Her yıl olduğu gibi, bu yılki soruşturmada da pek çok farklı isim, kitap, olay ve sorundan bahsetti katılımcılar. Her biri kendi üslup ve tavırlarıyla söz aldılar. Biz Parşömen olarak, serbest kürsü ya da mikrofon işlevi görmeye çalıştık. Hakaret içermediği sürece verilen yanıtların hiçbirine müdahale etmedik.
2023 Edebiyat Soruşturması, Parşömen’in yıl sonu soruşturmalarının beşincisiydi. Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine, bağımsız kitapçılara, akademisyenlere sorduk ve 77 katılımcının soruşturmamıza verdiği yanıtları yayımladık. Bilimsel bir çalışma değil bu fakat soruşturmaya verilen yanıtların edebiyat ortamımıza dair veriler sunduğu da bir gerçek. Umarım, bu açıdan da faydalı oluyordur bu soruşturmalar.
Yıl sonu edebiyat soruşturmalarına 2019’da başladık. Başlarken Türk edebiyatının geleneğinde önemli yer tutan edebiyat yıllıklarından ilham almıştık. Benim de bir okur olarak son zamanlarına yetiştiğim yıllıklarda bir yılın dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Nesin Vakfı Yıllıkları, Varlık Yıllıkları, Memet Fuat’ın hazırladığı yıllıklar, Mehmet H. Doğan’ın şiir ve Kemal Gündüzalp’in öykü yıllıkları bunlara örnektir.
Parşömen’de eski yıllıkların yalnızca soruşturma bölümlerini yaşatmaya niyetlendik. Bir yılın edebiyat muhasebesini yapmak, yıl içinde okuduğumuz iyi kitapları anımsa(t)mak, önemli olaylardan ve sorunlardan bahsetmek, bahsedilmesine vesile olmak, bunun için bir alan açmak… Kısıtlı imkanlarımızla yapabileceğimiz buydu, umarım başarabilmişizdir.
Her yıl olduğu gibi, bu yılki soruşturmada da pek çok farklı isim, kitap, olay ve sorundan bahsetti katılımcılar. Her biri kendi üslup ve tavırlarıyla söz aldılar. Biz Parşömen olarak, serbest kürsü ya da mikrofon işlevi görmeye çalıştık. Hakaret içermediği sürece verilen yanıtların hiçbirine müdahale etmedik.
Yine her yıl olduğu gibi öne çıkan kitaplar, olaylar ve sorunlar oldu. 2023 Edebiyat Soruşturması’na göz atanlar bunları zaten görecektir.
Benim bu kısa yazıda bahsetmek istediğim, soruşturmamıza verilen yanıtlarda da sıkça dile getirilen sorunlardan biri: Yayın emekçilerinin durumu. Ülkemizdeki pek çok iş kolunda olduğu gibi, yayıncılıkta da emekçiler düşük ücretler alarak, çoğunlukla iş güvencesi olmaksızın, yoğun bir iş yükü altında emek sömürüsüne maruz kalıyorlar. Soruşturma yanıtlarında pek bahseden olmadı ama ben yazarları da –yani bütün bu sürecin ilk üreticisi ve ilk halkası olan yazı emekçilerini de– bu gruba dahil etmek isterim. Memleketin içinde bulunduğu ekonomik çöküntü nedeniyle yayınevlerinin de ekonomik sıkıntılar yaşadığını tahmin etmek zor değil. Fakat yazı ve yayın emekçileri olarak emeğimizi öncelemek, hakkımız olanı talep etmek ve emeğimizin gerçek karşılığını almak durumundayız.
Editörlerin, yazarların, çevirmenlerin ve diğer yayın emekçilerinin sorunları aslında okurun da sorunu. Çünkü emek sömürüsünün böylesine yoğun yaşandığı bir yayıncılık ortamında okur da giderek daha kötü hazırlanmış, daha kötü çevrilmiş, daha kötü yazılmış kitaplara maruz kalacak. Kaçınılmaz bu. Okura ister müşteri gözüyle isterse kültür-edebiyat ortamının asli bir unsuru olarak baksınlar, yayınevlerinin kötü iş çıkarmaları uzun vadede kendi ayaklarına sıkmak olacak. Durum böyle devam ederse hem ticari olarak kaybedecekler hem de –eğer varsa, kaldıysa– saygınlıklarını yitirecekler. Hepimizin bildiği olaylardan birkaçını yazmak yeterli olacaktır: Sahte bandrol kullanımı, işten çıkarmalar, yapay zekaya yaptırılan çevirilerin gerçek kişilerce yapılmış gibi okura sunulması…
Başka bir sorun da dergilerin durumu. Bazılarına klişe gelebilir, artık geçerliliğini yitirmiş bir işlev sanılabilir ama dergiler edebiyatın can damarıdır gerçekten. Dergiler, yazarların ama daha önemlisi iyi okurların yetiştiği birer okuldur. Ve Türk edebiyatının geleneğinde bunun pek çok örneğine rastlarız. Rastlardık.
Sadece edebiyat dergilerinin değil, pek çok derginin kapandığını ya da yayınına ara verdiğini (Dergâh, Uykusuz), dijital yayıncılığa geçmek zorunda kaldıklarını (Öykü Gazetesi, Sin Edebiyat, Socrates), hâlâ yayımlanan edebiyat dergilerinin ise zorluklar yaşadığını biliyoruz. Dağıtımını kısıtlayan, iki aylık yayın periyodunu üç aya çevirmek durumunda kalan Notos örneklerden sadece biri.
