Site icon Parşömen

Dino Buzzati: Zihnimizin derinliklerinde bir gezgin | Adalet Çavdar

{"remix_data":[],"remix_entry_point":"challenges","source_tags":["local"],"origin":"unknown","total_draw_time":0,"total_draw_actions":0,"layers_used":0,"brushes_used":0,"photos_added":0,"total_editor_actions":{},"tools_used":{},"is_sticker":false,"edited_since_last_sticker_save":false,"containsFTESticker":false}

Kimdi o? Bir melek mi? Bir kâhin mi? Şeytan mı? Maceraya atılmış bir ruh mu? Köşede bizi bekleyen hiç tanımadığımız biri mi? Yoksa sadece umut mu? İnsanoğlunun küçüklüğünü açığa çıkarmak için en tuhaf, hiç olmadık yerlere, hatta grev olduğunda telefon hattına saklanan o eski, o yılmaz umut mu?

Altmış Öykü, s.161.

Dino Buzzati, edebiyatın ve sanatın pek çok alanında ustalığını kanıtlamış bir isim. Onu Tatar Çölü ile tanıyor olsak da kısa öykülerinde ortaya koyduğu gerçeküstü dünyalar ve derin psikolojik analizler, onun sanatındaki çok yönlülüğünün en iyi örneklerinden. Buzzati hem romancı hem öykü yazarı; aynı zamanda ressam, şair ve gazeteci. Ve yeteneği olan her alanda birden fazla iş yapan ve bu alanları birleştirerek çalışmayı da seven bir sanatçı. Kendisi 20. yüzyılın en iyi sanatçılarından biri olarak kabul edilir.

Timaş Yayınları, yakın zamanda Dino Buzzati’nin öykü derlemesini Esma Fethiye Güçlü’nün çevirisiyle Altmış Öykü adıyla yayımladı. Bu kitap ilk kez 1958 yılında yayımlanmış ve Premio Strega ödülünü kazanmış. Bu öykülerde gerçeküstü, fantastik ve bazen de karanlık temalar işleniyor. Yazarın aynı zamanda ressam olması ise öykülerin görsel tasvirlerini çok güçlü kılıyor. Kafka, Edgar Allan Poe gibi yazarlarla kıyaslanan Buzzati, öykülerinde varoluşsal kaygılara sıklıkla yer veriyor. Bu öykülerin bir kısmının sizinle ilgili olduğunu düşünebilirsiniz çünkü temaların çoğu aslında evrensel. Hem yazar hem ressam ve hayatının bir kısmını da gazetecilik yaparak geçiren biri olarak Buzzati’nin bu kadar çok öyküyü aslında gerçek hayat nüveleriyle topladığını düşünmemek imkânsız.

Dino Buzzati

Buzzati, kimi zaman ufacık bir meseleyi ele alıp didik didik ediyor. Hani şu aklımızın içinde bir şeyle günlerce uğraşır ve en haklı kavgaları veririz ya, hah işte tam da o mantıkla ilerliyor. Zamanı eğip bükmeyi seviyor. Olayları anlatırken sıçramalar ve kaybolmaları tercih ediyor. Bazen birkaç dakika içinde okuduğunuz üç sayfalık bir öyküyü oturup kara kara düşünmenizi sağlıyor.

Örneğin, “İnsanoğlunun Büyüklüğü” adlı öyküsünde Buzzati, dünyanın her yerinde kendilerini büyük gören ve kendilerinden daha büyüklerle karşılaşan insanların hikâyesini anlatıyor. İnsanların neye göre büyük olduğunu sorguluyor. İnsanların kendilerini büyük görme eğiliminde olmalarının romantik bir yanı yok, ancak herkesten ve her şeyden büyük tek bir şey var ki o da evrenin kendi adalet mekanizması. Buzzati, bu mekanizmanın kaçınılmazlığını etkileyici bir şekilde dile getiriyor.

Bu kitapta beni en çok etkileyen öykülerden biri “Yedi Kat” oldu. Bu öyküde, bir hastalığın en iyi tedavisinin olduğu yedi katlı bir merkeze giden birinin hikâyesi anlatılıyor. Yedinci kat, hastalığı hafif şekilde geçirenlerin bulunduğu yerken, katlar aşağıya indikçe durumu ağırlaşan insanların yer aldığı bölümler yer alıyor. Kahramanımız, zaman içinde yedinci kattan çeşitli sebeplerle hastalığın en ağır olduğu bölüm olan birinci kata indiriliyor ama her defasında aslında hastalığının o kadar ağır olmadığı söyleniyor. Hikâye, psikolojinin ateşli hastalıkla mücadelesini işlerken kahramanımızın kaygısı her katta daha da artıyor.

Buzzati bazen de kısacık bir öykünün içine birden fazla öykü yerleştiriyor. Örneğin, bir cenaze töreninde, vefat eden kişinin vefat anında cenazeye katılanların neler yaptığını tek tek yazıyor. Başka bir öyküde, bir gazetecinin bir gün içerisinde gördüğü birkaç haberin oluş biçimini ele alıyor. Bu hikâyelerin içinden zıplayarak geçerken kimin aklının sıçrama tahtasında dolaştığınızı unutuyorsunuz. Ve bir yazar olarak, bütün bu öyküleri ortak bir dille değil, birden çok tarzla yazdığı için okurken keyiften dört köşe oluyorsunuz.

Belki de bir gün, bir Buzzati, sizin aklınızın içinde de dolaşabilir. İyi bir yazarın zihninde sıradan akışında bir gün bile mükemmel bir malzemedir. Bazen kendi hayatınıza yabancılaşıp “Bu acaba kimin hayatı?” demiyor musunuz? Ya da herhangi bir toplu taşıma aracında yolculuk ederken karşınızdaki insanın hayat hikâyesini kendi kendinize kurgulamıyor musunuz? Buzzati, kendi zihninin oyunlarından hepimizi nasiplendirmiş bu kısa öyküleriyle. Buzaati’nin zihninde dolaşmak, kendi dünyanızı da sorgulamanıza neden olabilir. Peki, siz hayatınızda hangi hikâyeyi yaşıyorsunuz?

Adalet Çavdar

Exit mobile version