“Yine de her şeye rağmen yazmaya devam ediyoruz, edeceğiz. Sözcüklerin çekimine bir kez kapıldıysanız her şarta rağmen o büyülü dünyada olma isteğiniz azalmıyor. Varsın yazdıklarınız görülmesin, varsın kitaba dönüşmesin, varsın dosyalı şairler agorasında ömür tüketelim. Biz her şeye rağmen yazacağız, yazacağız, yazacağız…”
Bugün dosyalı şairler için sözü alıyorum. Kalabalığız, biliyorum. Bir agora dolusu şair. Dosyalı şairler agorası. Kitaplı şairler agorası dışında bir agora bu. Burada koltuğunun altında tuttuğu dosyasının günün birinde elinde tutacağı bir kitaba dönüşeceğinin hayaliyle yaşayan şairler bulunuyor.
Dosyalı şairlerin işi zor. Büyük yayınevleri bilinen isimlerle, marka isimlerle çalıştıkları için oraların kapılarını zorlamak beyhude bir çaba. Küçük yayınevleri ekonomik koşullar ağırlaştıkça daha da küçülüyorlar, basacakları kitap sayıları azalıyor. Ayrıca oralara da girmek çok kolay değil. Çoğunda kurucuların şiir anlayışına uygun dosyaların kabul gördüğü bir gerçek. Bir nevi gettolaşma uç veriyor oralarda, yani o kapı da çok açık değil.
Geriye kalıyor bir ödülle çıkış yapıp bir ihtimal bir yayınevinin dikkatini çekerim düşüncesiyle ödüllere başvurmak. Göle maya çalmak yani, ya tutarsa diye.
“Ya tutarsa” dediğimi biraz unutup veya göz ardı edip şiir ödüllerine topluca baktığımda sonuç çok iç açıcı görünmüyor. Bu yazı için 15 ödülün şartnamesine ve sonuçlarına baktım. Neden iç açıcı görünmüyor? Meramımı şöyle anlatayım: Dört farklı şiir ödülü sadece kitapla katılma koşulu koymuş, dosya ile başvuramıyorsunuz. Cide Belediyesi Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü, Attilâ İlhan Bilim Sanat ve Kültür Vakfı’nca düzenlenen Atillâ İlhan Edebiyat Ödülleri, Metin Altıok Şiir Ödülü ve Atakum Belediyesi Vedat Türkali Edebiyat Ödülleri’ne başvurabilmek için basılı bir kitabınızın olması gerekiyor.
Bunların dışında kalanların şartnamelerinde “yayımlanmış kitap ya da yayımlanmaya hazır kitap dosyası” maddesi var. Bu şartnamelerde “ya da” bağlacı dikkat çekiyor. Bu bağlacı kullanan ödüllerde büyük çoğunlukla kazanan kitap oluyor, geriye dönüp geçmiş yıllara bakınca. Halbuki “ya da” yerine “ve” bağlacı kullanılsa, kitap ve dosya olarak iki ayrı kategori oluşturulsa dosyalı şairler arasında sevinç çığlıkları arşa ulaşacak. Ama maalesef büyük çoğunlukla “ya da” bağlaçlı şartnameler dosyalı şairler için dezavantaj olmaya devam ediyor. Bunları da isim isim sıralarsak: Bilkent Üniversitesi Oğuz Tansel Türk Edebiyatı Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği Oğuz Tansel Şiir Ödülü, Ceyhan Atuf Kansu Şiir Ödülü, KEGEV’in (Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı) düzenlediği M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülü, TTB (Türk Tabipleri Birliği) tarafından düzenlenen Behçet Aysan Şiir Ödülü ve Yunus Nadi Ödülleri Şiir Dalı.
Kitap ya da dosya ile başvurulabilen ödüllerden biri de BUYAZ’ın (Bursa Yazın ve Sanat Derneği) düzenlediği İhsan Üren Şiir Ödülü. Bu ödülün şartnamesini okuduğumuzda diğer ödüllerin şartnamesinde görmediğimiz bir madde ile karşılaşıyoruz: “Kitap oylumunda dosya” ifadesi yerine şiir dosyasının kaç sayfa olması gerektiği belirtiliyor: “60 sayfadan az 100 sayfadan çok olmayan şiir dosyalarıyla başvurulabilir.” Ama kitapla katılırsanız böyle bir sınırlamaya, kısıtlamaya tabii değilsiniz. Kitaplığımdan rastgele üç kitap seçiyorum: Edip Cansever Nerede Antigone, Behçet Necatigil Yaz Dönemi, Metin Eloğlu Horozdan Korkan Oğlan. Bir an için bunları kitap değil dosya olarak düşünün ve şairlerinin ilk dosyaları olsun. Katılmak istiyorlar, hevesle şartnameyi okuyorlar ve görüyorlar ki bu ödüle katılma şansları yok. Çünkü kitaplar sırayla 44, 45 ve 56 sayfa. Bu kitap sayfalarının dosyaya çevrildiğinde kaç sayfaya düşeceklerini siz hesap edin.
