Site simgesi Parşömen

Nahid Sırrı külliyatına bir kitap daha eklendi

Nahid Sırrı Örik’in İstanbul’a dair yazıları, “İstanbul Yazıları” adıyla Everest Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden:

Nahid Sırrı Örik’in 1933 ile 1954 yılları arasında çeşitli süreli yayınlarda çıkmış makalelerinden derlenen İstanbul Yazıları, İstanbul’a dair küçük ve “dikkate değer” ayrıntıları içeren bir koleksiyon niteliğindedir. Kültür, sanat, şehirleşmeye dair büyük birikimi ve dikkatli gözlemleriyle Nahid Sırrı, bu yazılarda hem güncel sorunlara değinir hem de “klişe”nin dışında, başka bir İstanbul’u görmeye çalışır. Modernleşmenin tıpkı hayatlar gibi mekânları da şekillendirdiği bir dönemde yazar; İstanbul’u çok yönlü bir dönüşümün eşiğinde bir şehir olarak değerlendirir. “Boğaziçi Müzesi” kurma gibi fikirleriyle şehir kültürüne yeni boyutlar katma isteğini de sergileyen Nahid Sırrı için, İstanbul bir servettir.

Nahid Sırrı Örik

Nahid Sırrı Örik, 1895 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Örikağasızâde Hasan Sırrı Bey, idarecilik ve eğitim alanında üst düzey görevlerde bulundu. Annesi Üçüncü Ordu Topçu kumandanı İbrahim Paşa’nın kızıdır. Düzenli bir eğitim görmedi, evde mürebbiyesinden Fransızca öğrendi, mürebbiyesinin okuttuğu kitaplarla Fransız Edebiyatı ile tanıştı. Bir süre mahalle mektebine gitti, daha sonra bir İngiliz, bir de Fransız mektebi ve Galatasaray Lisesi’ne devam ettiyse de hiçbirisini bitiremedi. 1915-1928 yılları arasında babasının işi sebebiyle Avrupa’yı dolaştı; Tiflis, Berlin, Paris, Viyana, Roma, Kopenhag gibi şehirlerde yaşadı. 1928 yılında Cumhuriyet gazetesinde çalıştı. Milli Eğitim Bakanlığında çevirmenlik yaptı. Ankara’da bulunduğu dönemde, 1933 yılında Yaşar Nabi Nayır ile birlikte Varlık dergisini çıkardı. 18 Ocak 1960 tarihinde kalp krizi sonucu vefat etti.

Anadolu gezileri sırasında yazdığı makaleler çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. Yaşamının son döneminde çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. Nahid Sırrı Örik’in ilk öyküsü “Zeyneb la courtisane” (Kibar Fahişe Zeyneb) Paris’te çıkan bir dergide Fransızca olarak yayımlandı. Öykü ve romanlarında Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet dönemine geçiş sürecindeki insan ve toplum ilişkilerini konu edindi. Yapıtlarını gerçekçi ve yalın bir anlatımla kaleme aldı. Eski yaşantının kalıntılarını, silinmekte olan adetleri, töreleri ve insan tiplerini, “kibar tabakanın” maddi-manevi düşkünlüklerini işledi.

Mobil sürümden çık