Site icon Parşömen

2023 Edebiyat Soruşturması: İsmail Kün

Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine, bağımsız kitapçılara, akademisyenlere sorduk.

Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin… İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2024!

İsmail Kün

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Norveçli Tore Renberg’in, dilimize Damla Güler Eren tarafından kazandırılan “Ingeborg’un Tollak’ı” ismiyle dikkatimi çekmişti önce. Timaş Yayınları etiketiyle çıkan roman, hem büyük bir aşk hikâyesi hem bir psikolojik gerilim anlatısı olarak değerlendirilebilecek bir çalışma. Romanda Tore Renberg, değerlerine sıkı sıkıya tutunmuş bir adamın, günümüzün değerleriyle çatıştığı, bu değerlere karşı direndiği, karmaşık ve rahatsız edici portresini didik didik irdeliyor. Kısa cümlelerle hızlı okunan, yaşananları geriye dönüşlerle aktaran kitapta, olaylar hızla akarken kendinizi, yakın çevrenizle ve sistemle sorgulama halinde buluyorsunuz.

Hikmet Hükümenoğlu’nun “Harika Bir Hayat”ına da değinmek isterim. Kitap, Cumhuriyet’in İlanından hemen önce 1919 yılından başlayarak, yakın tarihimizin önemli olaylarını küçük bir aile üzerinden tek tek inceleyerek aktarıyor. Olağanüstü yeteneklerle bezediği başkahramanı Harika’nın odağında olduğu, tiyatro, şiir gibi, hem sahne hem de edebiyat ortamlarının değişimi ve dönüşümünü anlatan Hükümenoğlu romanında, Cumhuriyet’in ilanı öncesi ve sonrasını, değişenleri ve değişmeyenleri üzerinden gözden geçirmemizi sağlıyor. Yakın tarihimizde yaşanan toplumsal kırılmalara değinirken anlatısını, verdiği dipnotlarla güçlendiren Hükümenoğlu, bizim gibi hafıza sorunu olan topluma, edebiyat yoluyla bir bellek tazeleme olanağı da sunmuş oluyor.

Yazdığı denemelerle edebiyatımızın önemli eleştirmenlerinden biri olarak gördüğüm Nurdan Gürbilek’in “Örme Biçimleri / Bir Ters Bir Düz Fragmanlar” isimli son kitabı da özellikle eleştiri kültürümüze önemli katkı sağlayacak bir kitap olarak yılın dikkat çekici kitaplarından biri oldu. Kitap, bir okurun okuma yolculuğunda önemli bir entelektüel durak olarak duruyor.

Henüz çok yeni çıkmış bir kitaptan bahsedeceğim, önemli bulduğum bir kitaptan daha söz etmek isterim. 2023’te 40. yılını kutlayan İletişim Yayınları etiketiyle çıkan Yüz, Tanıl Bora ve Kıvanç Koçak’ın derlediği, 38 farklı yazarın katkı sunduğu, her yazarın kendi üslubunu/bakış açısını içeren kitap. 100 özgün ve kısa portre üzerinden 100 yıllık Cumhuriyet’in seyrine bir bakış sunan Yüz, hem bilgilerini tazelemek isteyenler için hem özgürlüklerin hâkim olduğu demokratik bir Cumhuriyet’e ulaşmanın yolları üzerine düşünmek isteyenler için önemli bir çalışma.

Uğur Deveci’nin ikinci romanı Buzdan Top da bu yılın iz bırakan romanlardan oldu. Bir kamyonet içinde Ege’yi gezerken tanık olduğumuz birbirinden bağımsızmış gibi görünen hikâyeleri ustalıkla birbirine bağlayan Deveci, beş parmağın peşinde, kayıp buz kalıplarıyla okurunu maceradan macera sürüklerken, gülümsetip aynı zamanda şaşırtıyor da.

Yine çok güzel işler yapan butik yayınevleri var. April, Amorf, Vacilando, Siren, Jaguar, Harfa, Garaj vs. gibi. Örneğin Harfa Yayınevi, 2022’de oldukça ilgi çeken Ocean Vuong imzalı Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz’den sonra bu yıl da Marian Engel’in Ayı isimli romanı ile dikkatleri üstüne çekti. Yılın ortalarında Duygu Akın’ın çevirisiyle okuruna ulaşan Engel, masalsı ve tuhaf olarak nitelenebilecek romanında, bir kadının özgürlüğüne doğru ilerlerken, diğer canlılarla bir olma duygusunu incelikle işliyor. İnsanın doğadaki yerini sorgulatan önemli bir çalışma.

Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

2023 Nobel Edebiyat Ödülünün Norveç’li Jon Fosse’ye verilmesi. Dünyada önemli bir edebiyat olayı diye nitelendirilebilir. Yine Frankfurt Kitap Fuarı’nda Adania Shibli’ye verilecek ödülün savaş bahane edilerek iptal edilmesinin yaşadığımız günlerin ruhunu yansıtan gelişmelerden biri olduğunu söyleyebilirim.