Sadece dosya ile katılabileceğiniz ödüller az da olsa var. Ama bunların ikisi gelenekselleşememiş ve kısa ömürlü olmuştur. Bir örneğini, Klaros Yayınları’nın düzenlediği Kemal Özer Şiir Ödülü’nde görüyoruz. Bu ödül kitap ve dosya olarak iki bölümde düzenlenmiş ve dosyalı şairleri mutlu edecek bir haber şartnamede yer bulmuş: Dosya dalında 1. ve 2. olanın Klaros yayınları tarafından kitaplaştırılacağı belirtilmiş. İkincisi BERKSAV (Bergama Kültür Sanat Vakfı) Efdal Önder Şiir Ödülü. Bu ödüle sadece şiir dosyaları katılabiliyor ve ödül alan dosyayı Berksav Kültür Yayınları kitap olarak basıyor. Her iki ödülde kazanıp kitabı basılan şaire telif olarak belli bir miktar kitap veriliyor. Ama ne yazık ki bu iki ödülün ömrü kısa olmuş. Şu an devam etmiyor görünüyor.
Bir başka dosya ile katılmanın mümkün olduğu ödül Femtrak dergisi tarafından düzenlenen Turgut Uyar Şiir Ödülü. Şartnamede dosyalı şairleri mutlu edecek haber, 1. 2. ve 3.’lük ödülünü kazanan eserlerin, İz Bırakan Kalemler Yayınevi tarafından kitaplaştırılacak olması. Geçen yıl başlayan bu ödül umarım ki devam eder ve gelenekselleşir.
İki ödül daha var, onlara da şiir dosyası ile katılabiliyorsunuz. İlki Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri. Bu ödülde yaş şartı var, 30 yaş ve altı başvurabiliyor. Ödüle değer görülen dosyaların Varlık Yayınları’nca kitap olarak yayımlanacak olması dosyalı şairler açısından önemli. İkincisi Mayıs Yayınları tarafından düzenlenen Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü. Burada ise bugüne kadar şiir kitabı yayımlamamış şairler dosya ile başvurulabiliyor. Ve yine sevindirici bir haber: Kazanan şiir dosyası Mayıs Yayınları Şiir Dizisi’nden yıl içinde ve telif ödenerek kitap olarak yayımlanıyor. Her iki ödül de gelenekselleşmiş ödüllerden.
Bir sorun da belediyelerin düzenlediği ödüller. Bunların gelenekselleşmesinde en büyük engel beş yılda bir yapılan yerel seçimler. Seçim kaybedilip belediye bir başka partiye geçtiğinde bu yarışmaların bir kısmının devam etme şansı yok denecek kadar azalıyor. Bazen de belediyeyi aynı parti kazansa da ilgili müdürlüğün kadroları değişince yarışma gündemden kalkabiliyor. İzmir Karşıyaka Belediyesi’nin 2003 yılında düzenlemeye başladığı, gelenekselleşmiş Homeros Şiir Ödülü’nün başına gelen bunun en tipik örneğidir. Seçimden sonra aynı parti ile devam eden belediye, ilgili müdürlüğün kadroları değişince Homeros Şiir Ödülü’nü gündemden düşürmüştür.
Dosyalı şairler için durum bu. Teselli ararsanız dosyalı şairlerden daha kötü durumda olan deneme yazarlarına bakın. Yanlış bilmiyorsam onların bir çıkış yakalama umudunu taze tutan, dosya ile katılabilecekleri tek bir ödülleri var: Kartal Belediyesi’nin düzenlediği Vedat Günyol Deneme Ödülü. Ayrıca deneme yazarlarının dosyalarını basacak bir yayınevi bulma umutları da oldukça düşük. (Tam yeri gelmişken –konudan biraz uzaklaşmak pahasına– burada soralım: Neden bir yayınevi ya da kurum Salâh Birsel Deneme Ödülü oluşturmaz?)
Bütün bu örneklediklerimden dosyalı şairler agorasının giderek kalabalıklaştığını, oradan kitaplı şairler agorasına geçişin giderek daha da zorlaştığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bir de giderek ağırlaşan ekonomik koşullar nedeniyle yayın takvimlerinde şiir kitaplarına hiç yer vermeyen ya da giderek daha az yer veren, bu yeri de genellikle bilinen isimlere ayıran yayınevlerini de bu fotoğrafa yerleştirirsek dosyalı şairlerin, kitaplı şairler agorasına geçiş hayalinden giderek uzaklaştığını görebiliriz.
Yine de her şeye rağmen yazmaya devam ediyoruz, edeceğiz. Sözcüklerin çekimine bir kez kapıldıysanız her şarta rağmen o büyülü dünyada olma isteğiniz azalmıyor. Varsın yazdıklarınız görülmesin, varsın kitaba dönüşmesin, varsın dosyalı şairler agorasında ömür tüketelim. Biz her şeye rağmen yazacağız, yazacağız, yazacağız…
Melih Elhan
