Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.
Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.
2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Beğenme nedenimi kısaca yazdıklarımı beslediğine inandığım metinler olarak özetleyebileceğim kitaplar şöyle:
Çeviri Edebiyat Kurgu
Kralcık – Jean-François Beauchemin
Wooster Düsturları – P. G. Wodehouse
Her Şey Nafile – Walter Kempowski
Susan Çocuk – Marie-Claude Akiba Egry
Bir Antikahramanın Hatıra Defteri – Kornel Filipowicz
Türk Edebiyatı Kurgu
HıçAhınç – Figen Şakacı
Turuncunun Kıvamı – Behçet Çelik
Ne Yeni Ne Başka – Ayşen Işık
Biz de Yarın Güleriz – Özgür Çırak
Kıyamet Sonrası Olağan Bir Gün – Murat Gülsoy
Şehri Terk Eden – Hakan Sarıpolat
Toprak Humması – İbrahim Utku Başyazıcı
Şiir
Korkunç İyi – Emre Söylemez
Dut Sesinden Atmaca – Gökhan Arslan
Kaçıncı Tekil – Özgür Ballı – 2023 sonunda çıktı
Şeklini Arayan Dağınıklık – Vedat Barga
Iska Şansı İçin Taviz – Mert Özden
Rüya Misafirleri – Zümrüt Karabudak
Nükleer Müzik – Ertuğrul Rast
Kurgu Dışı
Evi Anlamak – Zemzem Taşgüzen Polat
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Yoldan çevireceğiniz, iyi niyetli olursak yılda 30 kitap okuyan bir yurttaşın aklına sanıyorum ki bu soruya verecek bir cevap gelmez. 2024 yılının en önemli edebiyat olayı budur.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Düzenli takip ettiğim tek dergi Notos. Başka dergiler de alıyorum tabii ama onlarda pek istikrarlı sayılmam.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Uzaktan izleyebildiğim kadarıyla bir iletişimsizlik var insanların arasında. Bu da doğal olarak gerginlik yaratıyor. Genel bir huzursuzluk hissediyorum. Daha sık bir araya gelinse çözülebilir belki.
Kitapların, dergilerin, kısaca edebi üretimlerin daha çok konuşulması gerekiyor. Kişilere, onların yaptıklarına odaklı bir ortam kimseyi ileti taşımaz sanırım.
Bir de garantici bir okur kitlesi oluştu yazan çizen insanlar arasında. Yani sadece öyle ya da böyle ismine denk geldiği isimleri okuyor onlar da. İnsan hâliyle aynı zamanda yazan bir okurdan daha meraklı olmasını bekliyor. Yazanların bu garantici tavrı bir süre sonra onları dar bir çembere sıkıştırabilir. Daha meraklı olmakta fayda var. Sözgelimi ben İbrahim Utku Başyazıcı, Vedat Barga ve Zümrüt Karabudak gibi isimlerin yazdıklarını ilk defa okudum ve sevdim. Bu bağlamda görünürlük sorunu yaşayan yayınevlerine de bütünüyle yüz çevirmemek gerek.