Kargo ücretinin artması gibi küçük görülebilecek bir sorun bile dergileri zorlayabiliyor. Durum bu kadar vahim aslında. Abone olduğum için Ecinniler ve Mavi Yeşil dergilerinin, söz gelimi, bu artıştan etkilendiklerini, sıkıntı yaşadıklarını biliyorum. Unuttuğum, ilk anda aklıma gelmeyen pek çok dergi de muhakkak bundan olumsuz etkilenmiştir.
Benzer bir durumu Parşömen’de de yaşadık. Ara vermek durumunda kaldık ve hiçbir çözüm bulamadığımız halde geri dönmeyi göze aldık. Benim şahsi bir tavrımdan kaynaklanmadı bu durum. Yapısal bir problem var ortada. Mevcut koşullarda bağımsız basılı ya da dijital dergiler zorluklar yaşarken büyük sermaye gruplarının bünyesinde yayımlananlar güle oynaya devam ediyor yayınlarına. Sorunun ne olduğu burada saklı. (Dikkat edilecek olursa, sadece büyük sermaye gruplarının çıkardığı dergilerde değil, reklam geliriyle ayakta durmaya çalışan yayınlarda da “sorunlardan” bahsedilemediği görülür. Onlar durumları gereği, ancak “yılın en iyi kitapları” gibi listelerle yetinmek durumundalar. Bağımsız dergiciliğin önemi de burada ortaya çıkıyor zaten.)
Edebiyat dergilerinin azalmasının, belki giderek ortadan kalkmasının gelecekte (ama çok da uzak olmayan bir gelecekte) büyük sorunlara yol açacağı aşikâr. En özet ifadeyle, daha çorak bir edebiyat ve kültür ortamı bekliyor bizi.
Soruşturmada dile getirilen sorunlardan biri de okurun kitap fiyatlarındaki artıştan, zamlardan etkilenmesi. Pek çok katılımcı değindi bu soruna. Tarsus’taki Antik Sahaf Kitabevi’ni ayakta tutan İsmail Kün’ün şu sözleri durumun vahametini ortaya koyuyor:
“Bu yıl artan maliyetler karşısında sürekli artan kitap fiyatları, ekonomik kriz altında çaresizce çırpınan okurları yeni çıkan kitapları almaktan vazgeçirdiği bir yıl oldu. Bize gelen genç öğrenciler sadece daha ucuz fiyatlı oldukları için telifi çoktan bitmiş klasik kitapları alabiliyorlar. Yeni çıkan kitapların fiyatlarını sorup bırakıyorlar. Gün içinde o kadar çok tekrarlanıyor ki bu durum, her seferinde tekrar tekrar umudumuzu kıran bir travma hali ile doluyoruz gün boyu.”
Sorunlar çok ama umutsuz da yaşanmıyor. Sorunları konuşmanın çözüme giden bir başlangıç olduğuna inanmak, bilmem umudu abartmak mı olur…
***
Parşömen’e yıllar içinde sayısız ismin katkısı oldu. Fakat yayın hayatına başladığı 2007 yılından beri Parşömen’i tek başıma yayımladığım için, Parşömen’in bütününde olduğu gibi soruşturmanın günahı da bana ait. Soruşturmayı daha fazla katılımcıya ulaştırmak isterdim, ancak elden gelen bu. Tüm eksikler için affola!
Yeni yıl herkese sağlık ve huzur getirsin. İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2024!
Ömrümüz ve sağlımız olursa 2024 Edebiyat Soruşturması’nda görüşmek üzere…
Onur Çalı
Parşömen 2023 Edebiyat Soruşturması’nı yanıtlayan, aşağıda isimleri alfabetik sırayla yazılmış değerli katılımcılara tekrar teşekkür ederiz:
Abdullah Ezik, Ahmet Karadağ, Ahmet Şimşek, Arlin Çiçekçi, Arzu Anlar Saraç, Ayhan Koç, Ayşe Başak Kaban, Aziz Gökdemir, Banu Yıldıran Genç, Beyza Ertem, Bülent Ayyıldız, Buran Görün, Burçe Bahadır, Burcu Alkan, C. Hakkı Zariç, Can Öktemer, Çağdaş Küçük, Çilem Dilber, Devrim Horlu, Elvan Kaya Aksarı, Emek Erez, Erkan Yıldız, Esme Aras, Fuat Eren, Fulya Bayraktar, Fulya Kılınçarslan, Gaye Keskin, Gökhan Yavuz Demir, Gülhan Tuba Çelik, Günay Çetao Kızılırmak, Güzel Zeynep Tunçok, Hakan Sipahioğlu, Halil Genç, Halil Yörükoğlu, Hande Balkız, Hatice Günday Şahman, Hülya Soyşekerci, İlker Aslan, İlker Kocael, Işık Sungurlar, İsmail Kün, Mehmet Can Şaşmaz, Melih Elhan, Melike Uzun, Mercan Alper, Mert Tanaydın, Murat Çelik, Murat Darılmaz, Mustafa Aplay, Mustafa Okumuş, Mustafa Orman, Nagihan Kahraman, Nagihan Korkutata, Neşe Cengiz, Neslihan Cangöz, Nilgün Çelik, Okan Çil, Onur Bütün, Öykü Gizem Gökgül, Öznur Özkaya, Pınar Özdemir, Roza Alkan, Ruhşen Doğan Nar, Selman Dinler, Sevda Müjgan, Suzan Bilgen Özgün, Süleyman Doğru, Şenay Eroğlu Aksoy, Tayfun Topraktepe, Tunç Kurt, Utku Yıldırım, Uğur Deveci, Ümit Güçlü, Üzeyir Karahasanoğlu, Yaşar Ercan, Yıldız İlhan, Zekiye Antakyalıoğlu.
2023 Edebiyat Soruşturması’na verilen yanıtların tamamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.
