Site icon Parşömen

2023 Edebiyat Soruşturması: Zekiye Antakyalıoğlu

Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin… İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2024!

Zekiye Antakyalıoğlu

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Şule Gürbüz’ün son romanı Kıyamet Emeklisi 1. ve 2. Cilt (İletişim Yayınları) 2022’de yayınlandı, ben bu yıl okudum. Edebiyatımızda çok büyük bir yeri olacağını düşündüğüm harika bir roman. Şule Gürbüz’ün anlatı dili, derinliği, kelime dağarcığı, üstü tozlanmış onca kelimeyi yapmacıksız, rahatsız etmeden muhteşem biçimde kullanışı, hikâye anlatıcılığı ve kurgusal ustalığına bir kez daha hayran kaldım. Kıyamet Emeklisi, aslında roman türünün başlıca işini yapıyor, yani bireyselliğin, kişinin öz-bilincinin nasıl inşa edildiğini ve bu “inşa”nın nasıl bir ilüzyon olduğunu inceliyor. Bunu da bir nevi “zikir” diliyle yapıyor. Başkişisi 1960 doğumlu, boynunda bir ayının burnundan kendi elleriyle çıkardığı halkayı taşıyan Aziz. Roman, Aziz’in tasavvuf felsefesiyle manevi olgunlaşma, kendini tanıma, anlama, varlığına bir anlam bulma kaygılarını, tüm yaşam deneyimlerini küçük yaşlarından bugüne uzanan bir süreçte ironiyle yoğurarak, Don Kişot’u anımsatan biçimde idealizmle gerçekliği birbirine geçirerek, bundan doğan ikilemleri bizi gülümseten bir incelikle ama büyük bir ciddiyetle sunuyor. Romanı okurken Şule Gürbüz’ün, tıpkı karakteri Aziz gibi, dile ve kelimelere ne büyük tutku ve şehvetle bağlı olduğunu hissettim. Dilin hayalleri, benliği, inançları, düşünceyi, belleği, gerçekliği, idealleri ve diğer her şeyi inşa eden, eyleyen, var kılan bir araç olduğu fikrini yine dilin kendisiyle söyleme dönüştürme becerisine, tüm söylemlerin beyhudeliğine yaptığı vurguya, bunu bir roman kisvesinde okura sunma biçimine hayran oldum. Kıyamet Emeklisi, üzerine daha uzun yıllar konuşulacak, yazılacak, düşünülecek ve edebiyatımızda önemli bir yer tutacak müthiş bir eser. Sadece edebiyatçılar için değil sosyologlar, psikologlar, felsefeciler, dilbilimciler, tarihçiler ve hatta ilahiyatçılar için de koca bir kaynak. Yirmi birinci yüzyılda inşa edilmiş bir Babil Kulesi.

Size göre 2023 yılının önemli edebiyatolayları nelerdi?

2023’te büyük bir deprem felaketi yaşadık. 6 Şubat depreminde sayısız (sayılar hala bilinmiyor) insanımızı korkunç biçimlerde kaybettik. Etkileri hala süren, yaraları hala sarılamayan, ülkenin tamamını derinden etkileyen, üzen, travmatize eden büyük bir felaketti. Dilerim bir daha yaşanmaz. Depremin kendisi bir edebiyat olayı değil elbette…Ama uzun vadede edebiyatımızı, kurgularımızı etkileyecek, onlara konu olacak duygu ve deneyimler yaşadık. Gazete Oksijen’in depremin hemen sonrasında bazı yazarlarımıza deprem fotoğrafları yorumlatması, acıyı şiirselleştirmeye çalışması ve yazarlarımızın aymazlığı, sonra da kendilerini bir pazarlama taktiği için oyuna getirilmiş hissederek kamuoyundan özür dilemesi olayını da buraya eklemek isterim.

2023’te Milan Kundera, Cormac McCarthy, Martin Amis, Fay Weldon, Louis Glück gibi önemli yazarlar aramızdan ayrıldı. Aynı zamanda Sinead O’Connor, Matthew Perry,Tina Turner ve Özkan Uğur gibi yıldızlar da kaydı gitti.

2023 Nobel Edebiyat Ödülü –yine ülkemizde pek tanınmayan ve benim de henüz okuma fırsatı bulamadığım– Norveç’li yazar Jon Fosse’a “söylenemez olana ses veren yenilikçi oyunları ve düzyazıları” nedeniyle verildi. Yazarın dilimize çevrilmiş eserleri olan Melankoli, Sabahtan Akşama ve Üçleme’yi kimse yazarla pek ilgilenmezken yayınlayıp ülkemize tanıtan ve öngörülü davranan Monokl Yayınevine de bu vesileyle piyango vurmuş oldu. Kendilerini tebrik ederim.

52. Orhan Kemal Roman Armağanı Kemal Varol’un Babamın Bağlaması (Everest, 2022) adlı romanına “Türkçeyi parlak, incelikli ve anlaşılır bir şekilde kullanması, olaylar arasındaki konu geçişliliğini ve dramatik akışı başarılı bir şekilde kurmuş olması, kültürel öğeleri yerinde doğru olarak işlemesi ve evrensel insan sevgisini hatırlatması” nedeniyle verildi.

