Site icon Parşömen

2024 Edebiyat Soruşturması: Halil Yörükoğlu

Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Halil Yörükoğlu

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Takip ettiğim insanların kitaplarını öykülerini imkanlar ölçüsünde okuyorum. İyi ki yazıyorlar. Bu yıl da takip ettim. Türkçe ve ritmi olan kitapları, anlattıkları, tarzı, stili ne olursa olsun seviyorum ve beğeniyorum.

Size göre 2024’ün önemli edebiyat olayları nelerdi?

Buna kendi içimde bile hakim değilim.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Pdf olarak satılan bütün edebi dergileri takip ediyorum.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Edebiyatımızda editörlük çevirmenlik gibi kıymetli mesleklerde problem olduğunu düşünüyorum. Bu tabi ki uzaktan bir gözlem. Lakin bu mesleği icra eden insanların istedikleri ücretleri alamamaları kaba ifadeyle ekonomik şartlardan dolayı piyasanın düşürülmesi bu işi sırf havasından dolayı ucuza yapacak yetersiz insanların yer kaplaması ve aynı maddi sorunları çeken yayınevlerinin bu hataya düşmeleri birbirini tamamlayan sorunları oluşturuyor. Bu da doğal olarak okurluk müessesi için kayıp. Kitaplarda vasat bir okurun dahi gözünden kaçmayan hatalar oluyor. Mesleğe aşık insanlar meslekten uzaklaşıyor. Aynı cümleleri çevirmenler için de kurabilirim. Çevirmen takip etmeyi bir çevirmenin Afrika’da yazılmış bir romandan benim çok hoşuma gidecek bir duyguyu benim çok hoşuma gidecek kelimelerle bize aktarmasına bayılırım. Ama o çevirmenin mutsuzluğuyla da genelde yüzleşirim. Ve o insanlar hak ettikleri paraları kazansınlar isterim. Ama bu da zor.

Bütün bu sorunlar bence okurla ilgili sorunlar. Geçen gün bir yazar “Ülkemizde kültür sanatı tüketen yüz bin kişi var bütün bu gelişmeler onların arasında dolaşıyor.” dedi. Ben de bir abimden ilhamla ülkemizde öyküyü beş bin romanı da yirmi bin kişi okur derim. Hadi toplam rakam yüz bin diyelim. Tabi ki size bildiğiniz şeyleri söyleyeceğim. Bu yüz binlik grup doğal olarak bin parçaya bölünecek. Orada devreye plastiklik giriyor işte.

Okur ya da okuma ihtimali olan insanlar sosyal medyayla beraber saçma sapan bir hale geldi. Gerçeğin bir esprisinin olmadığı çağımızda bu kitleye birisi postlarıyla çok iyi bir yazar olduğunu söyleyip onları ikna edebilir. Bu kitleye birileri alakasız kitapları okutabilir bu kitleye birileri kitap satın alma atölyesi düzenleyebilir. Ha diyeceksiniz ki tamam da bunlar bize göre gayet iyi yazarlar gayet iyi kitaplar. Doğrudur. Ama ben sanatta benceye bir yere kadar inanıyorum. Ve asgari bir kalite sınırı olduğunu düşünüyorum. Hal böyle olunca yine kaba ifadeyle okurun eforu okurun parası okurun vakti ve ilgisi yine temelde okurluğun olagelen probleminden dolayı çarçur ediliyor. Ben bundan rahatsızım. İnsanların herhangi bir plastikliği görmemesinden feci şekilde rahatsızım.

Ve ben yazarlık müessesinin reklam ajansı çalışanı gibi donatılmasından da rahatsızım. Çağın şartları bu abi cümlesi ile ürün satmaya çalışma refleksi benim gözümde aynı şey değil. Olanı paylaşmak ile reklamcı olmak aynı şey değil. Evet ben boomerim. Bundan fevkalade mutluyum.

Ve bir diğer sorun çeşitli bloglarda sitelerde yazı yazan insanların kıymetli yazılarının okunmaması. Bu da okurun alakasız şeylerle meşgul edilmesinden kaynaklanıyor. Koca memleket iyi giden beş tane kültür sanat sitesine sahip değil. Dergiyi gazeteyi geçtim siteler bile can çekişiyor. Bir kültür inşa edilmesi tabi ki benim dediğim gibi basit bir okur sorunu değildir daha köklü bir şeydir ama bilmiyorum an itibari ile meraksız ve yüzeysel olduğumuzu düşünüyorum.

Bir diğer sorun gelenek ile aramızdaki köprüsüzlük. Bunda temel sebep mesafeler hayatın zorluğu şartlar eski edebiyat ortamının ve buluşmalarının olmaması. Usta diye nitelendireceğimiz insanları daha çok dinlemek okumak onlarla daha çok iletişim kurmak gerektiğini düşünüyorum. Umarım sosyal medyada gördüğümüz masalarda insanlar birbirlerine bir edebi gelenekten köprüler kuruyorlardır. Zira fotolar şahane görünüyor.

Exit mobile version