Site icon Parşömen

2022 Edebiyat Soruşturması: Mercan Alper

Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız yıl sonu edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Mercan Alper

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Yıl içinde pek çok kitap kulübünde okumalara katıldım. Bu nedenle 2022 yılındaki listem kulüp listelerindeki kitaplardan oluştu diyebilirim. Hâl böyle olunca yeni çıkan kitaplara zaman ayırma şansım olmadı.

Ancak fırsatını bulmuşken son zamanlarda işlerini ilgiyle takip ettiğim bir yayınevinden bahsetmek istiyorum; Laputa Kitap. Korku ve bilimkurgu alanında yayınladıkları kitaplar ile bu türdeki büyük bir boşluğu dolduruyorlar.

Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?

Yıl boyunca pek çok olay yaşandı ve bunları çoğu ne yazık ki üzücü olaylardı. Kapanan edebiyat dergileri, artan kitap fiyatları, yeni kitap basımındaki düşüş, kitapların sansürlenmesi…

Tüm bunların yanında hâlâ yeni kitapların basılıyor olması sanırım bunu en büyük olaylardan biri sayabiliriz.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?

Edebiyat ortamımızın eş-dost-tanıdık üçgeninde dönüp durması bence en büyük sorunlardan biri. Tanıdığınız yoksa ne yazdığınız, ne kadar iyi yazdığınız bunların hiçbir önemi kalmıyor. Diyelim ki bu tanıdıklar evreninde bir şekilde eseriniz yayınlandı, bu sefer de büyüklerin tekeline aldığı “Edebiyat ortamında” sesinizi duyurmak ne yazık ki mümkün olmuyor.

Bir de eleştiri mevzusu var tabii. Hepimiz eleştiri yokluğundan bahsediyoruz ancak gerçek bir eleştiri aldığında bunu kabul edebilecek kaç kişi var diye sormuyoruz. Her işte olduğu gibi edebiyatta da yaptığımız işin en iyisi olduğumuzu ve diğerlerinin bu konuda bize söyleyecek sözleri olmadığını düşünüyoruz. Ne eleştirebiliyor ne yapılan eleştiriyi kabul edebiliyoruz.

Tüm bunların üstüne bir de hiç bitmeyen iyi okur tartışmaları var. Bu zorlu koşullarda okuyan az sayıda insanın ne okuduğuna karışmak yerine okumayı teşvik etmek olsa keşke meselemiz.

Exit mobile version