2023 Erdal Öz Edebiyat Ödülü Füruzan’ın oldu. Füruzan, bu ödülü, “1970’lerden itibaren çöken burjuva ailelerinin, yoksulluk ve yalnızlıkla boğuşan kadın ve çocukların, yabancı ortamlarda bunalan ve yurt özlemi çeken göçmenlerin dramlarına sevecenlikle yaklaştığı; umutlu gelecek için emek verenlerin uğradıkları haksızlıkları ve toplumsal yaraları ele alırken kişileri derinlemesine incelediği” gerekçesiyle aldı.

Everest İlk Roman Yarışması 2023 kazananı Sisler Dağıldığında isimli dosyasıyla Gülhan Davarcı oldu. Roman, “baba erkini deşifre etmesi, farklı biçimlerini görünür kılması, bunu yaparken güçlü bir kurgu oluşturması, dili gösteriye kaçmadan olgun ve tutumlu kullanımı, karakterin psikolojik derinliğini yansıtmadaki başarısı” nedeniyle bu ödüle değer bulundu.

2023 Turgut Uyar Şiir Birincilik Ödülü, “Ben Sizin Yabancınızım” adlı dosyasıyla Ertan Mısırlı’ya verildi. Ödülün ikincisi Murat Yurdakul’un ödülü, şiirlerin bir kısmının Fırat Baytak’ın Göç, Yol, ve Taş isimli şiir kitabındaki şiirleri olduğunun belirlenmesi üzerine iptal edildi ve Murat Yurdakul diskalifiye edildi. Seçici Kurul kararıyla 2023 Turgut Uyar Şiir Ödülü ikinciliği, “Otokritik Bir OHAL Markası” adlı dosyasıyla Hicran Aslan’a verildi. Bence Murat Yurdakul’un bir sonraki şiir dosyasının adı “Yalancının Mumu” olabilir. Rezillik…

(Hazır önemli bulduğumuz edebiyat ödüllerinden söz açmışken hepsine genel bir eleştiri yapmak istiyorum. Bu ödüller neden bir jürinin toplanıp bir kişiyi seçmesi ve gerekçenin iki cümleyle geçiştirilip basında çok kısaca yer almasıyla gündemden çıkıyor? Neden yayınevleri veya bu ödülü veren kurullar bu işe biraz karizma katmıyor? Neden ödül kamuoyunda önemli hale getirilmiyor? Örneğin neden hiçbir ödül bizim Booker veya Nobel gibi ödüllerden duyduğumuz heyecanı okurlarda ve yazarlarda uyandırmıyor? Ödüllerin ve o ödüllere layık görülenlerin daha saygı görmesi, onlara daha önem verilmesi gerekmez mi? Yoksa bu iş de her sene vakıf üniversitelerinin sırf kendi reklamlarını yapabilmek için ona buna ödül dağıtmasına benzemeyecek mi? Ödüller ve ödüllere layık görülenler daha önemsenmeli ve bu süreç gereğince işlemeli kanısındayım. Yoksa ödül dağıtmaktan kolay ne var allah aşkına!)

Şair, akademisyen, çevirmen Serhat Uyurkulak’ın yeni şiir kitabı Dünyalık (2023) Yapı Kredi Yayınları tarafından yayınlandı. Dünyalık başka başka özneler ve sesler aracılığıyla, lirik, epik ve anlatımcı şiirin olanaklarını serbestçe araştırıp yoklarken insanın yurtsuzluğu ve “dünyasızlığı” üstüne düşünüyor. Romanın başat tür olduğu günümüzde şiire daha çok zaman ayırmak gerektiğini düşünüyorum ve bu tür eserleri önemsiyorum.

Şiirden bahsetmişken, T.S. Eliot Bütün Şiirleri 2023 yılında, bu kez Cem Yavuz çevirisiyle, yeniden Everest tarafından yayınlandı. Meraklılarına duyurmak isterim.

Tuğba Tekerek’in çok ses getiren çalışması Taşra Üniversiteleri: Ak Parti’nin Arka Kampüsü (İletişim) 2023’te 4. Baskısını yaptı ve bu yıl Sedat Simavi ödüllerinde sosyal bilimler alanındaki çalışmalarda övgüye layık bulundu. Kitap, ülkemizde üniversitelerin düştüğü rezil hal ve bunun sebeplerini inceleyen başarılı bir araştırma.

Frankfurt Kitap Fuarı’nda Filistinli yazar Adania Shibli’ye Küçük Bir Ayrıntı (Can Yayınları, 2021) adlı romanı için ödül verilmesi planlanan tören, İsrail-Filistin arasında devam eden çatışmalar nedeniyle iptal edildi. Siyaset üstü olması gereken ve aydın insanların bir araya gelmesi beklenen bir ortamda bu tür bir olayın yaşanması skandaldı. Bu sebeple fuarda Slavoj Zizek’in yaptığı konuşma çok yerinde ve cesur bir cevap niteliğindeydi.

