Site icon Parşömen

İlk Göz Ağrısı: Duygu Terim ve “Aslında Her Şey Yolunda”

İlk kitabın heyecanı ayrıdır. Kâğıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar tıpkı sonrakiler gibi kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın? Yazarlık bize özgü hatalarımızla, acemiliğimizle birlikte bir uzun yolda yürümek değil mi zaten?

İlk öykü kitapları yayımlanmış yazarlarla 2015 yılından beri “İlk Göz Ağrısı” söyleşileri yapıyor, ilk kitaplarının heyecanını paylaşıyoruz. Duygu Terim, 170. konuğumuz.

Duygu Terim

Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti?

Biliyorsunuz, heves sözcüğü umut ve heyecan kadar geçicilik anlamı da barındırıyor. Heves mi değil mi karar vermek için 2018 yılında Umag Yazma Semineri’ne katılmam gerekiyormuş, hâlâ yokuş yukarı devam eden yolculuk böyle başlamış oldu.

Son iki üç yılda da günün büyük kısmında ya yazdığım ya öykü düşündüğüm süreç sonlandı, öykü dosyam tamamlanmış oldu. Şayet öykü kitabım çıktı çıkacak, galiba benim de kitabım oluyor hissine odaklansaydım kaygılarım beni alt edebilir ve yarı yolda vazgeçebilirdim. Yalnızca yazmaya devam ettim.

Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız?

Öykünün oyunbaz ve cilveli halinin bana çekici geldiğini başta söyleyeyim. Ancak bunun ne kadarı benim tercihim emin değilim, sanki kitaptaki metinler de öykü olmak istiyordu. Düşünce biçimi şiiri doğuruyorsa şiir, denemeyi doğurursa deneme yazıyorum. Sanatın her alanı derdimizi, fikrimizi anlatmanın bir aracı, keşke heykel de yapabilseydim.

Yayınevini nasıl belirlediniz? İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde neler yaşadınız?

Notos Türk öykücülüğü için yadsınamaz bir değere sahip. Notos’tan çıkan öykü kitaplarını da özellikle takip ediyordum. Fikri altyapısı eski olsa da tüm öyküler Notos Atölye’de tamamlandı. Dosya beni tatmin edince de başka bir yayınevine göndermeyi düşünmedim. Bu açıdan çoğu çağdaşımdan şanslı sayılırım. Öykülerin ortaya çıkması uzun, yayınevinde bekleme süresiyse kısa oldu.

Kitabı yayıma hazırlama sürecinde size yol gösteren, yardımcı olan bir editörünüz oldu mu?

Semih Gümüş’ün katkısı büyüktür. Atölye süreci bazen zorlu olabiliyor, ancak gelişim de kendiliğinden olmuyor. Ona bırakın öyküleri beğendirmeyi geliştirilebilir demesini sağlamak bile özveriyle çalışmayı gerektiriyor. Ayrıca edebiyat sayesinde tanıştığım dostlarımla yaptığım fikir alışverişleri de her zaman besledi öyküleri.

Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?

Mutfakta yalnız olmayı severim ama ilk yola çıktığınızda yayınlanmak, görülmek önemli geliyor insana. 2019 yılında Sadık Aslankara öykümü internet sitesinde yayınlamış ve destekleyici bir değerlendirme yazısı yazmıştı. Ardından aralarında Parşömen’in de bulunduğu birkaç mecrada öykülerim yayınlandı. Tamamı Aslında Her Şey Yolunda’daki öykülerden biçimsel olarak oldukça uzak öykülerdi. Yayınlanmaya uygun görülmeyen öykülerim yayınlananlardan katbekat fazladır.

Güncel edebiyatı takip edebilmek için internet dergiciliğinin bize sunduğu imkânı görmezden gelemeyiz. Nerede hata yapıyorum da öyküm yayınlanmıyor, okuduğum öyküden ne farkı var benimkinin? Ancak yine de bu röportajı okuyan ve yayınlanan öyküsü olmayanlar için akılda tutulması gereken bir nokta daha var. Bazen siz kötü yazdığınız için değil, yayın programına uygun olmadığı için, yayın kurulunun değerlendirme ölçütlerine uygun olmadığı için olumsuz yanıt alıyor da olabilirsiniz.

İlk kitabınızla hayatınızda neler değişti? Neler ummuştunuz, ne buldunuz?

Kitabımı alan/okuyan arkadaşların gönderilerini sosyal medya hesaplarımda utanarak paylaşmak dışında günlük hayatımda bir değişiklik olmadı.

Mutlu eden mesajlar alıyorum. Kitabımı okumasından ancak çekingen bir gurur duyabileceğim çok kıymetli bir kadın yazardan aldığım olumlu geri dönüş, her şeye değdi dedirtti, birkaç gün ayaklarım yerden kesik sarhoş gibi yürüdüm. Bu belirgin olay dışında bir zafer kazanmış gibi hissetmiyorum, daha yürümem gereken çok yol olduğunu biliyorum.

Peki, bundan sonra?

Öykü beni bırakana kadar onu bırakmaya niyetim yok, her öyküden sonra Aslında Her Şey Yolunda demek bana iyi geldi ama şimdi daha dinamik daha dışa dönük bir dil arıyorum. Bulabilirsem hikâyesi novella ya da roman olmayı gerektiren metnimi kaleme alacağım.

Exit mobile version