Biz de ise, bu yılın başında yaşanan ve tarihimizin en büyük yıkımına yol açan deprem felaketi sonrası edebiyatçıların felaket fotoğrafları üzerine yazıp yazmama meselesi ve bunun sosyal medya hesapları üzerinden tartışılması bence üzerine düşünülmesi gereken bir olaydı. Yine öyküde intihal iddiasını da bu şekilde değerlendiriyorum. Bir konunun sosyal medya hesapları üzerinden tartışılmasının bir kör dövüşü olduğunu artık bilmemiz gerekiyor.

Bir de ödüller meselemiz var. Yıllardır hemen her ödül süreci sonrası tartışır dururuz, alan hak etti mi, almayanın nesi vardı? Gibi. Bu bağlamda bir öykü süreci sonunda, dört kişilik jürinin 65 öykü kitabı içinden, dört kitabı ödüle layık bulması da bana ilginç geldi açıkçası. İntihal şiirle bir ödül alınması da ülkemizde ödül müessesesinin üzerinde ciddi olarak düşünülmesini gerektiriyor. Nitekim edebiyatın dışında diğer sanat dallarında da ödüller konusunda durum edebiyattan farklı değil.

2023’e dair önemli olaylardan birinin de sayıları hızla azalan biz bağımsız kitapçıların örgütlenme meselesi olduğunu düşünüyorum. 2022’de kurduğumuz çiçeği burnunda “Bağımsız Kitapçılar Derneği” ile bu yıl da örgütlenme çabamızı sürdürüyoruz. Yine yayıncı Nazlı Berivan Ak’ın ilk yönetmenlik deneyimini gerçekleştirdiği Kitapçı belgeselinin özel gösterimlerle izleyici karşısına çıkmasının, yazarı, yayıncısı ve kitapçısıyla bir bütün olan kitap dünyasında 2023’e dair önemli bir olay olduğunu belirtmek isterim.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Kendimi bildim bileli tartışa geldiğimiz okuma ve yazın kültürümüzün bütün sıkıntılarının, ekonomik krizler sonucu sürekli artan fiyatlarla daha çok arttığı umutsuz bir yıl oldu 2023. Yaşamın her alanında sonuçlarıyla kendini gösteren ekonomik krizin, bütün girdilerini yurt dışından karşılayan kitap ve dergi yayıncılığını bitme noktasına getirdiğini gözlemliyoruz. Bu yıl artan maliyetler karşısında sürekli artan kitap fiyatları, ekonomik kriz altında çaresizce çırpınan okurları yeni çıkan kitapları almaktan vazgeçirdiği bir yıl oldu. Bize gelen genç öğrenciler sadece daha ucuz fiyatlı oldukları için telifi çoktan bitmiş klasik kitapları alabiliyorlar. Yeni çıkan kitapların fiyatlarını sorup bırakıyorlar. Gün içinde o kadar çok tekrarlanıyor ki bu durum, her seferinde tekrar tekrar umudumuzu kıran bir travma hali ile doluyoruz gün boyu. Bizden kitap almayı sürdüren müdavimlerimiz de, bizi ve bağımsız kitapçılığı önemseyen, varlığımızı sürdürme çabamıza destek olmak isteyenler ve gelecekte okuma zevklerini e-mağazaların insafına bırakmak istemeyen okurlardan oluşuyor.

Bir taşra kitapçısı olarak, edebiyatın merkezinin İstanbul’da attığının bilinciyle ortamdan kastedilen şeyin de İstanbul’da olduğunu, hatta orada da Beyoğlu olduğunu bilirdik. Kitapçı dükkânları, sahaflar, kahvehaneler, pastaneler, hatta gazete-dergi büroları ve akşamcı meyhanelerinde buluşan yazın çevreleri, edebiyata dair sohbetler eder, tartışır, fikir alışverişlerinde bulunurlarmış. Bu mekânlar edebiyat ortamlarını oluştururmuş. Böyle ortamların biraz daha düşük ölçekli olanlarının da Ankara, İzmir gibi diğer illerde olduğunu bilirdik.

İnternetin yaygınlaşıp kitapların elektronik mağazalarda satılmaya başlamasıyla, eski gücünü yitiren bağımsız kitapçılar ardı ardına kapanmaya başlamışken, bunun üstüne yaşanan Pandemi ile mücadele önlemleri çerçevesinde alınan kısıtlama kararları sonucunda gerçekleşen kapatmalarla, bu olumsuz süreç hızlanmış Pandemi sonrası birçok kitabevi kapılarını açamamıştı. Bunun üstüne sosyal medya uygulamalarının yaygınlaşması ve cazibe merkezi oluşturmasıyla, edebiyat ortamlarının fiziki mekânlardan sanal sosyal medya platformlarına kaydığını söyleyebiliriz.

Yoksulluğu arttıran iktisadi uygulamalarla boğuşan, cezasızlık, baskı ve adaletsizliğin tavan yaptığı hukuk sistemiyle cebelleşen toplumumuzun kelimenin tam anlamıyla mutsuz edildiği ülkemizde, edebiyata ve okumaya dair umut beslemenin zorluğuna karşı, gelecek yılın daha güzel olmasını diliyor ve Parşömen’e teşekkür ederek daha uzun yıllar varlığını sürdürmesini diliyorum.

Exit mobile version