100. Yılında Cumhuriyet’in Sanatı (2023, Kolektif) bu yıl yayımlanan önemli kitaplardan birisi. A. Celal Binzet, Evin İlyasoğlu, Ayşegül Yüksel ve Burçak Evren gibi alanında uzman yazarların plastik sanatlar, müzik, tiyatro ve sinema alanlarındaki atılımın 100 yıllık öyküsünü anlattıkları Cumhuriyet’in 100. Yılında Sanat, devrimimizin bir asırlık kültür savaşını özetliyor.

Ünal Aytür’ün çeşitli makale ve önsözlerinden derlenen Destandan Romana (Yapı Kredi, 2023) Yapı Kredi yayınlarının değerli editörü İshak Reyna tarafından yayına hazırlandı. Kitap Ankara Üniversitesi Dil-Tarih ve Coğrafya Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünün iz bırakan hocalarından Ünal Aytür’ün çeşitli makale ve önsözlerine yer veriyor. Destandan Romana bir yandan destan, şiir, hiciv, roman, tiyatro, öykü ve edebiyat kuramı-eleştiri gibi edebi türleri Homeros’tan 1960’lara gelişimleri ve anlatım yöntemleriyle ele alırken, diğer yandan Aytür’ün tek başına ya da eşi Necla Aytür’le çevirdiği George Eliot, Henry James, Joseph Conrad, E. M. Forster, D. H. Lawrence ve William Faulkner gibi yazarları ve kitaplarını da okurla buluşturuyor.

Araştırma, deneme türünde Jale Parla’nın Edebiyat yazıları: Kuram ve İnceleme(İletişim, 2023), Orhan Koçak’ın Virgül Yazıları (Everest, 2023) ve Nurdan Gürbilek’in Örme Biçimleri (Metis, 2023) bu yıl okurla buluşan önemli eserler oldu.

Metis Yayınları ve Sanat Kritik’in birlikte düzenlediği, Bilge Karasu’nun edebiyatının yazarlar ve araştırmacılar tarafından değerlendirdiği Bilge Karasu Günleri, 17-18-24 Kasım günlerinde Beyoğlu Aynalı Geçit’te gerçekleşti. Aynı zamanda, Sanat Kritik bu yıl Fatih Bakırcı editörlüğünde iki edebiyat sözlüğü yayınladı: Şule Gürbüz Sözlüğü ve Bilge Karasu Sözlüğü. Son derece özgün ve zengin ifade biçimleri olan yazarlarımızı daha iyi kavramak adına yapılan bu çalışma ve etkinlikleri çok kıymetli buluyorum. Emeği geçenleri kutlarım.

Bu yıl yayınlanan ve çok ses getiren kitaplardan ikisi Duygu Akın çevirisiyle okurla buluştu: Kanadalı yazar Marian Engel’in 1976 yılında yazdığı Ayı adlı romanı (Harfa Yayınları, 2023) ve çağdaş İngiliz yazar Kate Atkinson’ın Hayat, Sil Baştan adlı romanları edebiyatseverlerin beğenisini topladı.

Ian McEwan’ın Dersler adlı romanı 2023 yılında Lale Akalın çevirisiyle Yapı Kredi tarafından dilimize kazandırıldı. Dersler, çağdaş romanda öne çıkan biyografi tarzında ve gerçekçi geleneğe bağlı kalarak yazılmış, 1950’lerden günümüze tarihe tanıklık eden bireysel bir Odyssey. Çok keyifle okudum.

Elbette Murathan Mungan’ın bu yıl okurla buluşan romanı 995 km’yi de unutmamak gerekir. Roman Musa Anter cinayetini bir sembol olarak ele alıp halkımızın ve devletin en sevdiği şey olan “unutma” yatkınlığına karşı bir hatırlatma eylemi olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin siyasi tarihine, faili meçhul tüm cinayetlere göndermeler yapan bu politik roman da mutlaka okunmalı.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Ülkemin bitmeyen sorunları ne yazık ki edebiyata da yansıyor. Yaşamak, nefes almak artık çok daha zor. Her şeye rağmen yayınevleri hayata tutunuyor. Ama kitap fiyatları da aşırı arttı. Zaten az okuyan ülkemizde yayıncılık sektörünün geleceği ne olacak bilmiyorum.

Parşömen geçtiğimiz yıl yayın hayatına son vereceğini duyurmuştu. Bir avuç edebiyatseverin büyük çaba ve sıkıntıyla hayatta tutmaya çalıştığı Parşömen’in yeniden aramıza dönmüş olmasına çok sevindim.

Parşömen’in bu anketi sayesinde her yılın sonunda o yıl boyunca edebiyat dünyasında yaşanan önemli olayları, okurla buluşan yayınları yeniden düşünme, onlara kendi penceremden bakma ve aklımda kalanları bir yerde toplayabilme fırsatı buluyorum. Buna vesile olduğu için Parşömen ailesine ve bilhassa Onur Çalı’ya teşekkür ederim.

Yeni yılın hepimize ve Parşömen ekibine güzellikler getirmesi dileğiyle…

Exit mobile version