lacivert Öykü’yü ve Ecinniler’i düzenli olmasa da takip etmeye çalışıyorum.

Oggito’dan Parşömen’e, Veveya’dan K24’ye kadar dijital dergilerin çoğunu fırsat buldukça takip ediyorum.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Memleket neyse edebiyat ortamı da o…

Exit mobile version